chat kadınları

entry2 galeri0
    ?.
  1. vazgeçmiyorlar, hem ayıpladıklarını yapıyorlar.

    Kadınları o kadar esrarengiz yapan da belki bu; ruhlarındaki ürpertici çelişki.

    Hep bir yanlarını saklamak zorunda olmaları.

    Ve sakladıkları yanlarından vazgeçememeleri.

    O belirsiz ve bulanık "sanal" alem belki de onların ruhlarındaki bu parçalanmayı ortadan kaldırıyor, ayıplayan yanlarıyla ayıplanan yanları orada barışıyor.

    Gene de onlara asıl zevk verenin sadece bu olduğunu söyleyemem.

    Onlar, güneşten korunmaya çalışan çöl savaşçıları gibi, kendilerini yakan "ayıplardan" sakınmak için üst üste çok fazla kimlik giyinirler.

    Her kimliklerinin altından bir başka kimlik, her duygularının altından bir başka duygu çıkabilir.

    Herkesin maskeli olduğu o tuhaf dünya onların ruhlarını birleştirerek onlara bütünsel bir haz verse de kadınlar yalnız bu hazla yetinmezler.

    Bence bu dünya da "aldatmanın" da o inanılmaz hazzı yaşanıyor.

    Bu, sadece bir sevgiliyi, bir kocayı aldatmak değil.

    Çok daha zengin, çok daha bereketli bir aldatma bu.

    Mücevherlerden yapılmış bir "matruşka" gibi her aldatmanın içi açıldığında oradan zümrütlerle, yakutlarla, elmaslarla işlenmiş başka bir aldatma çıkıyor.

    Tanımadıkları bir erkekle sevişirken kocalarını ve sevgililerini aldatıyorlar.

    Ama kocalarını birlikte aldattıkları adamı da, sahte bir kimlik ve yanlış bilgilerle aldatıyorlar.

    Aldatma ortağı da aldatılıyor.

    Sadece uydurulmuş bilgilerle değil, onunla seviştikten sonra seçilecek başka bir erkekle de aldatılacaklar.

    Ama bu parlak aldatma zincirinin en parlak parçası, elbette kendilerini tanıyan herkesi aldatmaları.

    Kendilerini tanıyan hiç kimsenin tahmin edemeyeceği başka biri haline gelmeleri.

    Ertesi sabah karşılaştıkları herkesi aldattıklarını düşünmeleri.

    Onları yasaklarla kıstıran bütün hayatı aldatmaları.

    Bunu yaparken, gündüzleri duyduklarında yüzlerini kızartan ya da duymazlıktan gelmek zorunda oldukları sözleri bütün pervasızlıklarıyla söyleyebilmeleri, bunları söylerken söyledikleri her sözcüğün karşılarındaki erkeği kıvrandırdığını hissetmeleri de onları ürpertiyor.

    Bir "ruh" teşhirciliğiyle kabuklarından ve kimliklerinden soyunup içlerindekini gösterivermeleri onların da içlerini kamaştırıyor.

    Ruhlarının karanlık yanlarındaki bütün arzularını parmaklarının uçlarındaki harflere basarak tatmin edebiliyorlar.

    Kadınlar uzay gibidir, hiçbir duygu "son" değildir onlarda, daima bir başka duygu çıkar.

    Bütün bunları hayal aleminin o olağanüstü özgürlüğünde yaşarken birden "gerçek" yanları, içlerindeki "gündüz kadını" uyanıyor.

    Ve, sevişmekten ve konuşmaktan hoşlandıkları bir erkeği seçip onunla "dışarıda" tanışmak istiyorlar.

    Benim okuduğum sitedeki "itiraf" mektuplarından çoğu, yazışarak seviştikleriyle buluştuklarını anlatmışlar.

    Genellikle sonuçtan pek memnun kalmasalar da, hayali gerçekle bütünleştirmek istiyorlar.

    Birdenbire, "chat"e başlamadan önceki kimliklerine, ona yeni bir macera ekleyerek, dönüyorlar.

    Kendileri oluyorlar, kimlikleri, bilgileri açığa çıkıyor.

    Yaşadıkları hayalden, bir simyacı gibi, hayallerin çekiciliğine sahip bir gerçek oluşturma isteğine kapılıyorlar.

    Büyük ve parlak aldatma zinciri sıradan bir aldatma haline geliyor.

    Oradaki dünyaya alışmış bir kadın için bu yeterli olmuyor tabii.

    Gerçek bir aldatma, gerçek dünyanın bütün sıkıntılarını da beraberinde getiriyor.

    Yazışarak tanıştığı bir erkekle buluşmasını o sitede bir kadın şöyle anlatıyor:

    "Ben ilk bilgisayarımı iki yıl önce aldım. Kocamla birlikte çok eğlendik, bana o makineyle neler yapılabileceğini öğretti, birlikte oyunlar oynadık. Sonra 'chat'i keşfettim. Bağımlısı oldum. Bir erkekle ilişki yaşamaya başladım chat'te. Kısa bir süre sonra onunla buluştum. Planlar yapmak, gizlenmek, yalanlar söylemek sonunda bana 'ben ne yapıyorum' sorusunu sordurdu. O adamdan hoşlanmamaya başladım. Ben kocamı seviyordum ama daha fazla bir şeyler arıyordum. Bunun kötü bir şey olmadığını düşünüyordum. Ama yanılmışım."

    Gerçek olmayan bir alemin sonsuz aldatmalarla dolu özgürlüğünden gerçek hayatın sıkıntılarla dolu "tek" aldatmasına geçmek kadını bunaltıyordu.

    Aradığı o değildi çünkü.

    Bir erkek "arayan" kadın bunu "dışarıda", gerçek hayatta her zaman bulabilir.

    Ama "chat-kadınları" için asıl amaç bir erkekle aldatmak değil.

    O, orada ruhundaki bütün bölünmüşlükleri bir araya getirmenin, ömür boyu gizlediği ruhunu "teşhir" etmenin, sonsuz sayıda erkeği heyecanlandırıp sonsuz sayıda erkekten heyecanlanmanın, binlerce kolu olan bir ahtapot gibi kolları her yana uzanan bir aldatmalar orjisini yaşamanın, bir başkasının kimliğiyle kendi gerçeğini ortaya çıkarmanın, sadece başkalarının baskısından değil kendi kendine de yaptığı baskıdan kurtulmanın hazzını arıyor.

    Tek başına bir erkeğin verebileceği hazdan çok daha değişik bir haz bu.

    Üstelik orada tanıştığı her erkeğe kendi hayalinden kimlikler de giydirebiliyor, onu kendi zihninde istediği gibi süslüyor.

    Ama sonunda bütün bunlardan da sıkılıyor.

    Gene aynı sitede bir başka kadın bu "bağımlıklıktan" nasıl kurtulduğunu anlatıyor.

    "Başlarda konuştuğum bütün insanlar çok heyecan vericiydi. Sayısız insan vardı orada. Gerçek hayattaki arkadaşlarımla konuşmaktansa onlarla konuşmayı tercih ediyordum. Sanırım, bu sanal alemde konuştuğum insanların da gerçek hayattaki insanlar olduğunu fark edince sıkıldım. Gerçek hayatta çok fazla sıkıcı, aptal, kaba insan var ve onlar aynı zamanda bu sanal alemde. Bunu anlayınca sıkılıverdim."

    Bunu anlamak bütün büyüyü bozuyor.

    Çünkü onların gerçek olduğunu anladığında sen de gerçeğine dönüyorsun, o sıkıcı, yasaklarla, ayıplarla dolu gerçeğe.

    Sığındığın yerde, kaçtığın insanları bulmak bütün hayalleri solduruyor.

    Ama sıkılanların yerine yenileri geliyor.

    Çünkü kadınların içindeki o karanlık ve durgun göl, çağlayıp akabilmek için belirsiz ve gölgeli bir loşluğa muhtaç.

    ahmet altan
    3 ...
  2. ?.
  3. toplumun bastırdığı duygularını sanal yolla *tatmin eden kadınlar.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük