kişinin kendine ideal bir din oluşturmasına kadar gidebilecek hede. yani nasıl, bir tanrı var ve beni, bizi, herşeyi o yarattı. ama bu kitaplar saçma, çelişkili, adaletsiz. o zaman kendime göre bir yaşama ve tanrıya teşekkür etme sistemi oluşturayım. iyilik yapayım, tanrıya teşekkür ve şikayetlerimi bildireyim falan. süper ki.
onlarca tercihten biridir. yanlız deistler dinlere biraz daha uzaktan göz atarlar ve bu onları kendini dindardan sayıp kendi boyuna bakmadan insanları yargılayıp onlara sıfatlar eklemenin kendi dinlerinde nasıl ayıplandığını unutup kibirlenenen hödüklerden ayrı tutar. iyisi kötüsü bizi ilgilendirmez, payımıza düşen tek şey saygı duyup sesimizi kesmektir.
biraz da tırstıklarından, kendilerinin ne kadar güçlü olduğundan bir haber oldukları için ve de az biraz bilgi eksikliğinden kaynaklanan insanların tutunduğu dal.
dincilerin ve ateistlerin arasinda kalmis, sürekli saldirilan, kimseye karismadan kendi inanclarinin geregini yerine getirmeye calisan kisilerin inancidir.
Evet bu kisilerin inanclarinin geregi de vardir:
- allah´in varligina inanmak.
- din denen seyi, diger kisilerin kanini emmek araci olarak kullanmamak. ayrica ibadetle cennet veya ceheneme gidilmeyecegini bilmek.
- insan olmak (evet dine mensup olanlarin cogu malesef bunu basaramiyor).
- calismak, okumak.
- diger kutsal dinlerin cogu ortak özelliklerini temel almak.
- bilimin cikis bulamadigi noktalarda dinden faydalanmak. (bkz: metafizik)
- vicdan sahibi olmak. (bkz. madde 3)
"çarpılmayalım lan?" diye korkan, sırf bu yüzden bir dini benimsemiş olan insanların topluluk ilan ettiği düşünce. benimseyenlerin inançları "allah vardır din yoktur" şeklindedir. allah'a inanır bu şeker çocuklar. valla.
"çarpılmayalım lan?" diye korkan, aslında hiçbir şekilde söyledikleriyle alakası olmayan insanların topluluğudur. topluluk ne, inancıdır.
tanrı varmış, ama dinleri göndermemiş falan filan. peki hiçbir şey dememiş mi bu tanrı? kural koymamış mı, şöyle yapın böyle yapın dememiş mi? haha, dememiş tabi. lazım olursa çalın çırpın, azdığınızda geneleve gidin çatır çutur hatunlara saldırın, dünya skime ahiret gtüme mantığıyla yaşayın.
ondan sonra biz tanrı'ya inanıyoruz, şeker çocuklarız.
valla mı?
edit: ben de deist gibi bi' şeyim aslına bakarsan ha, heyecan yapma.
dünyayı yaratan bir tanrı olduğunu, fakat bu aşamadan sonra olan bitenle ilgisi olan bir tanrı olmadığını savunan dini-felsefi akımdır. ortaçağda ruhban sınıfının asalaklığını ve skolastik düşünceyi eleştirmiştir. ilerici bir akımdır ama materyalizme göre bilimsel yönden zayıftır.
(bkz: dini bütün materyalist)
Deizm (yaradancılık), evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiç bir müdahalesi olmadığını/olmayacağını savunan Tanrı görüşüdür.
Yani Alla'a inanıyorum ama dinleri ve peygamberleri reddediyorum.
koyu dincilere bakıp adamların namaz kılıp hacca giderek tanrının her isteğini yerine getirdiklerini düşünmelerine rağmen bilimden, insan haklarından, mantıktan ve dürüstüklükten yani özünde dinin istediğine inanılan şeylerden olabildiğince uzak olduğunu, sonra da doğaya bakıp her şeyin ne kadar mükemmel bir uyum içinde olduğunu görüp genelde "dinci olmak ve tanrıya inanmak namaz ve oruçla olacaksa ben tanrıya kendi inancıma göre inanırım daha iyi!" diyen insan grubudur.
eğer bu insan namaz kılmıyor ama insanları çok seviyor ve onlara iyi davranıyorsa, oruç tutmuyor ama fakirleri sofrasında besliyorsa aslında sadece adı deisttir, gerçek de dinci olan odur.
çoğu zaman teizm ile karıştırılan görüştür. teist tanrıya, dine ve dinsel olgulara inanır. fakat deiste göre bir yaratıcı vardır fakat din ve dinsel öğeler yoktur.
birçok kişi deizmi ve deistleri yanlış tanımlar. deistleri, tanrıya inanan ama dinin getirdiği kuralların onları kastığı, zora gelemeyen kişiler anlamını çıkarırlar o küçücük beyinlerinden.
ayrıca deizmi, ateizmden önceki basamak olarak tanımlayan sığ görüşlü insancıklar da vardır.
aydınlanma dönemi düşüncesidir. bu dönemde yoğun din baskısı yaşanmıştır. bu nedenlede insanlar dini ya reddetmişlerdir ya da geri plana atmışlardır. deizmde bunların sonuçlarıdır.
görüşleri: tanrı evreni yaratmıştır ve bir daha karışmaz. ibadet etmek gerekmez. onun bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur.
mucizeye yer olmadığı gibi tanrı ile insan arasındaki devamlı ilişkiye de yer yoktur.
öte yandan bu kuram tanrı'yı insanların hayatları ile ilgilendirtmediği için, o'nun adına yapılan
ibadetleri ayinleri vs gereksiz kılar.
yani
şöyle diyebiliriz ki bu görüşte bir mümin istediği
bir şeyin gerçekleşmesi için tanrı'ya dua etmesine gerek yoktur. çünkü tanrı onun işitmeyecektir.
son olarak şunu söylebiliriz ki bu kuram kiliseyi devreden çıkarır çünkü
tanrı'dan kurtuluş talep etmeleri için insanların kiliseye ihtiyaçları yoktur.
bu görüşe göre tanrı vardır yani dünyaya aşkındır ve o dünyayı bilgisine, iradesine uygun olarak
zaman içinde yaratmıştır.
yalnız bu yaratımdan sonratanrı müdahale etmez geri kalan şeylerde.
kuramın temelinde 17. yy da doğa bilimlerindeki gelişim yatar. galile, kepler, harvey, newton gibi doğa bilginleri sayesinde bilim adamları ve filozofları tıkır tıkır işleyen bir saate benzer bir şey olarak doğa tasarımına giderler.
kuramın savunuculuğunu başta newton yapar.
Kul ile tanrı arasına bir peygamberin veya dinin giremeyeceğini öne süren felsefik bir akımdır. GEnel olarak eleştiri aldığı taraf allah'ın insanları yarattıktan sonra kendi haline bırakılmasıdır, yani emekliye ayrılmış bir tanrı. Ayrıca Ateizme giden yolda sığınılan bir liman falan da değildir. Tanrının varlığını sonuna kadar kabul eder.
tanrıdan bir beklentisi, çıkarı olmamaktır. ben namaz kılayım sen bana cennette yer ver ve buna benzer diyalogları ortadan kaldırır. tanrıyı seni yarattığı için seversin, vaadettikleri için değil.
--spoiler--
Tüm dinleri rededen ancak tanrının varlığına inanan inanç şeklidir. Dinler rededildiği için peygamberler, kutsal kitaplar, cennet ve cehennem, melek, şeytan gibi kavramların hiçbirinin deizm inancında yeri yoktur. Sadece evreni ve doğa kanunlarını koyan, bunun ardından evrene ve insanlığa hiç bir müdahalesi olmayan tanrıya inanılır. Bu tek inancın kaynağı, dolaysız yoldan algılarımızla doğaya ve insanın yapısına duyulan hayranlık ve bunları bir yaratan (tanrı) olması gerektiğine olan inançtır.
Deizmde ibadetlerin ve dinsel ritüellerin olmamasından dolayı ateistler ile deistler arasında günlük hayatta, pratik anlamda bir farklılık yoktur.
Deizm, evrim teorisine karşı değildir. Deizme göre insan, tanrının oluşturduğu kurallar çerçevesinde, daha ilkel canlıların evrimleşmesi sonucu oluşmuş olabilir. Bir tanrıya inanmak, o tanrının, insanı aşama geçirmeksizin bir anda yarattığı fikrine de inanmayı gerektirmez. Semavi dinlerde yani Musevilik, Hıristiyanlık, islam gibi dinlerde insanın, önceden evrim geçirmeksizin yaratıldığına inanılır. Bu inanış deizmde yoktur.
Sorular ve Yanıtlar:
Deizm neye dayanır?
Akıla ve doğaya. Evrene bakınca bir düzen görürüz ve bu düzen bizi bir tanrı ya da tasarımcı inancına götürür.
Deizm ateizmin bir çeşiti midir?
Hayır. Ateizm tanrıyı reddeder. Deizme göre tanrı vardır. Deizm dinleri reddeder.
Eğer deism tanrı inancını kabul ediyorsa deizm ve yahudilik, islam, hıristiyanlık gibi diğer dinler arasında ne fark vardır?
Deizm yukarda da geçtiği gibi doğaya ve akla dayanır, vahye dayanmaz. Diğer tüm dinler vahye ya da kutsal kitaplara dayalıdırlar. Deizmde bir rahibe papaza ya da imama gerek yoktur. Deismde ihtiyaç olan tek şey kendi sağduyumuz ve düşünme becerimizdir.
Deistler tanrının evreni yaratıp geri çekildiğine mi inanıyorlar?
Bazı deistler öyle düşünüyor, bazı deistler tanrının insan davranışlarına müdahale edebileceğini düşünüyor. Örneğin, George Washington Long Island'dan çekilme ya da teslim olma arasında daha riskli olan çekilmeyi seçmiştir ve kendisine niye daha riskli olanı seçtiği sorulduğunda, bunun yapabileceğinin en iyisi olduğunu ve gerisinin tanrının taktiri olduğunu söylemiştir.
Deistler dua ederler mi?
Sadece şükür ve teşekkür için dua edebilirler, tanrıya dikte etmezler. Dua için belli bir yer ve zaman, belirli bir vücut duruşları yoktur.
Deistler tanrıyı nasıl görürler?
Tanrıyı istediği kadar gücü olan ölümsüz bir varlık olarak görürüz. Albert Einstein' dan alıntı deizmin tanrı tanımı için iyi bir örnek olacaktır: " Benim dinim kendini zayıf aklımızla algılamamız zor olan sonsuz güç sahibi üstün ruha alçak gönüllü bir şekilde hayran olmaktan ibarettir. Bu üstün düşünen gücün duyguları derinden etkileyen ikna ediciliği, ki bu kendini anlamak mümkün olmayan evrende ifşa eder, benim tanrı anlayışımı oluşturur"
Deizm bir mezhep midir?
Deizmin bir mezhep olması mümkün değildir çünkü Deizm kendine dayanmayı öğretir ve insanları daima akıllarını kullanmaya teşvik eder. Deizm bedeli ne olursa olsun otoriteyi sorgulamayı öğretir. Deizm vahye dayalı dinler gibi muhakemesi olmayan iddialarda bulunmaz. Vahye dayalı dinler insanları tanrının söylediklerine teslimiyete ya da bu sözlere karşı düşünme gücünüzü ertelemeye çağırır. Bunu iman olarak adlandırırlar. Örneğin, Musa'nın denizi yardığına ya da isanın suyun üstünde yürüdüğüne ya da Muhammedin Kuran'ı bir melekten aldığına inanmak ne kadar mantıklıdır?
Deizmin dünyadaki fenalıklara karşı cevabı nedir?
Dünyadaki fenalıkların büyük bir kısmı eğer tanrı vergisi aklımızı kucaklasaydık ortadan kalkabilirdi. Unutulmamalıdır ki, Doğanın bulduğumuz ve ilerlemekte kullandığımız bütün kanunları, bilgisayardan tıppa ve uzay yolculuğuna kadar önceden beri vardı. Ama biz bilgimizi ilerletmek ve öğrenmek yerine batıl itikadları ve korkuyu seçtik. Başarının gereği olan zor işleri becermektense kendi davranışlarımızdan sorumlu olmadığımızı düşünmek daha çok yatıştırıcıdır. Deizm her soruya bir cevabının olduğunu iddia etmemektedir, deizm sadece bu sorulara giden doğru yolda olma iddiasındadır.
--spoiler--