korunmak için soğansarımsak yiyin demeçlerinin ardında yatan nedenin muhtemelen şu olduğu grip. gribin genelde gripli kişiyle aynı havayı soluma sonucunda yayıldığı düşünülürse pek tabi soğan sarımsak yiyen adamın etrafına kimse yanaşamayacağı için domuz gribne yakalanabilme gibi bir durumu da söz konusu olmayacaktır.
işim ve çalıştığım yer nedeniyle * insanların burnuma karabiber kaçsa dahi hapşırdığım anda benden kaçmasına sebep olan hastalık. hala bu hastalığı kapmamış olmamı ben de şaşkınlıkla karşılıyorum. zira pürel kullanmak dışında sandığınız kadar büyük önlemler almıyoruz.
en azından halı altına itilmeyecek önemli bir olaydır. ölenler boşuna ölmüyor, domuz gribi denen illetten ölüyor. o kişilerin yerinde herkes olabilir, ajitasyon değil. onlar da "ben domuz gribi olup ölücem" diye gezmiyorlardı zaten. kimsenin aklına bile gelmez kendisinin yakalanacağı doğal olarak. ama insanı ölüme kadar götürülebilen bir hastalık karşısında cool takılan insanları anlayamıyorum. çünkü umursamazlığınızın altında sorumsuzluğunuz da yatıyor olabilir. korkmayıp önlem almadığınız için sizin yüzünüzden başkalarına, bize de bulaşabilir. o yüzden kendi hayatınıza değer vermiyorsanız bile hayatına değer verenlere saygı gösterip destek olun. domuz gribi tipe göre muamele yapmıyor ne yazık ki, cool'luk falan dinlemez.
bütün immünologlar tarafından toplumdaki griplerin %98ini oluştursan grip türü. Aynı şekilde immünologlar tarafından şu anda geçirilmesinin daha karlı olduğu, 1 2 ay içinde H1N1 virüsünün vücutlara gire çıka daha çok antijenik özellik kazanmasıyla daha yıpratıcı bir hal alacağının düşünüldüğü de bir gerçektir. Tabii bunu hadi azıma hapşırın, burnuma kusun diye yorumlamak yanlış olur. En iyisi alınabilecek bütün tedbirlerin alınmasıdır. Yakalanıldığı taktirde ise paniğe kapılmadan normal bir tedaviyle atlatılması gereken hastalıktır.
en ufak ateş, halsizlik belirtisinde derhal doktora gidilip en erkeninden ilaç tedavisine başlanması, 4 günde adamı tekrar ayağa kaldırır. çok da fiyakalı bir hastalık değildir.
kişide bilinç kaybına da yol açan, önce gösteren sonra veren hastalıktır. "2 gün yattım kalktım oo ye" diye geziniyorsanız, benim gibi göte gelir, yataktan kalkamaz olursunuz. genelde zatürreye dönüşmesi halinde ölümcül olabilir. öksürük, deride kuruma, nefes alırken bir şey batıyormuş gibi hissedilen acı, nefes darlığı (zorluğu diyelim) ve ciğerlerde oynaşma(acıma) da zatürrenin belirtilerindendir.
birkaç gün sakin olup insanlardan uzak durmayı deneyin. çok sıcak olmamak kaydıyla çay, çorba falan için. sarhoşluk halinin tadını çıkarın, cidden kafanız gidecek çünkü. gözleriniz acıyınca "ühühü yoksa gözlük mü takıcam ben yoksa bozuldular mı!" diye heyecan yapmayın, beyin kaldırmıyor, ondan o. kapatın bilgisayarı yatın.
bahsi geçen birkaç günün ardından hastalıktan kurtulamadıysanız, hastalığınız aynen devam ediyorsa ya da şiddetleniyorsa, kaçın doktora gidin. tabi hemen doktora gitmek daha iyidir ama benim sebeplerim var, gitmem ben.
who 45. hafta raporuna göre, türkiye için risk derecesi high olan hastalıktır. yüksek mi diyeyim, fazla mı diyeyim, büyük mü diyeyim, siz kafanıza göre çevirin artık bunu.
yayılma hızı iyice artan ve okullarda ciddi tehlike yaratan salgın hastalık.
kadıköy ilçesindeki bir ilköğretim okulunda *sadece bir sınıfta 16 öğrencide tespit edilen h1n1 virüsü tahminlerden daha hızlı yayılmaya başladı. birçok okulda devamsızlık %50 civarına dayandı. sanırım istanbul valiliği tatil kararını kastırabildiği kadar kastıracak ve kısa süre sonra şubat tatilini de içine alan uzun bir tatil ilan edecek.
an itibariyle küçük kardeşimin aşı olup olmaması ile ilgili okuldan verilen kağıdını okuduğum mevzudur. kağıdı okumadan önce "aşı olmasını istemiyorum." diye çarpılamıştık zaten. okuduktan sonra da kararımız değişmedi. ama koca kağıdı doldurmuşlar, ballandıra ballandıra anlatmışlar aşının faydalarını.
bazı alıntılar:
"h1n1 virüsüne karşı en iyi korunma yolu aşıdır."
"aşı "bir sürü bir sürü kurum"* tarafından tavsiye edilmiştir."
bir de yan etkileri var. en altta. fontu küçültüp yazmışlar:
"ciddi allerjik reaksiyonlar, beyin dokusu, sinir, böbrek ve damar iltihabı, bilinç kaybı ve istemli kaslarda şiddetli ritmik kasılmalar, yüz felci ve solunum sistemi rahatsızlıkları..." ***
en son bulabildiğim verilere göre "2009 yılında meksika'da başlayıp dünyaya yayılan virüs,191 ülkede yaklaşık 735 927 kişide görüldü, 6179 kişi h1n1 virüsü nedeniyle yaşamını yitirdi."
bildiğimiz gripten yılda yarım milyon insan ölüyor...
tehlikeli yönü 'kolay bulaşması' olan hastalık. öldürme riski normal gribe göre çok daha düşük. hatta 25-30 yaş üstü insanlarda risk 0'a yakın hale geliyor.
olmayın efendim şu aşıyı, en büyük hissedarının donald rumsfeld olduğu kuzey amerikan gilead sciences şirketi para kazanmasın. kuş gribinde de roche kazandı, sıra şimdi bunlarda. sağlık üzerinden rant çabası çok aşağılık bence. *
kıtalar arası pandemi yayılmadır.günümüzde yani normal bilinen grip e göre çok daha çabuk yayılır ama çok daha zararsız bir griptir ve ayrıca domuz gribi 1000 kişi de 2 normal grip ise 1000 kişi de 4 kişiyi öldürür.bir de sars grip'i var dı 2003 de ilk çin'de görülmüş salgın! ne tuhaftır ki o sene pekinde dünya ticaret fuar'ı vardı.fuar sars salgını dolayısıyla olmadı, çin 320 milyar dolar zarar etti. şimdi herşeyi unutalım tekrar hatırlamak üzere;
çin sürüm dolayısıyla ve ucuz işçilikle, günümüzde karşımıza çıkan ne alırsan 1 milyoncuları türkiye ye sunmuştur, bu gibi stratejik düşüncelerle yine dünya pazarına sunmuşlardır ve bu amerika ekonomisini vurmuştur.
***"yoksa 2003 yılında dünya ticaret fuarının olmamasına ve çin in 320 milyar dolar zarara girmesine sebep olan sars salgını gibi, domuz gribi de türkiye'ye bir şeylerimi unutturmaya çalışıyor karmaşa mı yaratmaya çalışıyor" ne dersiniz!?
normal bir grip den çok daha zararsız bir gribi, medya'nın da sanatıyla insanlara nasıl tanıttıkları ortada, rezillik! insanlığımdan utanıyorum.bir doktora görünmeyin siz asparagas gelenekten gelen medya ya inanın saçmalayın, aferin size!
biyolojik savaş sanatının en son halkası. deli dana hastalığı, kuş gribi, şarbon, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve en son olarak domuz gribi. dünya da bir salgın bitip digeri başlıyorsa bu işte bir iş vardır. gribime gitti doğrusu.
edgar fernandez adındaki 6 yaşındaki bir veletten tüm dünyanın başına musallat olan illet.
nedendir bilinmez bizde bir "domuz gribi" söylemi almış başını gidiyor.
hayır dünyanın her tarafında çıkan gazete ve mecmualara göz gezdiriyorum ama bir tane faninin de domuz gribi dediğine şahit olamadı bu gözler yanarım ona yanarım.
sanırım insanlar üzerinde etkisi olsun diye bizim yetkili merciiilerimiz böyle münasip görmüş.
influenza, swine flu, pandemik a şeklinde söylemler kulağa itici gelmiyor en azından.