dört bin yıl sonra bacaklarımız olmayacak, ördeklere benzeyeceğiz. bütün türler kendilerini yok ederler. dinazorların sonu da böyle oldu. canlı namına ne varsa yediler, sonra birbirlerini yemeye başladılar. sonunda tek dinazor kaldı ve o orospu çocuğu da açlıktan öldü.'' sözünün sahibi süper adam.
--spoiler--
Yanyana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar. ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar. ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik, sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik.
eserlerinde toplum dışı insanlardan, depresyondan bahsetmiştir ve alkollü bir yaşam tarzını anlatmıştır. eserlerinde anlattığı yaşam tarzlarını kendi yaşamından esinlendiği düşünülmektedir. içkiyle ve hayatla ilgili pek çok sözü bulunmaktadır.
" hayat öyle lanet birşey ki; sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadığın için kahreder. "
kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçlarında parlıyordu. ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinleyince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum..
Yaşayan Bir Amerikan Ayyaşı Ölü Bir Yunan Tanrısından Daha Çok Ilgilendirir Beni sözüyle benden eksi oyunu almış aynı zamanda Bizzat insan ırkı üzerine yazarken bile onlardan uzak kaldığımda kendimi daha iyihissediyorum; iki santim uzakta olmak bile iyidir,iki mil uzakta olmak harika,iki bin mil uzakta olmaksa mükemmel sözüyle ise kafamdakilerle örtüşmüş yazardır.
hayatı seksten falan ibaret sanılan adam. hayatı boyunca yüzlerce işe girmiş çıkmış, yazmaya başlayana kadar bir yığın kitap okumuş, hayat felsefesini temellendirene kadar kafasında saç kalmamış bir adamdır bukowski. öyle sanıldığı gibi her gün ayrı hatuna vuran, ayyaş, piç kurusu bir adam değildir. facebook'ta bu adamın laflarını piç edenler keşke biraz daha inceleseler. gerçi facebook'un amına koydular bu adamın sözleriyle ama hala bukowski'yi palahniuk'u tanımayan birsürü insan var. hem de sürekli kitap okuduğu halde. okuduğu kitaplar sultanı öldürmek'ten öteye geçmeyen adamlar için ne beklenebilir ki?
kendisini cildirmis gibi okumaktayken, kendisinden bir anda bicekla kesilmis gibi sogudugum yazar. sonra anladim ki ergenlikten cikmam cok ani olmus. anlayin artik. kendisi bi fante degil.
son dönemde internette, sözleri ve şiirleri kol gezen en sevdiğim yazarlardan. internet gençliğinin yeni fenomeni olması beni korkutuyor, umarım okumadan, sadece paylaşım yapan güruhun malzemesi olmaz. ve umarım kız düşürmek uğruna o güzel şiirleri ve hikayeleri harcanmaz. gerçekten marjinal görünmek için takip veya merak ediyorsanız. lütfen gidin başka yazarları deneyin.
--spoiler--
japon balıklarımız vardı, masanın üzerindeki akvaryumda yüzerlerdi, penceremizi örten kalın perdelerin hemen yanında... ve annem, her zaman gülümseyerek, hepimizin mutlu olmasını isterdi. bana, mutlu ol Henry, derdi... ve haklıydı: eğer becerebiliyorsan mutlu olmak daha iyiydi. ama babam onu ve beni haftada birkaç defa dövüyordu, 1.90lık bedenin içinde öfkeden kuduruyordu. çünkü onu içten içe yiyip bitiren şeyi anlayamıyordu. annem, zavallı balık, mutlu olmak istiyordu, haftada iki, üç kez dövülüyor ve bana mutlu olmamı söylüyordu: Henry, gülümse! Neden hiç gülümsemiyorsun? ve sonra bana gülümserdi, nasıl yapıldığını göstermek için, gördüğüm en mutsuz gülümsemeydi...
bir gün japon balıklarımız öldü, beşi birden, suyun üstüne çıktılar, yan dönmüşlerdi, gözleri açık,ve babam eve döndüğünde onları kediye attı mutfakta ve biz öylece izledik annem gülümserken...
--spoiler--
sözlükte bazılarının sahiplendiği yazar sanırsın adam torunu. ulan alt tarafı bir kaç kitabını şiirini okudun hemen kendini ne diye sokarsın "siz anlamazsınız onu, ben anlarım" diye.. iğreniyorum bu eğreti entelektüelliklerden.
"Cehaletim ve korkaklığım yüzünden kayboldum. Tam bir insan değilim, gelişmesi önlenmiş bir kent insanıyım. Sunacak hiçbir şeyi olmayan başarısız bir bok yağmurundan başka bir şey değilim."