pkk terörü başlayana kadar adı anılmayan kelimedir. amediya kelimesi antik çağlarda ve sonrasında bizans döneminde kullanılmıştır. diyarbakırlıların kendi şehirlerine verdikleri isim esasen diyarbekir dir. bu kelimenin kökeni de yüzyıllar önce arap bekr kabilesinin kente yerleşmesine dayanır. o zamandan beri gerek araplar, gerek kürtler, gerek türkler hep diyarbekir ismini kullanmıştır. amed kelimesi, pkk terörünün artması ve kendi resmi tarihlerini oluşturmaya çalışması, kentin arap tarihini yahut cumhuriyet diyarbakırını dışlayacak isim araması sonucu ortaya çıkmıştır. kanıt mı? basit..
kürtçe eski halk türkülerinde hep diyarbekir ismi geçer, amed ismi geçen otuz yıl öncesine ait hiçbir türkü , şiir bulamazsınız. pkk terörü ve sempatizanlarının seksenlerden sonra çığırması, uydurmasıdır amed yaftası..
yararrak kafalı terörist sempatizanları anlasa da anlamasa da durum budur.
bir insanın bir şehrin halk arasında kullanılan ismini kullanınca, faşistlerce terörist - terör sempatizanı olabileceğini göstermiş şehir ismi.
bu faşistler zannediyor ki; amed denilince orası "kürdistan" oldu, türkiye toprağı değil. ulan olay buradan çıkmıyor mu? sen adamları öyle bir baskı altında tutuyorsun, dillerini, kültürlerini yaşamalarına bile izin vermiyorsun, sonra diyorsun ki "bu ibneler niye türkiye'yi, devletlerini sevmiyorlar?". sevmesine izin vermiyorsun ki sevsinler.
faşist pezevenklerin anlayacağını bilsem saatlerce anlatırım burda bu ismin neden hala kullanıldığını ama adam okumayı beceremiyor ki. kötüleyince bir bok olduğunu zannedecek.
amed kelimesi pkk'lıların kullandığı isimdir. bu pkk'lılar bütün bir tarihi tahrif etmişler ve internet ortamında diyarbakır yazan yerleri, kütüphane benzeri ortamlarda ise içinde diyarbakır geçen yerleri karalayıp yerine amed yazarak sanal bir şekilde bu kelimeyi bulmuşlardır. Bu kelimenin hiçbir tarihsel kökeni yoktur, yalandur, palavradır. Şu anda kafaları karışan öz be öz diyarbakırlılara batı illerden gelen uzmanlar tarafından "amed değil diyarbakır burası" adı altında bilinçlendirme dersi verilmektedir.
istanbul'dan, izmir'den, ankara'dan dışarıya çıkmamışların ismi üzerinde atıp tuttukları şehir. oraya orada yaşayan ne demek isterse onu der çocuğum onu der.
Bazılarının Diyarbakır'ın adı olduğunu iddia ettiği kelime.
Lakin sorarım neden amed in adı demezler de diyarbakır ın adı derler... Çünkü, Gavura gavur demek yasaktır. Amed mamed 1500 yıl öncesinde kaldı. Aranızda o kadar geri kafalı varsa gelsin bi ara düzeltiriz...
diyarbakırın yeni nesil havalı ve entellektüel ismi.diyarbakıra diyarbakır demeyle ne diyarbakır birşey kaybeder ne diyarbakırlılar.amede yeni nesil şarkılar türküler dizilierken diyarbakır içli türkülerdedir.
Güneydoğu'nun yaşanılası ve güzide bir şehri. Oldukça başarılı bir Diyarbakır sanat merkezi'ne sahiptir. Sinema kulübü ile her ay seçilen avrupa sinemalarını gayet makul bir fiyata (en son 3 tl idi ) izleyebilirsiniz. Sanat merkezinde resim, fotoğraf sergileri söyleşiler ve konserler düzenlenmekte (askerde ücretsiz olarak flamenko dinletisine gidebilme şansına sahip oldum sayesinde teşekkürler.) Tarihi açıdan gayet zengin, gidip görülmesi gereken On Gözlü Köprüsü, Surları, Ulu cami'si , Süryani Sokakları, Cahit Sıtkı Tarancı'nın evi ve bunun gibi bir çok yer bulunur. insanları gayet sıcak kanlı, samimi ve içtendir.
Girişiteki Diyarbakır tabelasına ve surdaki kapılara trekler giremez diye yazdığımız bize ait uğruna gözümüzü kırpmadan canımızı vericeğimiz şehrimizdir. Her ne kadar devletlerin siyasi oyunlarından işsizlik gibi sebeplerden dolayı insanının bozulduğu düşünülse de 100de 90ını yürekten insanların oluşturduğu bi kişi dışında hiç bi şeye değişmiyeceğim benim için dünyanın en güzel şehri. Bi aşkı dolu dolu yaşıcağınız sevdiğiniz inssanın yüzünü her yerde görebileceğiniz gerçekten kalpten içinizden geldiği gibi yaşıyabilceğiniz doğunun parisi olan surlarıyla ve karpuzuyla ünlü şehir. Bazen terketmeyi düşündüğünüz ama sizinle bütünleşmiş olan anadolunun incisi. Hakkını arayan insanları iki devletin sahiplerinin de ezdiği ama aslında ne pkklı olan ne de türk siyasetçilerin olan bizim şehrimiz.
gel gör ki, benim polisime, askerime kurşun sıkılan şehir.
aşiret reisleri, kaçakçılıkla paranın dibine vursun, tek kuruş vergi vermesin, üretime katkıda bulunmasın, mercedeslerle gezsin. bizim kazandığımız 3 kuruş diyarbakır'a vergi olarak gitsin.
atatürk'ün fahri hemşerilik verdiği tek ildir aynı zamanda. insanlarını kendine yakın bulmuş olmalı. eleştirirken kemalist arkadaşlarımızın daha dikkatli olması lazım gelir sırf bu yüzden.
not: gerçi prosedüre göre fahri hemşeriliği belediye meclisleri verir. ancak atatürk zamanında kendisinden habersiz böyle bir kararın alınamayacağını takdir edersiniz...şehrin o güne kadar diyarbekir olan ismi atatürk tarafından hemşerilik telgrafında diyarbakır olarak yazılmasından sonra fiili olarak değişmiştir. daha sonra kanunla hüküm altına alınmıştır...