en demokratik yönetim şeklidir. hatta türkiyede o kadar demokratiktirki ; terörist sıfatındaki insanların ayaklarına gidilerek, seyyar mahkemeler kurulup (çadırdan) pişmanmısnız sorusuna '' hayır değiliz '' dedikleri halde '' yok yok siz pişmansınız '' diyip serbest bırakılırlar. hatta rahatsız olmasınlar diye de atatürk ün resimlerini kaldırırlar ! ve cumhuriyet o kadar demokratiktirki kendisini, ciğeri 5 para etmez insanlara eleştirme izni bile verebilir.
330 mebuslu mecliste 158 oy alarak kabul edilen yönetim şeklidir. yani oylamada ne 3/2 formülü aranmıştır ne de 4/2. ayrıca oylamada açık oy gizli tasnif yapılmış, kimlerin oy kullanacağına önceden karar verilmiştir. bugün hükümet kurmak, referanduma gitmek, anayasa maddesi değiştirmek için bile 3/2 arayarak gürültü koparanların hiç görmeyeceği şeydir bu. hem mustafa kemal'in nutuk'ta da belirttiği gibi sadece şekilden ibarettir.
yönetim gücü'nü halktan alan yönetim biçimlerine verilen genel isimdir. yönetici gücü belirleme konusunda halkın hangi oranda bu güce katıldığı konusu cumhuriyet açısından fazla bir önem taşımaz. bu sorun demokrasinin sorunudur. her cumhuriyet demokrasi olmadığı gibi her demokrasi de cumhuriyet değildir. sıklıkla karıştırılan bu iki kavramı ayırt etmek gerekmektedir.
odatv'nin sokağı görmemek, onu hissetmemek ve kütüphane gazeteciliği yapmakla dostane bir eleştiride bulunduğu gazete:
Gazetelerin ayrıntılı tirajları gösteriyor ki; Türkiye'nin asıl gazete okuru yüzde 42 arasında. Hayır'cı iller ve ilçeler aynı zamanda gazetelerin de daha fazla sattığı yerler. Bu yüzden yandaş medyanın tirajları tepe taklak gidiyor, iadelerin geri alınmaması ya da abonelik gibi türlü oyunlarla rakamlar şişiriliyor.
Ve yine Türkiye'de yüzde 42 gazete okuduğu için muhalefet yapanlar tiraj kazanıyor. Tıpkı Sözcü gazetesinin 250 bine yaklaşan tirajı gibi...
Bu durum başkalarına da cesaret veriyor. Mesela Aydınlık dergisi bu muhalefet rüzgarından faydalanıp yeniden günlük gazete çıkarmak için çalışmalar yapıyor.
Bu rüzgar bir tek Cumhuriyet'i etkilemiyor.
Üstelik Cumhuriyet çok okunmak, kendini yenilemek için her türlü adımı attığını söylüyor. Bekir Coşkun, Mine G. Kırıkkanat gibi yazarları bünyesine katıyor. Yazarların Cumhuriyet'e belli bir ivme kazandırdığı kesin.
Ama Cumhuriyet neden yüz binin üzerine geçmiyor, neden bir Sözcü olamıyor? Bunu irdelemek zorundayız.
Cumhuriyet bir türlü toplumsal muhalefetin sözcülüğünü yapamıyor.
Bunun için Pazar günkü birinci sayfalarını incelemek yeterliydi. Merkez medyanın bile (örneğin Hürriyet) öğrencilerin dayak yemesini manşete taşıdığı gün Cumhuriyet bu olayı manşet altında son derece cılız bir başlıkla gördü. Onun yerine ingiliz büyükelçisiyle yapılan bir röportajı "Çağdaşlık mutlak hoşgörü gerektirir" gibi romantik bir başlıkla manşete taşıdı. Kuşkusuz önemli bir söyleşi, ama böyle günde manşet yapılacak haber bu mu?
Gençlik toplumsal bir hastalığı yeniyor, başkaldırıyor. Okuldan atılmayı, gözaltına alınmayı tutuklanmayı göze alıyor.
Ve eylem için ülkenin dört bir yanından istanbul'a yola çıkıyor.
Sokaklar isyan halindeyken, öğrenciler dayak yemişken, Türkiye son yılların en çağdışı polis müdahalesiyle karşı karşıyayken, yüzde 42'nin temsilcisi olma iddiasındaki Cumhuriyet'ten daha atak, daha muhalif, daha eleştirel bir manşet gelmesini beklemek haksızlık mı?
Hayır.
Cumhuriyet sokağı görmüyor.
Cumhuriyet sokağı hissetmiyor.
Cumhuriyet kütüphane gazeteciliği yapıyor.
Cumhuriyet yenilenmeye çalışıyor... Bunun için birtakım adımlar da atıyor...
Ama...
Belki de en önemlisi, yenilenmeyi yapmıyor: Bir türlü zihniyet devrimini gerçekleştirip, günümüz gazeteciliğine uyum sağlayamıyor. Hala dünyayı ve Türkiye'yi eski kodlarla, eski gazetecilikle okumaya çalışıyor. Böylesi önemli bir günde ne yazık ki Cumhuriyet, nasıl bir tavır almış diye sayfasına baktırmıyor... Bu nedenle muhalefetin sesi duruma gelen Sözcü, bu olaya birinci sayfasını yıkıyor. Cumhuriyet uyuyor!
Mesele ne yazarlar, ne mizanpaj, ne yazarlara fotoğraf koymak... Mesele Cumhuriyet'in bir türlü gereken cesareti, ataklığı gösterememesi... Üzerindeki ataleti atamaması.
arapça bir kelime.
--spoiler--
a. (cumhu:riyet) 1. milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi: türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu atatürk'tür. 2. cumhuriyet altını.
--spoiler--
kaynak: http://tdkterim.gov.tr/bts/
demokrasinin karşısında duran bürokrasiye yakın bir kavramdır. yerleşik yapıyı, sistemi( statükoyu) ifade ederi. abd'deki: demokratlar, cumhuriyetçiler karşıtlığı aslında bütün dünya siyasetinde vardır. biri, ülkeyi kuran, belirli bir şekil veren, bir ideolojik biçim veren bir anlayış; diğeri, halkın seçimlerini mutlak geçerli olarak kabul eden bir anlayışı ifade eder. bizde chp cumhuriyetçi ise, ak parti demokrattır.
Demokrasi sözcüğüyle karıştırılan kelimedir. Aslında anlatıldığı kadar mükemmel bir yönetim biçimi olmadığı türkiyenin içerisinde bulunduğu durum göz önüne alınacak olursa aşikardır...
orhan pamuk'a cumartesi ekinin mizah sayfasında etekli bir resmini kapak yapmışlardır.
bunun, orhan pamuk'un radikal gazetesi'ndeki bir günlük genel yayın yönetmenliği sırasında cumhuriyet'e sataşmasına cevap olarak yapıldığını söylüyorlar.
orhan pamuk. nazım hikmet'in fotoğrafını yayınlayıp, altına " suratına tükürmeniz için yayınlıyoruz " yazan cumhuriyet'e " halktan özür dilemesiliniz " yazmıştı.
modern dönemde roma ve sparta örnekleri gözardı edilerek yanlış anlaşılmış, bir veya bir kaç tane köleırk olmadan işlemesinin düşünülmesi bile yanlış olan devlet biçimidir.
modern dönemde bu hiç denenmiş midir peki? evet zamanında amerikanın güney eyaletleri ve nazi dönemi almanyası gibi yerlerde başarıyla uygulanmış, ilkinde sanayiden yoksun bir tarım toplumunu müreffeh ve zengin bir ülke yapmış, ikinci örnekte iste 5 yıllık topyekün bir var olma mücadelesinin temelindeki itici güç olabilmiştir.
konu öncelikle kültür ve tarih bağıyla bağlı belli bir milletin refahı olduğunda, bu milleti geliştiren entelektüel dinamiklerin belli bir rahatlık ve huzur ortamında işlemesi gerekir.
işte bu baskın milletin üzerindeki gereksiz yükü kaldıracak olan diğer alt kültüre ait insan toplulukları olacak, böylece baskın olan millet özgürlüklerinden rahatça yararlanacaktır.
bugün hiç hak etmedikleri halde dezenformasyona maruz kalan ve yönetici elitin iktidarı pahasına bilgiden yoksun tutulan bu millet iktidara doğrudan ortak olacak, medya ve diğer bilgi edinme kaynakları vasıtasıyla kullanılan baskılama araçları köle topluluklarında gerçek ve hak ettikleri hedefi bulacaklardır.
bu olduğunda baskın millet'in fertlerinin yönetici sınıfa karşı kötü niyetli bir hareketi söz konusu olamaz çünkü baskı altında tutulması gereken alt kültür, en azından doğru propagandayla isyan kültürüne yabancılaştırılmadan önce hizmet ettiği toplumda oluşacak en ufak zayıflığı bile kullanıp baş kaldırmaya çalışacaktır.
bu noktadan sonra yöneticiler de mutlak güçlerini baskın milletin daha alt katmanlarına yayarak köle toplulukları üzerindeki gücü paylaşacak ve milletin her katmanında oluşan iktidar hissi isyan ve başkaldırı durumunu tümden yabancılaştırarak gücün tamamen paylaşıldığı adil bir düzeni, yani cumhuriyeti yaratacaktır.
trt marketten bütün serisini alıp canım sıkıldığımda izlediğim mükemmel film. müziklerine kurban olunası sanat eseri. herkesin izlemesi lazım herkesin. müzikleri bile buram buram anadolu kokar. her izlediğimde ülkemi ne kadar sevdiğimi bir kez daha anlarım.
bir direnişti, milletinin makus talihinde.
bir başkaldırıydı, tarihin prangalandığı çağlarda.
bir destandı, türk ün akan ama akmakla kalmayıp düşmanlarını boğan kanında.
bir şeref oldu, milletinin hür aklında ve vicdanında.
bir onur oldu, baş tacı edildi yıllarca.
bir film oldu, eleştirildi aylarca.
bir günah keçisi oldu, yargılandı onursuzca.
bir mahkum oldu, hapsedildi fütursuzca.
ama gel gör ki bir hatıra olmayacak.
maziye karışıp, unutulup gitmeyecek.
çünkü bir direniş,
tıpkı dün gibi,
tıpkı yarın olacağı gibi.
kalbimizde gururla çarpıyor.
çünkü biziz cumhuriyet.
yönetim biçimi değil sadece.
geçmişimiz, o.
atamız, o.
akan kanımız, o.
kundaktaki bebeğimiz, o.
aklımızdaki hür fikir, o.
biz varoldukça, o da bizimle yaşayacak.
biz kim miyiz?
dedik ya,
cumhuriyetiz.
cumhuriyet neferleriyiz.
vallahi, hepinize yeteriz.