Bilinmeze tapmanin ta kendisidir. Bilinmez bilinir olduğunda sürekli bilimin peşine takılarak bilimle gibi görünmeye çalışan yeni biçimler kazanan ama özünde aynı olan insan ürünü. Mitolojilerdeki tanrı-insan dan ne farki var? yine kızıp, esip, gürlüyor.
Başkaları hesabına çalışmaktan, yerine getirilmeyen isteklerden ve yalnız bırakılmışlıktan yılmış halk kitleleri üzerine her yerde büyük ağırlıkla yüklenen ruhsal baskı biçimlerinden biri dindir. Doğaya yenik düşen ilk insanların tanrılara, şeytanlara, mucizelere ve benzeri şeylere inanmasına yol açışı gibi, sömürülen sınıfların sömürenlere karşı mücadeledeki yetersizliği de kaçınılmaz olarak ölümden sonra daha iyi bir yaşamın varlığına inanmalarına yol açar. Din, bütün yaşamı boyunca çalışan ve yokluk çekenlere, bu dünyada azla yetinmeyi, kısmete boyun eğmeyi, sabırlı olmayı ve öteki dünyada bir cennet umudunu sürdürmeyi öğretir. Oysa yine din, başkalarının emeğinin sırtından geçinenlere bu dünyada hayırseverlik yapmayı öğreterek, sömürücü varlıklarının ceremesini pek ucuza ödemek kolaylığını gösterir ve cenette de rahat yaşamaları için ehven fiyatlı bilet satmaya bakar. Böylelikle din, halkı uyutmak için afyon niteliğindedir. Din, sermaye kölelerinin insancıl düşlerini, insana daha yaraşan bir yaşam isteklerini içinde boğdukları bir çeşit ruhsal içkidir.
Ne var ki, köleliğinin bilincine varmış ve kurtuluşu için mücadeleye başlamış köle, kölelikten yarı yarıya çıkmış demektir. Fabrika endüstrisinin yetiştirdiği ve kent yaşamının aydınlattığı modern, sınıf bilinçli işçi, dinsel önyargıları bir yana atar, cenneti papazlara ve burjuva bağnazlarına bırakır ve bu dünyada kendisi için daha iyi bir yaşam elde etmeye çalışır.
Herkes istediği dini izlemek ya da dinsiz, yani kural olarak bütün sosyalistler gibi ateist olmakta tamamen özgür olmalıdır. Vatandaşlar arasında dinsel inançları nedeniyle ayrım yapılmasına kesinlikle göz yumulamaz. Resmi belgelerde bir vatandaşın dininden söz edilmesine de son verilmelidir. Kiliseye ve dinsel kurumlara hiçbir devlet yardımı yapılmamalı, hiçbir ödenek verilmemelidir.
doğum, yaşam, acı ve ölüm.ya sonra? soruyu soran kişi bir rastlantısal olayın ürünü olduğunun verdiği rahatsızlıklar sonucu bir açıklamaya ihtiyac duyuyuyor.kendi rastlantısallığının farkındalığına ancak inançla tahamül etmesi münkün.varlığına anlam katabilecek tutarlı yorumlara ve örneklere gereksinim duyuyor.insan başına geleni anlamak istiyor.sonuç olarak kendini sürekli koruyup kolladığına inandığı bir varlık yaratıyor kafasında; tanrı.bununla beraber tanrı ile arasında bir iletişim ağı kuruyor; belirli kurallar çerçevesinde bir nevi toplumsal maveviyatın geleneksel biçimi; bizde ona din diyoruz.
zayıf insanların tutunduğu daldır, korkak insanların sorgulayamadığı zırvadır, zalim insanların elinde zulüm aracıdır, bazı şeylerin farkında olan insanlar için ise aşağılıkçadır.