geçen hafta sıcağı sıcağına yorum yapmamayım dedim. baktım herkes atıp tutuyor, dedim sakin olayım. ki o programı da gayet iyi bulmuştum. adam üstüne basa basa onu bir prova olarak görmemiz gerektiğini belirtmişti. iyi bir provaydı.
bu hafta ise hemen hemen tüm eksiklikler tamamlanmış gibiydi. mesela geçen hafta özgür hakkaten sıçmıştı. ama kolçak sorunuyla bu haftanın en komiklerinden biriydi. masa oynamıyordu, ayaklarının altına bir şey koymak gerekmiyordu vs.
geçen hafta kimsenin bir şey anlamadığı "kralım tabi, disko kralı" bölümünün de ne amaçla yapıldığını, mantıksız olmadığını öğrendik. (keşke geçen hafta da bu şekilde açıklasaydın)
cevap hakkı kısmı gerçekten şahaneydi. yani "bu tip ne ya" diye lafa giren annem, konuşma sonrasında hayko için "belli belli, boş adam değil" diye dönüş yaptı. (buradan okan'a sesleniyorum, abicim biliyorum satır satır okuyorsun. bu bölüme teoman'ı koy. sonra reyting ne demekmiş gör. annemin de şu teoman'la arasındaki buzlar erisin.)
eskiden yüzlerine telefonu kapadığı bayan arayıcılarını gecenin 3'ünde kapılarından aldırtıp programa getirtmesi güzel bir jestti.
eleştirdiğim bölüm şu: yapımcı kadın rolünde çıktılar ya hani, genç yetenekler. işte kısa filmde taksici taksim diye kilyos'a götürüyor falan. o bölümden ailecek bir şey anlamadık. olaya felsefik, antropolojik vs. nereden bakmamız lazım?
bir de, okan'ın boş zamanlarında, yalnızken burnunu karıştırdığını öğrendiğimiz program olmuştur.
bir de, bütün eleştirilere cevap veriyorsun buna da ver, yine ikna et bizi: abi çekmişsin şık simsiyah takımı, eski günlerdeki gibi. neydi çoraplar allasen?!
ismini pek beğenmediğim program
ilk entry lerin taa şubat ayında yazılmış oldugunu gördüğümde
yurdum insanının kulagının baya delik oldugunu öğrenmemi saglayan program
medya arkalarını çok beğenip güldüğüm program
ve hem bülent sertaç ve küstüm latifinden iğrendiğim program ...
hayko cepkinli samimi oturum bölümüyle tavan yapan, sevda adlı ne idüğü belirsiz aşağılık kompleksli yaratıkla dibe çöken, sayın bayülgen'in özgün sunumuyla da gönüllere taht kuran garip bir şey olmuş ama güzel olmuş. geçen haftaki bölümü izlememiştim; bu hafta izlediğim kadarıyla diyebilirim ki yeni bir fenomen geliyor.
kralsın disko kralı. son zamanlarda izlediğim en akıcı canlı yayın programı.
ilk programın vasatlığı ikinci programda beklentileri azalttığı için mi yoksa gerçekten iyi olduğu için mi iyiydi karasızım. ama ortadaki gerçek güzel olmasıydı.masa düzdeni bence yerli yerindeydi.
zaga düzenine geçilmesi programın daha geç biteceği konusunda bizleri ümitlendirdi. genç öğretmenlerimizin stüdyoya getirilmesi samimiyeti ortaya koydu. ancak "sevda karababa" nın yerli yersiz yorumları, satasmaları, polemiksel sözleri zaga düzenini itici hale getirdi. bu yüzden erken bitirilmesi birazda iyi oldu diyebiliriz. bunun haricinde programda olmadı denecek kısım yoktu ancak daha iyi de ola bileceğine inanıyorum.
son bir not olarak "cevap hakkı" bölümü tadından yenmeyen bölüm oldu.tabi ki okan bayülgen program düzenini daha iyi bilir ama bence masadaki konukların gönderilmesinden sonra başbaşa yapılması daha etkili olabilirdi. genede "kralsın" ı haketti.
daha durun dedik ilk hafta dedik... buyrun efendim dün geceki program olumsuz eleştiriyle yer gök inletenlerin ağzını kapamıştır eminim. ne vardı dün gece? kendini pek de ifade edemediğini düşünen ve toplumun anlayacağı şekilde şarkılarıyla ulaşması gerektiğini hayko cepkin' e kendince ufak nutuk atan mankenden öğretim üyesi olmuş ebru güzel, ebru hanımefendinin bu güzelim lafına güzel bir şekilde giydirme yapan ve kimsenin kendini anlaması derdinde olmayan hayko cepkin, cahil cesareti diyebileceğimiz ortaya karışık akrobatik hareketleriyle televizyonun harikası bülent serttaş, genç kızlara saç baş yolduran ve çıplak görmek istedikleri evi ible zor bulan murat boz, her daim bana nedense tatsız ve tuzsuz gelen cenk- erdem , sabahın 4 olmasından mıdır nedir al camdan at izlenimi uyandıran her espriye ''bu güzeldi. '' diyerek bir karışma ihtiyacı hisseden kimsenin konuşurken kale almadığı sevda.
yeni oluşan bir futbol takımı gibi zamana ihtiyacı olan program ilk hafta sütüdyodaki seyircilerden biri olarak söyleyebilirim çok kötü bir programdı fakat bu hafta daha iyiydi kuşkusuz daha da iyi olacağı belli ama tek bir eksikleri var oda bir engin günaydın, gürgen öz tarzı skeç kahramanları yok önümüzdeki haftalar neler gösterecek hep birlikte göreceğiz.
(bkz: daha yeni bir ekibiz)
(bkz: okan biraz süre istedi)
(bkz: ileryen haftalarda daha iyi olacağız)
sevda adı verilen şarkıcının leş hareketleri yüzünden zaga oturuş düzeni ve sonrası zehir gibiydi. kendini bir b*k sanan şahısların böyle programlara konuk olması şaşırtıcı. Ayrıca şarkıları da hiç mi güzel değil.
sıkıcılıgını dün gece perçinledi, gay vari davranıslar ile gelen konugu öven okan, hayko yu pazarlamaya çalışınca iyice sacmaladı. ne oldu bu hale geldi bu insan bilmiyorum, sanırım son dönemlerinde bohem hayat onu iyice toplumdan kopardı, yahu birader, senin hayatına islam hiç mi ugramadı, uzak yakın hiç mi alakan yok, dünya zevk dünyası mı, hayko yu dinleyince bitti mi olay, magazin i eleştirmene bayılıyorum, o konuda hakkını vereyim, özlüyorum eski günleri ctesi gecelerini iple çekerdim, ama hakikaten sıkılıyorum, erol günaydın kim ikinci sınıf, yardımcı oyuncu, tiyatrocu diye bilir kişi mi? tiyatronun tuvaletlerini temizlese bu şekilde kutsanması ayrıca tahammülümü zoruluyor, gelen konuklarına sabah karşı adam degilsiniz dedi, cenk erdem ikilisine sen sahip çıkınca adamlar bir şey diyemediler,
bülent serttaş cüssesi ile ters orantılı bir karizmaya sahip, ben onun yerinde olsam her adamın yaptıgı gibi, hayko cepkin denen zibili tek li sohbete aldıgında kalkar giderdim, o kim, hangi degerin temsilcisi, programında yer bulmasına itirazım yok ama özel muamele görmesi hasta edici.hep ekonomik krizden bahsettin, iki söz söyleyemedin, tabi program formatın bahanen bu, ama, sen anlamassın o işlerden kutsadıgınız ugur dündar anlatsın, ama onun anlattıgı ile yatırıma girme tavsiye etmem, ülke birleşmiş güvenlik konseyine üye oldu keşke tek kelime bahsetseydin,hayko nun bu ülkeden beklentisi fazla degilmiş, gülerim, bitik gençligi daha da tüketmek için müzik yapıyorsun be adam, kafanı kaldırda keşlerden insanların arasına çıkmanı tavsiye ederim,
konuk secimlerin igrenç, insan gibi konuklar çıkartmalısınız artık, eminim haftaya safiye soyman la nikahsız bilmem nesi, mustafa bilmem ne (uzaylı olan), mesela hep merak ederim yurt dışında tutmuş türkler neden çıkartmassınız, kobra takibindeki başrol oyuncusu semih mesela, cern deneylerine giden bir fizikci mesela, bilgi versin, gerçi senin ilgin insanda ki karadelikler degil mi pardon? popüler kültürün tasıyıcısısın neden depreşiyorsun ki magazinlere, sende onların bi türevini yapıyorsun, sende magazincisin, conan o brien ı izliyor musun hala, konuklarının kalitsine hayran olmamak mümkün degil degil mi? nasıl olsa abd batıyor sizde bir kaç konuk ithal edersiniz artık ordan..
okan abi'nin giydiği çorapların beyaz mı gri mi olduğu konusunda sözlük yazarlarının mutabakata varamadağı piroğramdır. gri olduğunu ümit ediyoruz hep beraber. zira;
bunun haricinde okan'ın b. serttaş ve l. doğan'ın bir filmde oynaması halinde seve seve bu ikiliye katılacağını belirtip ardından "neydi o film ya.. neydi, dumb and dumber mıydı" diyerek bomba bir teşbihte bulunmasını kimse farketmedi mi yoksa konuğa ayıp olmasın diye gülmedi mi, tam sezemedim.
ayrıca "kolçak krizi" çalışması gayet başarılı ve dozundaydı. son tahlilde program geçen haftaya göre performansını katlamış, önümüzdeki maçlar için ümit vermiştir.
