insanlar tarafından en çok yanlış anlaşılan şey gibi geliyor bana. insanların toplanıp işkence gördüğü bir mekan fikri çok "insanca". büyük ihtimalle insanların anlayabilmesi için çok basitçe, böyle ateşler var yanacaksınız şeklinde özetlenmiştir. işin arkasında çok daha karmaşık bir yapı olmalı bence.
örneğin tamamen gerçek sandığımız bir ortamda yaşayacaklarımız ile yaptığımız kötü şeylerin ne kadar yanlış olduğu bize gösterilebilir. yani silent hill gibi ne bileyim.
bunu ben uydurdum şimdi de, bedensel işkence görülecek bir yer olmadığı kesin bence.
hristiyanlara göre müslümanların sonsuza kadar yanacağı mekan. şimdi ben kararsızım. mantıken hristiyanların sayısı müslümanlardan daha fazla. adamlar güzel medeniyet de kurmuş. sanki onların iddiası daha inandırıcı. ama anam babam müslüman, o zaman islam doğrudur. boşver kim okuyacak şimdi incil'i falan.
--spoiler--
ne korkunçtur; tanrının caniliğine işarettir ki yoktur aslında tümüyle ütopyadır! nasıl ama nasıl büyük bir yaratıcı olduğuna inanıp da böyle bir yerin dahi var olduğuna inanabilir insanlar! anlamazlar mı ki böyle bir inancın temelinde korku yatar; anlamazlar mı ki cehennem denilen yerin varlığı bir yüce varlık tarafından değil de bir canavar tarafından yaratıldığımıza işarettir. demeyin sakın "günah işleme" diye, demeyin nafile! bu dünya insani kavramlarla, ahlakla, geleneklerle süslü bir dünyadır. elbette bazıları herkes tarafından benimsenmiş; herkesin kalbine görünüşü acıyla işlenmiştir. fakat insan pişman olmak zorundadır ölünce, eğer çıkacaksa yaratıcının karşısına ve yaratıcı, her şey bitmişken nasıl yakabilir, artık günah işleyemeyecekken bu ceza niçindir!? öyle ya şu fani dünyada tüm bu caniliklere göz yuman o varlık; o yaratıcı elbette zamanı gelince kendisi de yakar! peh peh ben işte bu yüzden sevemedim, bu yüzden anlamadım. ne küçük cahil bir çocuğun çığlıkları bunlar; ne ölmek üzere bir ihtiyarın son serzenişleri; ne de başka bir dönemden geçen adamın küçüklüğünden kalan gözyaşları...bir insana ait olamaz bu şikâyat, bu tehevvür! tanrı denen varlığa yüklenemez bir insan! değil mi...? ben sadece insandan daha basit düşünen bir varlığım.
--spoiler--
bu yazı ne zaman olduğunu kestiremediğim bir günde tarafımca yazılmış ve sözlüğün "sakla" eklentisi ile bu başlık altına bırakılmıştır. şimdi ise farklı bir yazı yazacağım, ancak üstteki spoiler'ımda yazanları silmeye gönlüm el vermedi; her ne kadar birtakım fikir değişikliklerine gitsem de temelde aynı şeyi savunuyorum, sadece farklı bir bakış açısıyla...
cehennem yoktur! burada tanrının varlığını değil, cehennemin varlığını tartışıyorum! tanrının kudretini kabul edenlere sesleniyorum burada! ey inananlar, tanrının kudretinden ve merhametinden şüpheniz yok değil? o, hepimizden daha merhametlidir. bunu söylüyorsunuz. peki bu durumda cehenneme, o acımasız ateşlerin bulunduğu yere nasıl inanabilirsiniz? siz gerçekten herhangi bir acı çığlığı dinlemeye katlanabilir misiniz? ben dayanamam, o çığlık kime ait olursa olsun dayanamam. tanrı nasıl dayanacak? tanrınız yakabilecek mi, dinleyecek mi tüm o çığlıkları? eğer merhametinden şüphe etmediğiniz bir tanrıya inanıyorsanız, aynı anda cehenneme inanamazsınız. kötülük ve iyilik kavramları kapsamında canilik diye addedilen bütün her şeyin bir sebebi vardır. bunları düşünmeyi duygular önler çoğu zaman. affedilemeyecek insan yoktur, hele ki inanıyorsanız bundan şüphe bile duymamalısınız. ruhsal acı fiziki acıyla dindirilemez. önlenemez de. anlayışsızlık ve duygudaş olamama göstergesidir bu. tanrıysa bunların hepsine sahip olmalıdır.
söylesenize,
tanrı adaleti acıyla mı sağlayacak?
madem cehennem yok adalet nasıl sağlanacak diye sormalısınız. tanrıya inanmamak da bu sorudan kaçış yoludur...
"Bir defasında kadının biri çocuğunu kaybetmiş, deli gibi bir oraya bir buraya koşuyor, yavrusunu arıyor, bulduğu yabancı çocukları da bağrına basıp hemen oracıkta emdiriyordu
Kadının bu heyecanını gören Efendimiz (sav) yanındakilere;
-Böylesine şefkatli şu kadın hiç yavrusunu ateşe atar mı, diye sordu
-Atmaz! dediler
Efendimiz (sav) de tasdik etti;
-Ben de öyle biliyorum, atmaz, dedikten sonra buyurdu ki:
-işte Allah (cc) da bu kadından çok fazla merhametlidir Kullarını ateşe atmaz, onlar kendilerini ateşlik amelin içine atmadıkça! "
"Bir yolculuktan dönülüyordu Mola verilmiş, bir kadın da ateş yakarak hazırlık yapmaya başlamıştı Ateşin alevleri yükselince kadın koşuşturan çocuğunun ateşe düşmesinden korktuğu için hemen onu bağrına bastı ve ateşe düşmesi halindeki dehşeti de tasavvur ederek buna gönlünün dayanamayacağını hayal edip orada bulunan Efendimiz (sav)e dönerek sordu:
- Sen Allah (cc)ın peygamberisin değil mi? Efendimiz (sav) de;
- Hiç şüphen olmasın, buyurdu
Bunun üzerine kadın şöyle dedi:
- Allah (cc)ın kullarına merhameti bir ananın yavrusuna olan merhametinden daha çok değil mi?
Efendimiz (sav):
- Hiç şüphen olmasın öyledir, buyurunca kadın:
- Öyle ise bir ana yavrusunu ateşe atmaz, diye sızlandı
Efendimiz (sav)in gözleri yaşardı da buyurdu ki:
- Yüce Allah (cc) ancak kendisine isyan edenleri ateşe atar Müstahak olmayanları asla!"
Yazarın Notu : Kabul edelim ki her ülke kendi adalet sistemini mükemmele yakın yapmak istese bile mükemmeli yakalayamaz yapılan bir çok şey cezasız kalır. Masum milyonlarca kişinin vahşice öldürülmesiyle sonuçlanan olayların faillerinin yaptıklarının karşılığını görememesi insanın yüreğini sızlatıyor. Peki Allah'ın suçsuzca can veren kişilere merhametini değerlendirmek gerekmez mi? Allah şüphesiz adalet sahibidir ve yapılanlar karşılığını bulmalıdır.
ve duşunduk ki her şey cehennem
bir bakışta
ve cehennem
başarılmamış bir savaştır
dünyanın ortasında kullanılmamış bir su cehennem, insanin kendi ciğeri **
Cehennemin altı kalaydan ve üstü bakırdan ve duvarları kibrittendir. Evvela bin sene içinde ateş yanarak beyazlamış idi ve bin sene daha yanarak kızarmış ve bin sene daha ya¤narak siyahlamış idi. Şimdiki halde siyah ve içerisi gayet ka¤ranlıktır ve ne alevi eksilir ve ne de közü noksanlaşır. Ateş o kadar kuvvetlidir ki bir küçük köz dünyaya düşse .doğudan ba¤tıya bütün dünyayı yakar. Cehennem ehlinin elbisesi alınıp yer ile gök arasına asılsa hararetinin şiddetinden ve kötü ko¤kusundan bütün yaratılmışlar helak olur.
Cehennem ateşi yedi tabaka olup şu isim ile isimlendirilir: Cehennem, Laza, Hutame, Saiyr, Sağar, Cahiym, Hâviye.
Birinci tabakada, mü'minlerin âsileri olacaktır, onlardan bazıları bir süre ve bazıları bir saat, bazıları bir gün, bazıları bir haftadan yedibin seneye kadar azap görüp sonra cenne¤te gideceklerdir.
ikinci tabakada, yahudiler
Üçüncü tabakada, nasaralar
Dördüncü tabakada, âsiler
Beşinci tabakada, mecûsiler
Altıncı tabakada, putperestler
Yedinci tabakada, münafıklar olacaklardır.
Birinci tabakada bulunanlar, "Ya Hannan ya Mennan" diye rica edecekler,
Üçüncü tabakadakiler, (Rabbena ahricna minha feinude-na fe innu zâlimun) yani, "Ya rabbena bizi ateşten çıkar eğer bundan sonra küfüre dönersek nefislerimize zulüm etmiş olu¤ruz" diyecekler,
Dördüncü tabakada olanlar (Rabbena zalemna en füse-na) yani, "Yarab biz nefsimize zulüm ettik" diyecekler,
Beşinci tabakada olanlar (Rabbena ahhirna ilâ ecelin ga-rib) yani, "Yârab bizim azabımızı ertele" diyecekler,
Altıncı tabakada olanlar, (Udu Rabbiküm yuhanfif anna yevmen min el azab) yani, "Ey cehennem bekçileri, Rabbini-ze bizim için dua ediniz, bir gün olsun bizim azabımızı hafif¤letsin" diyecekler,
Yedinci tabakada olanlar, (Ya malik li yagdi aleyna Rab-bük) yani, "Ya hazin cehennem Rabbin celle şanüye bizim için yalvar, bizi öldürsün" diye nida ve feryad ederler.
Tefsir ehli buyurdular ki gelecekte var olan cehennem bekçisi cehennemin her bir tabakasına ayrı ayrı seslenerek
dedi ki:
Birinci tabaka ehline: (Veylün lil mükezzibin) Allah'ın ki¤tabını yalanlayanların vay haline,
ikinci tabaka ehline: (Fe veylün lehüm mimma kitabet eydihim) cezalıları ol yahudilerdir ki,, Allah'ın kitabını bozup kendi elleriyle başka şeyler yazanların vay hâline,
Üçüncü tabaka ehline, (Veylün ii külli effakin esim) yani, her bir yalan ve günah-ı kesir-i küçümseyenlerin vay hâline,
Dördüncü tabaka ehline, (Veylün li külli hümezetin lüme-ze) yani, kişilerin arkasından aleyhinde bulunan ve dedikodu eden, oniarı kötüleyip alay eden cezalıların vay hâline,
Beşinci tabaka ehline, (Veylün lil mü'şrikin ellezine la yu'tune ezzekate) yani, zekatın gerekliliğine inanmıyan ol müşrik cezalıların vay hâline,
Altıncı tabaka ehline, (Veylün lil gaşiy eti gulubihim min zikrillah) yani, Allah'ın zikrinden yüz çeviren kasvetli kalp sa¤hiplerinin vay hâline,
Yedinci tabaka ehline,.{Veylün lil mutaffifin ellezine izek-talu alennasi yestevfun) yani, ol kimseler ki ölçek ve tartıları¤nı eksik ederler, onlar ki halkdan alırken tamam, ölçüp vere¤cek olduklarında eksik kilo ve eksik dirhem ile verenlerin vay hâline diye nida eder.
Ey rahmet ve keremine hadd-ı payan olmayan Rabbi zülcelal, bizi kabirlerinden kalkmasıyla cennet ve cemâl-i pa-kinle şereftenenler arasına giren, süresi iki rekat namaz kıla¤cak kadar bir zaman kıyameti gören ameli salih kulların züm¤resine ilhak eyle. Amin.
isyankâr mü'min cehennem ateşine girince bir an azab hissedip sonra Hak Süphâne taalanın kereminden olmak üzere hissetmeyeceklerdir.
Rivayet edilir ki bir gün Cebrail A.S. ağlayarak Nebii zi-şan efendimizin yanına geldi. Hz.Risaletpenah bana sebebi¤ni sorunca, "Ya Muhammed, cehennem halk olalı beri gözü¤mün yaşı kurumuyor" buyurdu. Hz.Peygamber sallallahualeyhi ve sellem efendimiz "Cehennem nasıldır?"buyurunca: "Altı kalaydan ve tavanı bakırdan ve duvarları kibrittendir" buyurmuştur.
Hz.îsa selavatullah ala nebiyt/ina ve aleyhi bir gün bir de¤likanlı gördü ki gayet acıklı bir şekilde ağlıyordu ve etrafında yaş ve kuru kanlar bulunuyordu.
Sorunca, "Ya Ruhullah, kalbime cehennemin korkusu düşmekle kalbim ve diğer organlarımda yaralar açılıp kanlar saçıyor" dedi.
Hz.îsa A.S. hazretleri ashabına gelip bu olayı anlattı ve o delikanlı dünyadayken şiddetli cehennem onu o kadar üzüntüye gark etmiş ki, "Acaba kıyamette bilfiil cehenneme girenlerin hali ne şekilde olacaktır. Artık Cenâb-ı Allah'ın, ke¤rem ve inayetine sığınırız" buyurmuştur
Ümmeti Muhammed cehennemde ebedi kalmayıp süre¤leri sonunda çıkacaklardır. Cehennemden en son çıkan (Cü-heyne) yahud (Hünad) namında birisi olacaktır. Hz. Allah bu kimseye, "Cennete git gir" deyince gelir ve cenneti dolmuş zannedip geri döner. Cenab-ı Bari taala "Git, cennetde senin için dünyanın on misli kadar genişlikte yer vardır, cennet eh¤linin en aşağısının yeri bu kadar geniştir" buyuracaktır.
Geri dönüp Allah'ın dediğini doğru bulunca bu hali cen¤net ehline söyleyecek ve onların da gayet tuhafına gide-çektir