aslında din, toplumdan gördüğünü devam ettirmektir. batı toplumlarında doğanlar kendi dinlerini, arap coğrafyasında doğanlar ya da hindistan'da doğanlar kendi atalarının dinine inanır ve bunu savunur. onlara göre tek ve doğru olan din, toplumun ona öğrettiği dindir.
eğer tartışma konusu, bizi yaratan ve evrene şekil veren bir yaratıcı var mıdır yok mudur sorusu olsa anlarım. ya var dersin ya da yok dersin. en fazla insan aklı bunu bilemez dersin. fakat bir yaratıcının varlığını kabul etmek dahi inanışlara göre ödül olan cennete gitmeyi sağlamıyor. yani diyelim hristiyansın. tanrı var diyorsun. kutsal bir kitap var ortada. hristiyanlara göre müslümanlar kafir ve cehenneme gidecek. örneğin ilahi komedya'da muhammed ve ayşe cehennemin en azılı suçlularındandır. ama islama göre durum tam tersi. müslüman olanlar cennete gidecek, diğer insanlar kafirdir ve bunların hepsi cehennemde korkunç bir azap çekecek. yani inandıkları aynı yaratıcı olmasına rağmen aralarında büyük bir anlaşmazlık var. başka dinler de kendinden olanlara ödül, olmayanlara ceza var diyor.
bu ve buna benzer birçok şey var dinle ilgili. dinlerin kendi aralarındaki bu büyük uçurum aslında dinin mantıksız olduğunu bize gösterir.
gerçekten kuranı kerim ve diğerlerinin üstünden onlarca kuşak geçmeseydi bende inanırdım her yazılana .ama maalesef inanmıyorum onlarca kuşağın dürüstlüğüne,çünkü insanı tanıyorum , kendimi tanıyorum ,sırf canı öyle istedi diye duaları değişterebilcek nesiller tanıyorum.insanlık dokunduğu herşeyi kirletmiştir ve elbette kutsal kıtaplar bundan da nasipini aldi,belki ilk başlarında belki sonlarında belkide her gün nasibini alıyor.eğer kitaplar insanlık tarafından kirletilmeseydi bende inanırdım her ne yazıldıysa.
ruhunun ne yöne gideceğini gösterir.
ancak ne yazık ki toplumları dizginlemek adına kullanılan bir kavram olmuştur asırlarca.
bunu şuna dayanarak söylüyorum;
inanın, ne devlet büyüklerinin ne de zenginlerin bu güne dek tanrıya ihtiyacı olmuştur.
dönemlerin zeki insanları toplumu yola getirmek için böyle bir düşünce ortaya atmıştır. Ancak bu teori zamanla doğruluğu ispatlanmış ve kanun haline gelmiştir. (bkz: tabula rasa görüşünün kur'anı kerim'de yer alması)
coğrafya, peygamberler ve olaylara göre şekillenmiştir, örneğin : arap yarımadasında başlatılan müslümanlık ; kadın üzerinde egemen, alkollü içkiyi haram kılan (uyanamayan birliklerin savaşa katılamaması) vs vs.
dünya içinde yanı başı sayılacak nasıra'da hristiyanlık böyle gelişmemiştir.
budizm, musevilik ve benzerleri...
hepsi özünde iyi, kendini geliştiren ve yararlı birey olmayı öğütler.
kadının başı kapalıymış, açıkmış hiç önemli değildir bundan yola çıkarak pakistan'da demir maskeler(burka sanırım emin değilim)takıyorlar,(kadın sesi erkeği tahrik edermiş(!)) öyleyse pakistanlılar daha fazla mı müslüman ?
zaten ibadet tanrı ve kul arasında derler, başkası için şekilden şekile bürünmek de nedir ?
bazı konuların açıklanması ve irdelenmesi çeşitli politik çıkarlara ters düşeceğinden mütevellit, insanoğlunun kendi üzerindeki baskı ve sınırlandırmaları bütünüdür. hepsine hükmedecek tek bir beyin, tek bir güç yani... bu noktada en iyi örnekse müslüman kelimesinin türkçe karşılığının "kontrol altındaki, kontrol altında tutulan kişi" olmasıdır.
küresel güçlerin; toplumu kontrol altına almak ve kontrol edilmesini sağlamak hususunda yıllar boyu muhafaza ediceği,gözü gibi bakıp koruyup kolluyacağı kurum.
beşeriyetin primitif çağlardan bu yana dek; bu kavrama bağlı oluşunun temelini; ölümden duyulan endişe oluşturmaktadır.
modern yaşantının tüm değerleri yaşam üzerine kuruludur ve ölüm geldiğinde; ne kadar geç yaşta olunursa olsun: beklentiler nihayeti ile: erkendir..
sürekli bir arayış ve beklenti derdindeki insanoğlu: ölümü ve sonrasını kabul etmek istemez. bu yüzden kendine: güllük gülüstanlık bahçeler ırmaklar huriler bahşeden, doğruluğu tartışmaya açık olan bir tanrı'nın varsayımsal bir nebi üzerinden ilettiği tebliğler ışığında, din'e inanır. din ona her şeyin bitmediğini; daha güzelinin olduğunu vaddediyor zira. bu da, "son" endişesini rafa kaldırıyor.
din'in ilacı: ölümsüzlüğün sırrının kısa veya uzun zaman zarfında, çözülmesi olacaktır. ölüm korkusunu üzerinden atan birey; ne allah'a ne diğer absürd semavi ve parodi din tanrılarına ne de, onların günümüz koşullarına uygun olmayan iletilerine yanıt verecektir.
tamamı, yok olacaktır.
uğrunda haksız ve boş yere kan dökülüp (haçlı orduları vb), gerekli görüldüğünde kitleleri etkilemek ve bunu kullanan kişinin (mesela baş harflerirte gibi) kendi çıkarlarına hizmet etmesi sebebiyle, dünyevi gerekleri( para, iktidar, güç) elde etmek için fuzuli yere kullanılıp adı kirletilen kutsal olgu.
insanlığın en büyük yanılgısıdır. bundan yüzlerce yıl sonra, insanlar geçmişe dönüp diyecekler ki; "ne kadar cahilmiş insanlık, nasıl da boş şeylerin peşinden sürüklenmiş, ölmüş öldürmüş birbirini bu saçma şeylerin uğruna. olmayan cennetlere, olmayan peygamberlerin mucizelerine inanmışlar.".
Din insanların yüzyıllar önce, toplumsal düzeni sağlamak için ortaya attığı yasalardır. Hazreti Muhammed'in inanılmaz zeki biri olduğu kesindir. Ancak, günümüzde, bu toplumsal kuralları hala uygulayan, hatta araştırıp, öğrenme gereği duymayan, kulaktan dolma bilgiler ile ailesinden gördükleri ile atıp tutan bir sürü insan dolu etrafımız.
Gerçekten araştırıp, mantık çerçevesinde biraz düşünse insan, dinin aslında insanları ne denli sömüren bir kavram olduğunu, insanların hayatlarını nasıl bir çerçeveye sığdırmak için uğraşıp durduklarını görecektir.
Ancak bizler için, kendimizden daha büyük bir kavrama inanma, ona sığınıp, ondan medet umma o kadar önemli ve gerekli görünür ki, tüm sorunlar da burada başlar.
Namazı kılarsın, Allah'a ibadet ediyor olursun. Ancak namaz kılmaya iki yıl sonra da devam edip etmeyeceğin sorulduğunda, Allah bilir cevabını verirsin.
Çözüm aslında kendi içindedir. Kendimize olan güvensizliğimizin nedenidir daha ulu bir varlığa sığınıp, boyun eğme hissi.
insanların hazırladığı yönetmeliklerdir. bir nev'i riyakarlıktır. temelinde 'ben şunu yaparsam, cennete giderim.' mantığıyla yapılması gereken hareketleri barındırır. bir tanrı, böyle bir düşünceyle yapılan hareket sonrası seni ödüllendirir mi?
tarihte, toplumların düzenlenmesi konusunda işe yaramıştır. ancak tek olmadığı için ayrımcılıklar oluşmuştur -ki günümüzde de bu etkisi sürüyor.
kişisel bir şey olmasına rağmen devlet adamları tarafından kullanılmış, uğruna savaşlar çıkarılmış, ölümden sonra hayat ve iç huzurla ilgili doktrinler bütünü.