demokrasi

entry1042 galeri71
    142.
  1. --spoiler--
    Biz bu kafayla adam olamayız deyişi, bir zamanlar, aydın denebilecek, en azından eğitimli, ama karamsar kişilerin dillerine pelesenk olmuştu. Deyişin, toplumu bütün sınıf ve kesimleriyle kapsayan bir yanı vardı. Adam olunmasını engelleyen kafa herkeste olabilirdi; politikacıda, devlet memurunda, askerde, işadamında, esnaf ve sanatkarda, işçide, emekçide, köylüde, herkeste...

    Bugünlerde ise, televizyon kanallarında sıkça görülen, her biri gazetelerinde köşe sahibi kimi seçkin aydınlara bakılırsa, çok dar bir kesim hariç Türkiye'de herkes adam olmayı ve ülkeyi adam etmeyi kafasına koymuş durumda. Çünkü, söylediklerine göre, Türkiye'de işçisi, köylüsü, Kürdü, orta sınıfı, işadamı, sanayicisi, tüccarı, hâttâ politikacıların çok büyük bir bölümü ülkenin demokratikleşmesi konusunda son derece ısrarlı. Onlar ısrarlı da, Türkiye'nin başına çöreklenmiş, muhafazakar, dar görüşlü, dünyanın nereye gittiğini okuyamayan, demokrasi kültüründen nasibini almamış, konumunun sarsılması olasılığından dehşete düşen dar bir elit kesim var ve bunlar gidişata hep taş koyuyor.

    "Böyle bir şey nesnel olarak nasıl mümkün olabilir?" sorusu haklı bir sorudur; ama bilelim ki Batı Avrupa'da salak bir liberal de yukarıda aktarılan kurguyu halkı bulacak, "evet ne yazık ki böyle" diyecektir. Hadi, Avrupalı salak liberalleri anladık; Türkiye'de okuyup yazmış, kimileri gençliğinde solculuk yapmış, hâttâ sorsan bugün bile solcuyum diyecek insanlar nasıl olup da böyle düşünebilirler?

    Nasıl olup da böyle düşünebildiklerini, kendinizi onların yerine koyarak düşünmek kuşkusuz güç bir iş. Ancak,empatinin bu kadarı biraz fazla olsa da, denemekte yarar var. Tamam, sermayenin neferleridir, sermayeye göbekten bağlıdırlar falan filan; ama böyle de olsa aslında kendi gözbağları olduğunu, başka bir deyişle gidişatı belirli yerlerden nemalanmaktan ziyade, düşünce yapıları gereği öyle değil de böyle gördüklerini, bu yüzden bugün yattıkları yere yattıklarını söyleyebiliriz.

    Ama olmaz ki, böyle de yatılmaz ki...

    Gene de böyle yatıyorlarsa, biraz daha kafa yormakta yarar olabilir.

    Birincisi, bu eküri hâlâ 1989-91 dönemecine ve hemen ardından gelen egemen söylemlere takılıp kalmış durumdadır: "Devletçi, bürokratik, anti-demokratik rejimler birer birer çökmekte, dünya evrensel demokrasinin egemen olduğu yeni bir döneme girmektedir. Ekonomide neoliberal politikalar, devleti küçülttüğü, ayrıca üstyapıda da liberal yönelimlere kapı açtığı için sineye çekilebilir. Biz bu evrensel demokratikleşme dalgasını hele bir yakalayalım, sosyalizmi, sınıfı gene konuşuruz..."

    (Soldan takviye: Marx&'ın Manifesto'da yazdıkları asıl şimdi bir bir gerçekleşiyor.)

    ikincisi, aynı eküri, klasik bir yanılgı sonucu emperyalizmi ekonomik temelinden soyutlayıp "devlet politikalarına" indirgemiş; kapitalizmin küresel regülasyonuyla görevli kuruluşların varlığını, ileri kapitalist ülkeler arasında kimi alanlarda artan işbirliğini (ve işbölümünü) ve sistem içi çelişkilerin belirli bir düzeyde tutulmasını "emperyalizmin sonu" olarak görmüştür.

    (Soldan takviye: Neden hep Lenin? Kautsky zamanında ne demişti? Sonra, Hardt ve Negri de var.)

    Hepsi iyi de, devlet nerede gerçek anlamda küçülüyor ki? Temsili demokrasiye dayalı rejimlerin sayısında görülen artış dışında dünyada "demokratikleşme" yönünde bir eğilimden söz etmek mümkün mü? Piyasacılık, siyasette, toplumsal ve kültürel yaşamda hangi "demokratikleşmeye" yol açmıştır?

    Sonra, emperyalizm bitmişse, Yugoslavya'da, Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de olup bitenleri neyle açıklayacağız? Bu coğrafyalara yönelik müdahaleleri"anti demokratik rejimlerin yıkılması ve halkların özgürleşmesi" maymuncuğuyla açıklamaya kalkana kim inanır?

    Peki, bu kadar basitse, neden göremiyorlar?

    Bu sorunun klasik, ama hep geçerli bir yanıtı vardır: ideolojik angajman. Söyleneni "totoloji" sayacaklara hatırlatmak gerekir: Her ideoloji, ters gelişmeleri de harmanlayıp kendi çerçevesinde bir yerlere koyacak bir iç dirence, soğurma kapasitesine sahiptir.

    Hepsi bir yana, liberal eküri en azından bir konuda haklıdır. Çünkü, Türkiye'de toplumun geniş ve çok çeşitli kesimleri gerçekten bu ekürinin meşrebine uyan bir demokrasicileşme süreci içindedir. Nasıl mı?

    Artık Türkiye'de en odun politikacı bile "sivil toplum kuruluşlarını karar sürecine katma" gibi laflar edebilmektedir.

    Artık Türkiye'de en geleneksel sendika patronları bile işverenle ortak sosyal diyalog projelerine imza atabilmektedir.

    Artık eğitim dendiğinde Türkiye'de eğitim bilimcilerin çoğunun aklına ilk gelen şey sanayinin nitelikli ara eleman ihtiyacının karşılanması olmaktadır.

    Artık Türkiye'de en geri kafalı vali/belediye başkanı bile tabandan katılım” lafını duyduğunda "elbette" diyebilmektedir.

    Tamam da, bütün bunlara karşı çıkan, süreci durduran/yavaşlatan, dar, ama egemen bir kesim sahiden var mı?

    Varsa ve her şeye karşın gene de bu kadar güçlüyse, "helal olsun" demekten başka söylenecek söz olmamalı.
    --spoiler--

    not: metin çulhaoğlu'nun 29 aralık 2007 tarihiyle sol'da çıkan "demokratikleşme'ye kim taş koyuyor?" yazısından alınmıştır.
    1 ...
  2. 141.
  3. 140.
  4. iğrenç, aşağılık, aptal, yaşamaması gereken cahil insan pisliklerinin yönetime zorla katılmasıdır. ay ne aşağılık yahu? 2 paket makarna, 3-5 çuval kömür alacak parası yok, bir de devlet yönetiminde söz sahibi olmak istiyor. aptal şey! soruyorum size değerli ülkemin değerli üst tabakası; bu insanların yönetimde söz sahibi olması devleti alçaltmaz da ne yapar? aptal bunlar aptal, ne anlar demokrasiden karar vermekten falan? aziz nesin boşuna mı demiş "bu ülkenin %60'ı aptaldır." diye.. e haksız mı? bu ülkenin kalburüstü tayfası olarak derhal yönetimi ele geçirmeli ve o aşağılık fakir, eğitimsiz kesimin ülke yönetimindeki söz hakkını elinden almalıyız arkadaşlar! ileri!
    0 ...
  5. 139.
  6. turkiye'de tabu haline getirilmis olan kavram. en hafif sekliyle bile olsa demokrasi illetini tenkit etmek hos karsilanmiyor. orta cag avrupasi'nin skolastik dusunce yapisinda dine sovmek nasil karsilaniyorsa bugun bu ulkede demokrasi hakkinda olumsuz gorus belirtmekte ayni sekilde karsilaniyor. gecelim..
    Voltaire "demokrasi ayak takiminin despotizmidir" der. osmanli'nin son donem aydinlari da demokrasiyi "hukumet-i avam" seklinde nitelemislerdir. avam hakimiyeti, daha dogrusu ayak takiminin hakimiyeti.
    Nedir ayaktakimi ? toplumun 10'da 9'u. toplumun 10'da 9'u zaten aptaldir. bir irkin, bir ulkenin kaderi bu aptallarin oy varakalari ile sekillendirilemez. modern tarih ilminin yaraticisi olarak kabul edilen fransiz tarihci thierry "demokratik cumhuriyetlerin sonu ahlaki bir alcalistir' diyor. yalan mi ? 2 kilo bozuk makarnaya, 3-5 torba zehirli komure tamah edip oy kullanilan bir ulkede ahlaktan seciyeden bahsolunabilir mi?
    Hulasa Demokrasi herzesi Turk irki'na ve devletine artik zarar vermeye baslamistir. sonu gelmeli, her kafadan bir ses cikmasina, ayaktakiminin hakimiyetine son verilmelidir.
    0 ...
  7. 138.
  8. 137.
  9. cesitliligi farklilik olarak gosteren hosgoru ve saygi yerine ozgurluk temeline dayanan utopya.hic bir zaman mumkun olmayacagini savunucu sosyologlar tarafindan ispatlayan yonetim bicimi.
    insanlari dusuncelere kamplara bolen ortak degerleri yok eden toplumsal gercekligi ve kulturu hice sayan toplumu degil bireyi hegomonya...
    0 ...
  10. 136.
  11. yeterince eğitilmemiş, özgür düşünce biçimi aşılanmamış toplumlarda kötüye kullanılan, işe yaramayan yönetim biçimi. halkın zaaflarını kötüye kullanmaya yol açar. tehlikelidir.
    0 ...
  12. 135.
  13. günümüz itibariyle güçlünün güçsüzü ezmesini meşrulaştıran bir tür illüzyon.*
    0 ...
  14. 134.
  15. demokrasi, senden çok farklı düşünen birini dinlemeyi gerektirir. farklı düşünceleri duymaya tahammül gerektirir. sabrı öğretir.
    (bkz: halkın kendi kendisini yönetmesi)
    0 ...
  16. 133.
  17. kendisi saklanmış bi yerlere diyolar ki fransaya gitti gelicek bekle,bence avrupa'lara gitmiş gibi yapıyo bizi kandırıyo o sever zaten böyle gizemi, bi türlü tanımının yapılmamasını.bi de mutlak iktidar da bu aralar bizde olduğu için küsmüş de olabilir ama acilen gelmesi lazım artık biz onun özleminden olmadık işler yapabiliriz.o yüzden hemen gelsin ,özletti kendini gene..burdan sesleniyorum: elma dersem çık armut dersem çıkma..elma!
    0 ...
  18. 132.
  19. ülkemizde var olduğu bilinen, yalnız izine rastlayamadığımız, yönetim biçimi.
    0 ...
  20. 131.
  21. insanın tanrılaştırıldığı düşünce. hem ütopya.
    0 ...
  22. 130.
  23. kant'a gore halka yapilan zulumdur. cunku demokraside temsil gorevi verilen cogunluk, azinliga baski uygulayabilir ve hic haz etmeyecegi uygulamalara gidebilir. bu da baskici bir zihniyetin urunudur.

    avrupa birligi gibi olusumlarda gozlenmeye baslayan kantci yonetim bicimi ise, halkin bir topluluktan ibaret degil, bireylerden ibaret oldugunu gormeyi savunur ve en kucuk azinliga bile istedigi gibi yasama hakkini verir.
    0 ...
  24. 129.
  25. insanların laf kondurmadığı kavram. bu sistemi eleştirenler atatürk'e karşı çıkmakla bile suçlanmıştır. hele gün gelir birisi bir yerlerini değiştirmeye kalkarsa vay halinedir.
    0 ...
  26. 128.
  27. kim demişti yaa, biri demişti. "demokrasi güzel de sonra dizmesi sıkıcı oluyor". yani solo test gibi bişey. oynarken iyi de, arada pürüz mürüz çıkartıyor bu, insan üşeniyor. kim demişti yaa. bence güzel demişti.
    1 ...
  28. 127.
  29. bazı diller için söylenmesi kolay bir kelime değildir...
    önce, demuhgraasi yerine insan gibi demokrasi demeyi öğrenmek gereklidir...
    0 ...
  30. 126.
  31. demokrasi; tarihler boyunca geniş kitlelerin inandığı en büyük yalanlardan biridir. kağıt üzerinden iyidir hoştur, lakin devlet yöneticileri demokrasiyi hep kendilerince yorumlayıp demokrasinin özünden giderek uzaklaşmışlardır.
    1 ...
  32. 125.
  33. kaynağındaki uygulamasında, toplumun yanlızca seçkin bir kesiminin söz sahibi olduğu rejimdir.

    liberalizmin egemen olduğu, gelişmekte olan ülkelerde ise, çekici kendi parmağına vurmaktır.
    0 ...
  34. 124.
  35. demokrasi denilince akla "demokrasi" gelir. ne yani cumhuriyet insanlık tarihinin en son ve en modern yönetim biçimi mi? hayır. bundan 400 sene sonra daha güzel rejimler ortaya çıkabilir. daha modern, daha demokratik...
    0 ...
  36. 123.
  37. demokrasi deyince akla cumhuriyet gelir. lakin bazen bu demokrasi yüzünden cumhuriyet tehlikeye girebilir. olağan karşılamak yerine demokrasiyi hiçe saymak gerekir.
    0 ...
  38. 122.
  39. akp'yi basa getiren yonetim bicimi... ne guzel yonetim bicimi... canım yonetim bicimi... fakat ırak'a da gelisi biraz kanlı olmustur bu yonetim biciminin... kimdi o?.. amerikaydı de mi?.. heyt be...

    (bkz: saka maka bitti)
    (bkz: acil demokrasi)
    0 ...
  40. 121.
  41. halkın kendi kendini yönetmesi veya yönetimde halkın ağır basması.

    temsili demokrasi, yarı doğrudan demokrasi, doğrudan demokrasi gibi biçimleri vardır.
    1 ...
  42. 120.
  43. 119.
  44. türkiye cumhuriyeti'nin en temel yapı taşlarından birisi demokrasidir ve demokrasinin temel ilkelerinden biri de, çoğunluğun yönetimi ve azınlık haklarının korunmasıdır. çoğunluğun azınlığa tahakkümü değildir.. çoğunluk prensibi, çoğunluğu kazanan partinin her istediğini yapabileceği anlamına gelmez.. bunun dayanağı çoğunluğun desteğini alan partinin temsil ettiği iradenin, genel irade ile özdeş olmamasıdır.. bunu özdeş kabul edersek azınlığın iradesini çoğunluğun içinde eritmiş oluruz ki bu da çoğulcu demokrasiyle taban tabana zıttır..
    0 ...
  45. 118.
  46. 10 kisilik bir grup içinde 7 kisi seçiyorsa bu demokrasiye en yakın yönetim bicimidir. Ancak eger yetmis milyonluk bir ülkeyi yüzdeye vurursanız ve bu yüzde içerisinde yüzde kırkaltı oy alıp devletin her noktasına bildigin mutlak monarşi biciminde sızarsanız.. Anayasayı degistirirken sizin monarşinize karsı cıkan ülkenin son bagımsız kalan yargısını, üniversitelerini sindirmeye calısırsanız..Üstüne üstlük utanmadan tüm bunların üstüne darbe korkusuyla her iki laftan birinde demokrasiyi emellerinize alet ederseniz..

    Komik olursunuz.. Baska hiç bir şey degil..
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük