ramazanda nihat hatipoğlu nun ballandıra ballandıra anlattığı yer. adam görmüş gibi oradaki işkenceleri anlatıyor, ama bir taraftanda hoşlanır bir ifade taşıyor anlamak mümkün değil.
Başımıza aldığımız bir darbeden veya kullandığımız bir ilaçdan dolayı karakterimiz değişiyorsa, sosyal çevre düşünce ve duygularımızı direkt etkiliyorsa, bedenden bağımsız bir ruh nasıl olur? Bu durumda cehennemde sonsuza kadar yanmak nasıl mümkündür?
Acı denilen olgu aslında elektrik sinyallerinin beyne gitmesi ve beynin verdiği tepkidir. Sinirlerin öldüğü bir bölgeyi yakarsanız, acı hissetmezsiniz. Cehennemde bildiğimiz türden bir yanık acısı hissetmek için sinirlere ihtiyaç vardır. Vücut yanınca sinirler ölür, yeni bir bedene ihtiyac duyulur. Çok yüksek bir sıcaklıkta sonsuza kadar kalmak için vücudun yanmayan ama acı hisseden bir cinsten olması gerekir. Ayrıca birey işkence altında akli dengesini kaybeder. Bu durumda, ruhun da akli dengesini kaybetmeyecek bir cinsten olması gerekir. işkence acısı çekmek ve bireyin akli dengesini kaybetmesi bir bütündür. Acı çekilip de ruhun dengesini kaybetmemesi nasıl bir şeydir? Ruh acıya rağmen bütünlüğünü koruyorsa, gerçekten şu anda sahip olduğmuz ruhtan farklı bir ruh olmalıdır. Sormazlar mı; kardeşim beden farklı, ruh farklı şimdi cehennemde yanacak olan biz mi oluyoruz? Hafızamızı bir robota yükleyip, onun acı çekmesi gibi bir şey herhalde.
haydi sözlüklerde daima bu başlıktaki en orjinal cevap olma iddiasındaki kelimeyi söyleyelim hep beraber; son, ki, üç. Dünya! waaooovvv. teletabiler gibiyiz, klişeye tabiyiz. Sarılalım sıkı sıkı.
anladığım kadarı ile inanılmaz güzel illegal torrent comunity barındıran mekan. yani genel tanımlara bakıyorum. torrent olmadan olmaz gibi geliyor bana.
hiristiyanlar da bundan cok korkar. o yuzden dinlerine sarilirlar. kumar gibi anasini satayim. hangisi dogru? herkes de kendi ailesinin dini uzerine oynar kumari.
Vicdanınızın ruhunuzu yakmasıyla oluşan bir his ölmeden öncede yapacagın vicdansızlıkları tek basına kalıp duşundugun zaman hissettiğin ateş basmasının bedensiz olarak yaşayacagın yer. tabi kabuğun olmadıgı ıcın ısıyı daha fazla hıssedıceksın.
cehennem, ibranice kökenli ge-hinnom kelimesinden türetilmiştir.ibraniler günaha girenleri, suçluları, kudüs dolaylarında hinnom vadisi denilen çukur bir yere atarlarmış, buraya da ge-hinnom derlermiş.daha sonra hinnom vadisi denilen bu yerde, suçluları ateşte yakarak cezalandırırlarmış.cehennem kelimesi işte buradan arapça'ya ordan da bizim dilimize geçmiştir.
"bu saçlar ne" diyor, sigara içerken basıyor, iğrenç lan. "yarın bu sakalları görmeyeceğim" diye kızıyor. cayır cayır yanmıyorsun yani, götüne o üçlü şeyden de batırmıyor şeytanlar, ama daha kötü böyle.
inananlar tarafından tanrı'nın ölümden sonraki hayatta, bu tarafta yakanları, yıkanları, koyunları kesmeyenleri, günde beş defa yere yatmayanları; yine yakarak, yıkarak cezalandırdığı yer olarak düşünülür. öyle yakmakla da kalmaz, yanan derinin yerine yenisini vererek iyice acı çekmesini sağlar. neden? akıllansın, adam olsun diye.