charles bukowski

entry1049 galeri48
    449.
  1. kendisini sevmesemde "afrikaya ilaç gönderecektik ama hepsinin üzerinde tok karnına için yazdığı için göndermekten vaggeçtik" minvalinde buram buram ironi kokan sözünden sonra kendisine az da olsa sempati beslediğim ergen kişiliklerin gözbebeği yazardır.
    3 ...
  2. 450.
  3. aşk filozofudur. insan sarrafıdır. iyi düşünür iyi yazardır. uludağa gelse ortalığı kasıp kavuracak alıp başıma taç edeceğim adamdır. bu adamla yaşanır.
    3 ...
  4. 451.
  5. "Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. iyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam.

    Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. ilgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar.

    Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan.

    Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim."

    "Sakın kaybettiğin yerde bekleme, çünkü güçsüzler öyle yapar. Ve kapanan bir kapıyı birdaha çalma, kapanan kapıyı acizler çalar."
    sözleri ile etkileyen yazar.
    3 ...
  6. 452.
  7. inanmayacaksınız ama
    hayatlarını ihtilafsız
    ve endişesiz geçiren insanlar
    var.
    iyi giyinirler, iyi
    yerler, iyi uyurlar.
    aile hayatı yaşamaktan
    memnundurlar.
    arada sırada
    üzücü şeyler gelir
    başlarına
    ama fazla etkilenmezler
    çok iyi hissederler kendilerini
    genellikle.
    ve öldüklerinde
    kolay ölürler.
    genellikle
    uykuda.

    -charles bukowski
    3 ...
  8. 453.
  9. Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil; dedi insanlar.Müziğin sesi, sözcüklerin yazılışı.Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi,bütün bize öğretilenler, peşinden koştuğumuz aşklar,öldüğümüz bütün ölümler,yaşadığımız bütün hayatlar,
    Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller, yakın bile değiller.Birbiri arkasında yaşadığımız bu hayatlar,tarih olarak yığılmış, türlerin israfı...

    Charles Bukowski...
    4 ...
  10. 454.
  11. "sırtından vurana kızma, ona güvenip arkanı dönen sensin.
    arkandan konuşana da darılma, onu insan yerine koyan yine sensin."
    3 ...
  12. 455.
  13. 16 ağustos 1920 almanya da doğmuş yazar ve şair. Hayatının çoğunu Abd nin los angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde çoğunlukla toplum dışı insanları konu alması ve Alkolizme yakın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. 9 mart 1994 de 73 yaşındayken lösemi sebebiyle kaliforniya da öldü. (vikipedi)
    2 ...
  14. 456.
  15. bugün ölüm yıl dönümü olan yazardır.*
    3 ...
  16. 457.
  17. benim başıma gelenler, ben öldükten sonra başka bir orospu çocuğuna musallat olurlar herhalde.

    charles bukowski
    6 ...
  18. 458.
  19. necip fazıl , mevlana , özdemir asaf ve can yücel le aynı yolun yolcusu. yani söylemediği sözler, söylenmiş gibi nette dolaşan adam. gören de bu adamlar işi gücü bırakmış aşık ergenlere söz yazmış sanar.
    3 ...
  20. 459.
  21. --spoiler--

    "çığırtkanlar, rahibeler,
    bakkal çırakları
    ve senin için bir şey...

    bizim her şeyimiz var ve hiçbir şeyimiz yok
    bazı erkekler bunu kilisede yaparlar,
    bazı erkekler kelebekleri ikiye bölerek
    bazı erkekler de palm springs’de
    cadillac ruhlu kaymaksarışınlara
    kayarak
    cadillac’lar ve kelebekler
    her şey ve hiçbir şey,
    katolik yortusu’ndakilerin birinde
    son nefese eriyen yüz.
    çığırtkanlar, rahibeler,
    bakkal çırakları ve senin için bir şey var...
    sabahın sekizinde bir şey, kütüphanede bir şey
    nehirde bir şey,
    her şey ve hiçbir şey.
    mezbahada tavan boyunca
    bir kancaya asılı gelir, ve sallarsın onu –
    bir
    iki
    üç
    sonra yakalarsın, 200 dolar değerinde
    et, kemikleri senin kemiklerine yaslanmış
    bir şey ve hiçbir şey.
    ölmek için hep yeterince erkendir ve
    daima fazla geç,
    ve beyaz lavaboda kan denemesi
    sana hiçbir şey anlatmaz
    ve mezarkazıcıları sabah 5 kahvesiyle
    poker oynarlar, otların donu kırmasını
    beklerken...
    sana hiçbir şey söylemezler.

