deep cover 1992

entry1 galeri0
    1.
  1. Deep Cover adlı polisiye filmde anlatıcı dış-ses gizli polisin (Laurence Fishburne) aşağıdaki son tümcelerini düşününüz:

    "o minibüsteki uyuşturucu parasından on bir milyon dolar almıştık. para, nereden geldiğini bilmiyordu, ama ben biliyordum. elimde kaldığı sürece bir suçluydum. hükümete verirsem sadece aptal olacaktım. iyi amaçlar için kullanmaya çalışırsam, belki de işleri daha kötü yapacaktım. her durumda da başımı daha fazla derde sokmuş olacaktım. imkânsız bir seçimdi. ama hepimiz böyle seçimler yapmak zorunda kalırız. siz olsanız ne yapardınız?"

    Evet, siz olsaydınız ne yapardınız? On bir milyon dolarınız olsaydı, haksız kazanç olsa bile, hükümete mi teslim ederdiniz, yoksa kendinize mi saklardınız?

    Tuzak bir sorudur; ama film noir dünyalarının etik prensipler üzerine kurulduğunu unutmamamız gerekir. bu, beraberinde kişilik koleksiyonlarının tasvirini getirmektedir. söz gelimi dürüst bir vatandaş olmak mümkün müdür? sorumluluk ve vicdan nedir? idealizm öldü mü? hümanizm bir palavra mı? para nedir, niçin vardır; para amaç mı, yoksa araç mıdır? pragmatist mi olmalıyız, tanrıya mı inanmalıyız; yoksa ikisi de aynı kapıya mı çıkar? ve türetilebilecek bir düzine soru. alaycılığı bir tarafa bırakırsak eğer, yaşamsal soru(n)lardır bunlar.

    Parayı alıp hükümete teslim ettiğimizi öğrenen biri bize kısaca salak diyecektir ama elbette herkesin aynalara ihtiyacı vardır. asıl olarak, biz kendimize ne diyeceğiz? önemli olan da budur.
    --- spoiler ---

    Bu örnekteki gibi kara film tandanslı suç hikâyeleri edilgin seyirciyi de oyun alanına davet ederek onu kışkırtır, daha yakından bakması yönünde telkin eder. çok basit filmlerin derin konularla içli dışlı olması en kesin anlamıyla film noir'a (b-movie'ler de dahil) özgüdür.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük