Bilinmeze tapmanin ta kendisidir. Bilinmez bilinir olduğunda sürekli bilimin peşine takılarak bilimle gibi görünmeye çalışan yeni biçimler kazanan ama özünde aynı olan insan ürünü. Mitolojilerdeki tanrı-insan dan ne farki var? yine kızıp, esip, gürlüyor.
eski zamanlarda bilimin yetersizliğinden dolayı, insanın doğayı açıklayamaması nedeniyle, dünyanın olağan üstü güçlerle açıklanmaya çalışılmasıdır diyebiliriz.
aslında, zamanında insanların suç işlemelerini önlemek için kanun niyetine kullanılması amaçlanmış kavramdır. (insanlar doğa üstü şeylerden korktuğu için yasaya uymaya dikkat ederler) fakat içinde bulunduğumuz çağda çok farklı amaçlar için kullanılıyor. (savaşlar, siyaset, para kazanma, güç kazanma v.s.)
''peki ya insanın bu nedenler haricinde inanmamasının sebebi nedir?'' diye sorarsanız, şunları söyleyebilirim:
insanların doğuştan gelen;
aitlik psikolojisini,
(aitlik derken; bireyler arası aitlik, sahiplik psikolojisinden bahsetmiyorum)
üstün bir güce sığınma duygusunu,
üstünün hegomenisi altında yaşamanın vereceği rahatlık bilincini,
zararsız bir üstünden (isteğinde kıyameti koparacak güçte sanılan, en büyük olarak sayılan) korkup diğer fani ve küçük korkuların bastıralabilineceği psişikliğini ( bilinç kapsamında saymıyorum, kimsenin suçu değil, ben hiçbir korkumu bastırmaya çalışmıyorum diye atlayanlar olmasın) dizginleyememesinden, insanların düşünce güçsüzlüğünden sağladığı güçle varlığını sürdüren bir kuramdır din. afyon gibi bir şeydir. bu yüzden hala (bilimin birçok şeyi açıklamasına rağmen) insanlar tanrıların ve dinlerin varlığına inanmaktadırlar.
bilindiği kadarıyla dünya tarihinde 200 küsür tanedir.
komik olan her birinin mensubu kendi dininin 'tek ve doğru' olduğunu iddia eder, diğer dinleri 'sahte ve saçma' diyerek inkar eder. ve hiçbiri de bir şey kanıtlayamaz. *
eğer her bir kişiye göre diğer dinler yanlışsa, o zaman dünyadaki tüm dinler kaçınılmaz olarak istisnasız yanlıştır. çünkü bütün dinler hep birlikte doğru olamaz fakat hep birlikte yanlış olabilirler.
not: küsür olarak belirtmemin sebebi bazı dinlerin aynı kaynaklı olması olasılığı ve su altında kalan adalar ve kara parçalarındaki kanıtların hala araştırılmakta olmasıdır.
yaygın manasıyla üç-beş tanedir ve Hak din inandığımız üzere islamdır da asıl olarak herkesin dini kendine özgüdür.
Sonuçta Namaz, oruç vb ibadetler çok keskin olmasa da dinde kuralları koyulmuştur lakin din sadece ibadet üzerine kurulu olmayan bir konudur.
Toplumsal yaşama bakış, Allah'ın gönderdiği peygambere bakış ve dahasında herkesin doğrusu kendinedir.
Örnek vermek gerekirse.
Kendimden vereyim, Şu katledilen Kafirliğe dönmüş bir hoca vardı adını hatırlayamadım Din bu isimli kitabın yazarı.
Onun anlattığına göre PEygamberimiz bilmem kaç tane masum Yahudiyi katletmiştir.
şimdi normal bir müslümana göre bu olayın olması imkansızdır çünkü peygamberimiz böyle haksız bir iş yapmaz.
E bana göre Doğruysa da sorun yok sonuçta O Allah'ın elçisidir, Devlet kurmaya insanları bir çatı altında toplamaya çalışan ulu bir kişiliktir ve böyle olaylara girişmeye hakkı da gücü de vardır.
Yani benim peygamberim gerektiğinde üç-beş tane yahudiyi islam'ın ve devletin çıkarına telef edebilecekken başkasının peygamberi böyle bir şey yapamamaz yapmamalıdır.
zamaninda coklusu yapilmis sonra tek tanrili dinlere gecilmistir. bu kadar eskiye dayali olmasina ragmen hala fanlari vardir dinlerin . fakirin en buyuk umududur din cunku calismadan para kazancagi sonusz cennete vaadi vardir dinde.
oncelikle dunyadaki adeletsizliklerden olumlerden korumanin en iyi yolu dinlerdir...sizofrenide insanlarin kotuluk ve adeletsizliklerden kacmak icin olusturdugu alternatif bir yasamdir..fakir bir insan zengin bir insana gore daha dindardir..cunku adeletsizlik duygusunu boyle bastirir ..cogu zaman bir isci patronuna gore daha fazla dindardir ... isyan duyugusu boyle bastirir cunku.. alternatif bir yasam saglar din.. en onemlisde dunya gerceklerini unuturur .dunyanin gercekciligini azaltir..hayatinda kotuluklerle karsilasmis insanlarin cogu zaman billinc altinda alternatif bir yasam daha guzel bir yasam olusturmak istemelerinden dolayi cikar sizofreni ...dinlerede en cok bagli olan kesimin fakir insanlardir..bu sebepten bir benzerlik vardir her ikisindede
Kimsenin bilemeyeceği sadece inanabileceği (iman edebileceği) kavramdır.
insan doğası gereği bir şeylere inanma,tapınma isteğiyle dünyaya gelir. bu dünyanın sonunda toprak olup gitme düşüncesi insanlarda korku uyandırır ayrıca bu dünyadaki hareketler başka bir yaşamın varlığına inanarak daha seviyeli bir hal alır fakat bütün dinler sadece kendilerinin doğruluğunu kabul ettirtmeye çalışır, farklı din seçenlerin ve kendilerine dahil olmayanların cehenneme (hell,Ge-Hinnom,Niflheimr,hades vb.) gideceğini söyler. afrika kabilelerinden birisinde dahi olsanız dini bulmanız gerekmektedir. çünkü tanrı sizden bunu ister belki size peygamber gondermemiştir ama global bir din göndermiştir dünyaya ve siz bu dinden habersiz olsanız dahi onu bulmakla mükellefsiniz, farklı bir din mensubuysanız kendi dininizin yanlış olduğunu anlayıp dininizi değiştirmek zorundasınız, okuma yazma bilmiorsanız teknolojinin bu kadar gelişmediği televizyonun olmadığı zamanlarda yaşadıysanız dahi yinede dini kendi imkanlarınızla bulmak zorundasınız. ne kadar iyi bir insan olduğunuz dinin umrunda değildir o sadece kendi mensuplarını cennete gönderecektir.saf iyilik pek bir anlam ifade etmez onun için,eğer siz o dinin mensubu değilse cehennemde acı çekmek zorundasınız. bu durumda istisnalar tabiki mevcuttur mesela islamiyette çocuklar ölünce araf'a oradan da cennete gider, akli dengesi yerinde olmayanlar üretim hatasıdır onlar içinde cehennem olamaz...
tüm bu sorunlardan sonra aklıma eski biru gelmedi değil müsadenizle sormak isterim bu kadar aydın insandan elbette birisi mantıklı cevap verebilecektir.
bir ailenin üçüzleri dünyaya gelir maalesef biri doğumdan kısa bir süre içinde vefat eder (0-7 yaş), diğer iki kardeş ise 40 yaşına kadar yaşamış bir trafik kazasında ikisi birden vefat etmiştir. bu iki kardeşten ilki ilahi dinlerden birisinin (müslümanlık, hristiyanlık ya da musevilik) mensubu olup dinin bütün gereklerini istisnasız yerine getirmiştir, son kardeş ise ateisttir işleyebileceği bütün günahları işlemiştir.
sorular bu hikayeyi dinledikten sonra kafanızda belirmiştir fakat ben yinede sorayım; çocuk yaşta ölen kardeş dünyadan sonraki yaşamda nereye gidecektir? dindar kardeş nereye gidecektir? ateist kardeş nereye gidecektir?
ilahi dinler çerçevesinde ilk kardeşin gideceği yer araftır orada bir süre bekledikten sonra cennete gidecektir çünkü günahı olmadığı gibi sevabıda yoktur. ikinci kardeş gayet düzgün bir dindar olduğu için cennete son kardeş ise cehenneme gidecektir ilahi dinlere göre.
bu cevaplardan sonra sorular dank etmeye başlıyor...
peki çocukken ölen kardeş yaşasaydı ateist olsaydı nereye gidecekti ?
Cehenneme.
ateist olan kardeş çocukken ölseydi nereye gidecekti ?
arafa daha sonra cennete.
dindar olan kardeş çocukken ölse nereye gidecekti ?
önce arafa sonra cennete.
Peki bu dünya bir sınav ise neden herkes eşit şartlarda sınava girmiyor? neden herkes aynı gelir düzeyinde değil ? neden herkes aynı din mensubu olarak doğmuyor? madem bütün dinleri gönderen tanrı, neden daha önce gönderdiği dinlerin bozulmasına engel olmadı ya da neden her ırka bir peygamber göndermedi ? gönderdiği tüm dinler insanlar tarafından değiştirildiyse son dininde değişmediğini nereden bilebiliriz?
tabiki hiçbirini bilemeyiz dinlere göre bunları sorgulayamayızda... Son olarak şu özdeyişle sorulara bir nebze cevap olabilirim sanırım. Eğer ahiret varsa biz buna inanmazsak cehenneme gideriz, eğer ahiret yoksa inansak dahi kaybedeceğimiz bir şey olmaz ölürüz ve herkes gibi toprak oluruz. kısacası inananlar maçı 1-0 kazanıyor.