    her şeyimiz var ve hiçbir şeyimiz yok –
    cam kenarlı günler ve nehir yosunlarının
    akıl almaz leş kokusu – boktan daha berbat;
    damalı hamle ve karşı-hamle günleri,
    tükenmiş merak, yenilgi de anlamlı
    zafer kadar; katır misali ağır günler
    gevrek bir griye bulanmış
    ve kafese kapatılmış
    alakarga ve çit kuşlarının arasında oturan bir kaçığın
    sokağında
    somurtkan, güneş-çarpmış ve posası çıkmış,
    yük taşıyan katır misali.
    iyi günler de var şaraplı ve bağırtılı, ara sokaklarda
    kavgalı, kasıklarında inleyerek dolanan kadınların
    şişman bacakları,
    boğa döğüşü arenalarında,
    capri ana diye yırtınan elmaslar misali tabelalar,
    yerde biten ve sana
    ölü orduları seni soyup soğana çeviren aşkları unutmanı
    söyleyen menekşeler.
    çocukların;
    vücutları hala mesaj iletip hissedebilecek,
    kilitler maaşlar idealler mallar ve böcek – gibi fikirler
    olmaksızın bir aşağı bir yukarı koşturabilecek kadar
    canlıyken sana vücutlarından mesaj yollamaya çalışan
    vahşiler misali
    komik ve zekice şeyler söylediği günler.
    kapısı kilitli yeşil ir odada
    bütün gün ağlayabileceğin günler,
    bacakları uzun olduğu için ekmekçiye
    gülebildiğin günler, çitlere
    baktığın günler...

    ve hiçbir şey, hiçbir şey, patronların
    günleri, nefesi kokan büyük ayaklı
    sarı adamlar, kurbağalara
    benzeyen adamlar, sırtlanlara benzeyen, melodi hiç
    icadedilmemiş
    gibi yürüyen adamlar, iş verip işten atıp
    kar etmenin zekice olduğunu düşünen adamlar,
    masraflı karılarını, oyulacak ya da fiyaka satılacak
    yada beceriksizliklerinden duvarla ayırılacak
    60 dönümlük bir arazi gibi sahiplenen
    adamlar, manyak oldukları için
    seni öldürebilecek ve yasaya uyduğu için
    haklı çıkabilecek adamlar, 10 metre genişliğinde
    pencerelerin önünde durup da bir bok göremeyen adamlar,
    lüks yatlarıyla dünyayı gezebilen
    ama yine de yelek ceplerinden çıkamayan
    adamlar, salyangoz gibi adamlar, yılanbalığı gibi, sümüklü
    böcek gibi, ve sümük gibi...

    ve hiçbir şey, bir limanda, bir fabrikada,
    hastanede, bir uçak fabrikasında, atari salonunda,
    berber dükkanında, zaten istemediğin
    bir işte son maaşını alman.
    gelir vergisi, hastalık, köleleşme, kırılmış
    kollar, kırılmış kafalar – bütün içine doldurulanlar
    eski bir yastık misali dökülür.
    bir şeyimiz var ve hiçbir şeyimiz yok.
    kimisi bir süre idare edecek kadar takılır
    ve sonra bırakır. şöhrete kapılırlar, iğrenirler
    yaşlanırlar yada kötü beslenirler yada
    gözleri bozulur veya çocukları vardır kolejde
    belki yeni arabadır sebep yada isviçre’de kayak yaparken
    belleri kırılmıştır veya yani politikalardır yada yeni eşler
    yada sadece doğal değişim ve çürümedir –
    dün on raund boyunca yumruk salladığını
    yada üç gün üç gece sawtooth dağlarının eteklerinde içki içtiğini
    bildiğin adam
    şimdi bir yorganın veya bir haçın
    yada bir mezartaşının altında
    veya kolay bir hayalin etkisine kapılmış,
    yada bir incil taşır yanında veya bir golf çantası yada
    evrak çantası: nasıl da değişirler, nasıl da! – hiç
    değişmez sandığın herkes.

    böyle günler. senin bugünün gibi.
    belki de pencerendeki yağmur
    sana ulaşmaya çalışıyor. ne görüyorsun bugün?
    ne var? neredesin? en iyi
    günler bazen ilk günlerdir, bazen
    ortadakiler ve hatta bazen de sonuncular.
    boş arsalar fena değildir, kartpostallardeki
    avrupa kiliseleri idare eder. balmumu müzelerinde
    en üstün kısırlıklarında dondurulmuş insanlar
    idare eder, korkunçturlar ama idare ederler. bilardoda sayıyı
    düşün, bilardo sayısını, ve kahvaltıda yediğin
    tostu, yeterince sıcak kahveyi, dilin
    hala yerindedir, bilirsin. pencerenin dışında
    üç tane sardunya, kırmızı olmaya çalışırlar
    ve pembe olmaya ve sardunya olmaya. elbette kadınlar bazan
    ağlar, elbette yokuşu çıkmak istemez
    katırlar. detroit’ta bir otel odasında
    sigara mı aranıyorsun? güzel bir
    gün daha. birazcığı. ve vardiyaları biten
    canlarına yetmiş hemşireler binadan çıkarken, sekiz hemşire
    hepsinin adı ve gideceği yer
    farklı – avluda yürürler, kimi kakaosunu ve gazetesini,
    kimi sıcak bir banyo ister, kimi de bir erkek, kimi
    hiçbir şeyi düşünmüyordur. yeterli
    ve yetersiz. arklar ve hacılar, portakallar
    su olukları, eğreltiotları, antikorlar, kağıt mendil
    kutuları.

    en harbisinden bazen güneşte
    amforaların hafif tütsü hissi
    ve eski savaş uçaklarının konservelenmiş sesleri vardır
    ve içeri girip parmağını
    pencerenin kenarına sürsen toza
    bulanır, belki de toprağa.
    ve dışarı bakarsan pencereden
    gün orada olacaktır, ve
    yaşlandıkça bakmaya devam edersin
    devam edersin
    dilin biraz içeri çekilir
    ah ah hayır hayır belki
    bazıları doğal yapar bunu
    bazıları müstehcen bir tarzda
    her yerde."

    hem bir sürü şey ekleyebileceğiniz
    hem de hiçbir şey ekleyemeyeceğiniz bir şiir.
    hem şiir bu' dur diyip
    başka da bir şey diyemeyeceksiniz zaten...
    --spoiler--
    1 ...
  22. 460.
  23. eserlerini okumaya başladıktan sonra hayatımın büyük bir bölümüne yön veren bir yazar en başarılı bulduğum en sevdiğim yazardır kendisi zaman buldukça hikayalerini, şiirlerini, denemelerini okuduğum kişidir büyük üstattır kendisi.
    1 ...
  24. 461.
  25. " Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. iyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. ilgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."

    Ölüler Böyle Sever/ Charles Bukowski
    1 ...
  26. 462.
  27. 463.
  28. now it’s computers and more computers
    and soon everybody will have one,
    3-year olds will have computers
    and everybody will know everything
    about everybody else
    long before they meet them
    and so they won’t want to meet them.
    nobody will want to meet anybody
    else ever again
    and everybody will be
    a recluse
    like i am now.
    4 ...
  29. 464.
  30. Türkiye'deki ününü facebook ile kazanmış yazar.
    2 ...
  31. 465.
  32. ‎''Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar.
    Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar.
    Ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik,
    Sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik.''
    sözlerinin sahibi.
    1 ...
  33. 466.
  34. - Hiç aşık oldun mu?
    - Aşk gerçek insanlar içindir.
    - Sen de gerçek gibisin.
    - Gerçek insanlardan hoşlanmam.
    - Hoşlanmaz mısın?
    - Nefret ederim onlardan.
    2 ...
  35. 467.
  36. Saçmalık, yaşamak, beklemek, aramak düşünmekten beynim ağrıyordu, bir kere aşık olmuştum, ilk gençlik rüyalarımı görmeye başladığım yıllarda vene* bizim yanımızdaki evde yaşardı. Onun yanında kalbim zonklardı. sonra o en yakın arkadaşımla kırlara gitti o gün vazgeçtim sevmekten.

    Charles BUKOWSKi
    2 ...
  37. 468.
  38. benim hayatım, benim seçimlerim, benim hatalarım, benim sorunlarım, benim yalnızlığım.
    yani özetle sizi ilgilendirmez.
    3 ...
  39. 469.
  40. değişik bir bakış açısına sahip olan yazar.
    2 ...
  41. 470.
  42. aşkın tanımını en güzel yapan yazarlardan biridir. buyrun efendiler http://www.youtube.com/watch?v=sS2kjmmOmXE
    0 ...
  43. 471.
  44. Kimin yaşadığı değil burada

    kimin öldüğü mesele;
    ne zaman öldüğü değil
    nasıl öldüğü;
    bilinen büyükler
    değil
    bilinmeden ölen büyükler,
    ülkelerin tarihi
    değil
    insanların yaşamları.
    öyküler düş,
    yalan
    değil,
    gerçek değişir
    insanlar
    değiştikçe,
    gerçek dengeye erince bir
    insanlar
    ölecektir
    gerçek olup
    çıkacak
    böcektir
    ateştir
    seldir .
    1 ...
  45. 472.
  46. kitaplarının neredeyse tamamında bira, at yarışı, kadın ve purodan başka bir şey bulunmayan sıkıcı yazardır. askerde kitap bulamadığımdan dolayı 4 kitabını mecburen okumuşluğum vardır. kitapları aynen şöyledir:

    marketten içeri girer girmez içki reyonuna yöneldim. hemen bir bira kapıp içmeye başladım. bana bir kaç gün yetecek kadar alkol, puro, at yarışı kuponu ve diğer şeyleri aldıktan sonra hesabı ödedim. dışarı çıktım bir puro yaktım. arabaya aldıklarımı yerleştirip direksiyona geçtim, bir bira daha açtım. eve geldiğimde hava kararmak üzereydi, hemen mutfağa gidip aldıklarımı yerleştirdim. bir bira açtım. yukarı kata çıktım zıçtım, bir puro yakıp bir bira daha açtım. at yarışı kuponlarını doldururken kapı çaldı. koşarak kapıyı açmaya giderken bir bira daha açtım. gelen sevgilimdi, hemen yatağa geçip iş tutmaya başladık, bir bira daha açtım. işimi bitirince bir bira daha açıp bir puro yaktım...
    2 ...
  47. 473.
  48. mezar taşında "don't try" yazan yeraltı edebiyatının öncülerinden.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük