kendisini 'ekonomi emanet edilmez' şeklinde eleştirmek çok büyük acizliktir.
biyografisinden:
"Üniversite hayatı (1967-1971)
Devlet Bahçeli, 1967 yılında Ankara iktisadi ve Ticari ilimler Akademisi'ni (Şimdiki adıyla Gazi Üniversitesi iktisadi ve idari Bilimler Fakültesi) kazandı ve dış ticareti okumaya başladı. Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin genel başkanı Alparslan Türkeş'in seminerlerine gitmeye başladı. Ardından akademide Ülkü Ocakları'nı kurdu. 1970-71 yıllarında Türkiye Milli Talebe Federasyonu Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu. Bahçeli, bir yandan aktif olarak siyasi faaliyetleri yürütürken, diğer yandan da akademik çalışmalarını devam ettirdi.
Asistanlık zamanı (1971-1987)
1971'de mezun oldu ve aynı yıl Ankara iktisadi ve Ticari ilimler Akademisi ve bağlı yüksek okullarda iktisat Bölümü asistanı olarak görev aldı. Öğrencilerle yakından ilgilenen bir akademisyendi. Aynı zamanda Ülkücü Maliyeciler ve iktisatçılar Derneği'nin kurucularından, Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği'nin (ÜMiD-BiR) kurucularından ve genel başkanlarındandır. Ayrıca kısaca ÜNAY denilen Üniversite Akademi ve Yüksekokulları asistanlığı kurdu ve başkanlığını yaptı.
Devlet Bahçeli, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde iktisat doktorası yaptı ve aynı üniversitenin iktisadi ve idari Bilimler Fakültesi iktisat Politikasında Ana Bilim Dalı'nda 1987 yılına kadar öğretim üyeliği görevini sürdürdü. Dr. Bahçeli yine bu süre içerisinde Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Türk Tarihi ve Dış Politika konularıyla ilgilendi ve bu alanlarda çalışmalar yaptı."
ayrıca türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizinde, türkiye'yi o krizden çıkaran hükumette yer almıştır kendisi. insanları değerlendirirken kötü zamanlarda aldıkları zor görevleri göz önünde bulundurun. iyi zamanlarda görevi hak eden bu insanlara verin.
toplama çıkarma konusunda başarılı olduğu kadar ülke siyasetinde de olacağını umduğumuz, sesiyle konuşurken kollarının senkrozizasyonunu tutturamayan siyaset adamı.
Devlet Bahçeli vaktiymiş daha önce de devletin başına devlet geliyordu.
Ya kuzgun leşe ya devlet genel başkanlık koltuğuna mantığının esiri olmuş kişidir. Ülkücü gençleri sokaktan uzak tutmak dışında partiye bir gram faydası yoktur. Partiye faydası olmayınca ülkeye de faydası olmuyor haliyle...
Adana'da üçüncü sıraya gerileyen partimizin adana millet vekili olan Mevlüt Karakaya'yı değil de Meral Hanım'ı liste dışı bırakması ne kadar samimiyetsiz bir insan olduğunu gözler önüne sermektedir.
Bugün de istifa etmeyerek mhp'nin oylarının artmasına engel olan kişidir.
Omo dovo odomo diyenin ağzına kürekle vururum.
Dava adamı dediğin koltuk sevdasına kapılmaz. Partide parlayan isimleri acaba başkanlığa oynar mı diye sudan sebeplerle ihraç etmez ya da liste dışı bırakmaz.
Ve en önemlisi dava adamı görevini yerine getiremezse onuruyla istifa eder görevi yapacak birine devreder.
927363 seçim kaybetmişsin hala o koltukta utanmadan oturuyorsun.