cenk ve erdem beylerin okan bayülgen'in onları nasıl ağırlayacağını hala bilememesi nedeniyle, arada kaynadıkları program. okan bayülgen, aykırı farklı bir şey daha yapmak amacıyla arada bir yaptığı üzere telefonla bağlanan birini stüdyoya getirtti. sigara içmeyin dedi konuk. sonra sizinle tanışmak istiyorum vs. ha bir de şark hizmetini istanbulda yaptığını söyledi ki çok acıdım kendisine.
son olarak da çat diye bitti. bazı arkadaşlar bu bölümün bomba gibi olduğunu filan yazmışlar. heralde ben aynı anda aynı konukların olduğu başka bir program izledim.
asıl son olarak, sevda ismindeki şarkıcı, iticilikte sınır tanımamıştır.
sevda lan galiba, öyle bi şarkıcının okan'ın çaldığı her şarkıya burun kıvırması, son çalan tarkan şarkısında da, el baş parmakları aşağı istikameti gösterecek şekilde antipatik hareketler yapması sonucu, kapattığım bilgisayarımı açmama, açmadan önce de şarkıcı kızımızın kulaklarını çınlatmama neden olmuştur.
demet akalın, hande yener, bengü, gülben ergen, serdar ortaç, tarkan gibi toplumun genel beğenilerini yansıtan şarkıcıları, "siktir la bunlar da şarkıcı mı?" tarzında jest ve mimiklerle, klavye başında nutuk atan andavalları hatırlatırcasına tepki göstermesi yakışık almadı. ki saydığım şarkıcıların hiçbirini dinlemem, onları savunma gibi bi amacım da yok. sen kimsin bacım? nedir bu havalar?
neyse ben kapatayım bilgisayarımı, yattığım yerden izlemeye devam edeyim.
2. bölümü ile şu ana kadar iyi giden programdır. fakat bu zaga oturumuna geçildiğinden beri programda konuk olan sevda isimli bayan fena halde sinir bozmaktadır. halk arasında kendini bir bok zannetmek özdeyişini açık bir biçimde göstermekle birlikte arada diyaloglarda "ahaha bu çok iyiydi" diyip kendi kendine gülmektedir. tasvip etmiyoruz. doğru düzgün konuklar bekliyoruz.
meltem adlı seyirci telefon ile programa katıldığı ve cevap hakkı bölümünün yapıldığı anda, aslında bu programın ne kadar samimiyet dolu olduğunu önceden fark edemeyenlerin dahi fark etmesini sağlamış program olmuştur. ben televizyon karşısında kolamı yudumlar iken izlediğim zaman bile sanki o konukların içindeymişim hissine kapıldım. ''ercan kap gel'' .. şahsi olarak beni çok etkiledi okan'ın bu davranışı. abartmıyorum veyahut yalakalıkta yapmıyorum ama alkışlanacak bir davranıştı diyebilirim. işte okan'ın program içinde en iyi yaptığı şey kendini ve seyirciyi onun gibi rahat hissetmesini sağlamak. burun karıştırma konusunun derinine inerek bu durumu anlayabiliriz. herkese iğrenç gelebilir o eylem, halilye okan'a da ama bunu söylediğinde biz seyircilerin çok yadırgamıyacağını bilir. herkes yapar sonuçta...
geçen hafta o kadar aşağılayan ve bu ne la böyle diyen sözlükçüleri susturan program. ne oldu efendim, demek ki bi haftada hemen anlaşılmazmış değil mi güzel arkadaşlarım. sürprizlerle dolu olduğu belli olan ve her hafta daha farklı şeylerle karşımıza çıkacağı belli olan proğram. misal şu an zaga nın düzenini almış öyle proğram yapmakta.
ciddiye alındığını hisseden insanların eğlenmek yerine tenkit etmek ve yorum yapmak için izlediği program. 2 haftadır izleme fırsatı bulamadım fikrim yok ama okan bayülgen disko kralı da olsa taverna imparatoru da olsa tv çocuğu da olsa radyo amcaoğlu da olsa 'okan'dır. dolayısıyla format farklıysa ona göre eğlenceli ya da sıkıcıdır. bi haftaya izliyim döncem size.*
geçen haftaki fiyaskodan sonra bu hafta anında görüntüyü seçerek vazgeçtiğim programdır..
halbuki ben okanı çok severdim be sözlük.. makinaya bayılırdım.. ozmanlar bir de gürgen&murat olurdu ki tadından yenmezdi.. ah ahh.. hatta sözlükteki ik entrylerim onlara ithafen olmuştu.. feda olsun da.. bak ilk sevgilimden bahseder gibi oldum gözlerim doldu..
peki ya şimdi öyle mi durum?!
valla aslında şimdiyi pek bilmiyorum da.. izlemedim de bu hafta, bu hafta için bişey demeyeyeyim ama.. ya da komple boşver beni be sözlük ben hiçbir şey hakkında hiçbir şey demeyeyeyim..
okan kralsın da, o ne be abi.. kralsın falan ne öyle.. bunu duymaya bu kadar mı ihtiyacın vardı.. varsa söyle.. ya da tamam be aman ben susmuştum en son..