öyle basit bir can sıkıntısı değil. sinsi hastalık. tekrarlarla kendini gösteriyor. depresyon nedenli intihar eden insanların intihar etmeden bir gün önce çekilmiş fotoları falan vardı, o kadar normal duruyorlardı ki gülüyorlar falan hatta sevdikleriyle. o zaman anlıyorsunuz ki bu öyle kolay bir şey değil, ilaç artı terapiyle hemen üstesinden gelmek gerek. bakınız:https://goo.gl/DNTJnM
Depresyon dünyadaki iş görmezlik halinin başlıca sebebidir. Fakat zihinsel bir rahatsızlık olduğu için yüksek kolesterol gibi bir hastalığa göre daha zor anlaşılır. Zorluğun sebeplerinden biri 'depresyonda olmak' ile 'depresif hissetmek' arasındaki farktır. Herkes zaman zaman keyifsiz hisseder. Kötü puan almak, işini kaybetmek, tartışmak, hatta yağmurlu bir gün bile hüzünlü hissettirebilir. Bazen tetikleyici bir durum bile olmaz. Apansız ortaya çıkıverir. Sonra şartlar değişir ve hüzünlü hisler kaybolur. Klinik depresyon ise farklıdır, tıbbi bir rahatsızlıktır ve sırf siz gitsin istiyorsunuz diye gitmez.
En az 2 hafta sürer ve kişinin iş görmesini, sosyal hayatını ve aşk hayatını engeller. Depresyonun çeşitli belirtileri vardır: Düşük bir duygu durumu, normalde seveceğiniz şeylere ilgi kaybı, iştahın değişmesi, işe yaramaz veya suçlu hissetmek, çok fazla veya çok az uyku, zayıf konsantrasyon, yerinde duramama veya yavaşlık, enerji kaybı, yinelenen intihar düşüncesi...
Bu belirtilerin en azından 5'ine sahipseniz, psikoloji rehberine göre depresyon tanısına uyuyorsunuz. Yalnız davranışsal belirtileri yoktur depresyonun, beyin içinde fiziksel bulgular da olur. Öncelikle, çıplak gözle ve X-ray'de görülebilir, değişimler olur. Mesela daha küçük beyin ön lobu ve hipokampal hacim. Daha mikro ölçekte, depresyon birkaç şey ile bağlantılıdır: Bazı nörotransmiterlerin (sinir iletici) anormal iletimi veya tükenmesi, özellikle serotonin, norepinefrin ve dopamin . Günlük ritmin bozulması, uyku döngüsündeki REM ve derin uyku aşamalarındaki değişimler, yüksel kortizol ve troid hormon düzensizliği gibi hormonel anomaliler. Ama nörologlar hala depresyona neyin sebep olduğuna dair bütün resme sahip değiller. Genler ve çevresel şartlar ile karmaşık bir ilişkisi varmış gibi görünüyor ama hala nerede ve ne zaman görüleceğine dair bir teşhis yöntemi / aracı yok. Ve depresyon belirtileri soyut olduğundan iyi görünmesine rağmen depresyonla boğuşan birini anlamak zordur. Zihin sağlığı Ulusal enstitüsü'ne göre zihinsel rahatsızlığı olan ortalama bir kişi yardım isteyene kadar 10 yıldan fazla zaman geçiyor. Aslında çok etkili tedavi yöntemleri mevcut. ilaçlar ve terapiler beyin kimyasallarını destelemek üzere birbirini tamamlar.Bazı uç örneklerde, hasta beyninde kontrollü bir felç gibi etki eden, elektroşok tedavisi oldukça faydalı olur. Transkranyal manyetik stimülasyon (tms) gibi diğer umut vaadeden tedaviler de araştırılmaya devam etmektedir. Yani depresyon ile mücadele eden birini tanıyorsanız nazikçe, bu tedavi seçeneklerinden biri için teşvik edin. Hatta, yakınlardaki terapistleri araştırmak veya doktora sorması gereken soruların listesini hazırlamak gibi belli işlerde yardım teklif etmek gerekiyor. Depresyondaki birine bu ilk adımlar aşılamaz gibi görünür. Suçlu veya utanç hissederlerse depresyonun astım veya diyabet gibi tıbbi bir durum olduğunu hatırlatın. Zayıflık veya kişisel bir özellik olmadığını kırık bir kolu kendi kendilerine iyileştiremeyecekleri gibi depresyonu da tek başlarına atlatmayı beklememeliler. Eğer kendiniz depresyonu deneyimlediyseniz, depresif hissettiğiniz dönemler ile karşılaşmaktan kaçının. Onların yaşadıklarını normal, geçici hüzünlü hisler ile karşılaştırmak, kendilerini mücadeleleri yüzünden suçlu hissetmelerine sebep olabilir. Yalnız açıkça depresyon hakkında konuşmak yardımcı olabilir. Örneğin araştırmalara göre, birine intiharla ilgili soru sormak intihar risklerini azaltıyormuş. Zihinsel rahatsızlıkla ilgili açık bir konuşma engelleri aşındırır ve kişilerin yardım istemelerini kolaylaştırır.Böylelikle daha çok hasta tedavi aradıkça bilim insanları depresyonla ilgili daha çok şey öğrenecek ve tedavi yöntemleri daha da iyileşecektir.
Eğer yaşadığım şey depresyonsa olabilecek en kötü şeylerden rahatlıkla diyebilirim.
ikincisi ise hayattan gram kadar zevk keyif almıyorsunuz yani heyecanlandığınız bir sebebiniz yok lan bundan daha kötü ne olabilir sizce?.Aklınız hep geçmişte , geçmiş olayları kurcalıyorsunuz 3,4 belki 6 yıl önceki olayları düşünüyorsunuz. Geçmişi özlüyorsunuz ve sürekli kıyas yapıyorsunuz. Yani sanki artık yaşam bitti artık ölümü bekliyorsunuz. Hayat siyah beyaz adeta siz değişiyorsunuz ne bilim artık bazı şeyler öyle bir noktaya geliyorki hiç konuşmak bile istemiyorsunuz yüzünüz hep asık. Alınganlaşıyorsunuz.Yalnızlığı sevseniz bile yalnız kalmaktan korkuyorsunuz. insanlarla anlaşamıyorsunuz ama yinede onlarla birlikte olma mecburiyetiniz olduğunuz için birlikte oluyorsunuz. Yani kısaca arkadaşlar bu hayatta hiçbir insanın yaşamasını istemediğim bir şey.Rabbim kimseye göstermesin.
sıkıntı, stresle birlikte gelen, insanın çok düşünmesine ya da hiç düşünememesine (anti depresan ilaçları sayesinde) neden olan psikolojik bir hareket. ilk önce iletişimle depresyon sorunu çözülmeye çalışır, düzelmemesi takdirinde ilaç tedavisi uygulanır. ilaçlar ne kadar tedavi ediyor bilinmez doğrusu.
Ben hiç mutluluktan delirmedim ama delirmekten mutluyum.
Herkes bana acıyor, asıl şizofrenin kendileri olduğunu bilmeden.
Biliyorum çok çirkinim. Kentin içine girsem beni dışarı kusar.
Oysa ben iç kanamalı bir hastayım ve kendime gölgesiz bir akşamüstü arıyorum.
Sürgün yanlarımdan vurgun yemek hoşuma gidiyor. Her gece ölü bir kıza mektuplar yazıyorum. Fırtına yüklü gemileri kanımda yüzdürüyorum.
Artık adımı unutmaya başladım. Ne mutlu.
Erken bastırmış bir yalnızlık ihtilali gibi merhaban. Bu yüzden zehirli akşam üstüleri bırakıyorum ve seni onarıyorum kendimi yaralayarak.
Aşkın kendini öldürebilecek kadar cesur olmalı sevdiğim.
Her nakaratta yeniden hatırlayacağın, cepleri boş bir gidişi bırakıyorum sana, enkazı kaldırılmamış çocuk yüzümle.
Beni şakaklarımdaki sonbahardan tut. Birazdan utancını bırakacağım sana bu aşkın.
Bu gidiş beni de bitirecek biliyorum ama kaçsam ağlamaklı oluyor omuz başların. Yaslansam uçurumsun.
sanildiginin aksine girmesi oyle kolay degildir ve pat diye girilmez. uzun bir surectir. sanildigindan daha agirdir. biraz can sıkıntısı nda depresyona girmis olmuyorsunuz. sabaha gecer o.
bir duygudurum bozukluğudur. diğer ruh hastalıklarının aksine aslında kişinin bilişsel durumundaki bozukluklardan ötürü meydana gelen bir rahatsızlıktır. otomatik kalıplarımızın farkına varıp düzeltmemiz halinde bu hastalıktan kurtulmak mümkündür. ben demiyorum, psikiyatrist diyor. bipolar bozukluk gibi bir hastalık değildir zira böyle bir hastalıkta ilaç kullanmak zorunluluktur. depresyon istisnadır.
tek başına yaşadığınız zaman hiç çekilmeyen ruh hali. hep mutsuzsundur. kendisiyle mutlu olabilen kendisiyle barışık olan insanlara imrenirsin. bu depresyon dönemindeyken kendinle anlaşamamak can sıkar en çok da. eskiden haz alarak yaptığın şeyler artık senin için hiçbir anlam ifade etmez. sürekli uyumak uyanıp yemek yemek biraz ağlamak sonra tekrar uyumak istersin. farkında değilsin ama zaman geçiyor, sen yıpranıyorsun, yaşın geçiyor. neden depresyon..
ya depresyon içinde bulunduğumuz hayata dair belli bir farkındalık seviyesinde gösterilebilecek en gerçekçi yaklaşım ve en normal tepkiyse ama toplumda üretim gücünün düşmesine yol açtığından küresel düzeyde hastalık olarak değerlendiriliyorsa? belki de aslında neşeli ve hayatı sever halimiz bir kafa güzelliğinden ibarettir. belki depresyon hakikattir. (bkz: conspiracy keanu)
Ben depresyondayim denilebilecek kadar hafif bir hastalık değildir. Ardında çok ciddi hastalıklar barındırabilir. Psikolojik olduğu kadar boyolojik etkileri de görülür.Ayrıca uzun süreli depresyon erken bunamaya bile sebep olabilir.