güney illerimizde farenin azmanına , kedi kadar olanına verilen isim.güneyliler dışında nadiren bilindiğinden duyulduğunda suratlarda manasız bir ifade hakim olur.
bizim köyde kuduz aşıları köpekler değil bu hayvanlar yüzünden yapılırdı. normalde çok hızlı bir biçimde kaçarlar fakat yuvaları yakındaysa veya akşam karanlığında kaçacak yer bulamadılarsa ayaktan-elden ısırırlar, et koparırlar. kuzenimi sıçrayıp göbeğinden ısırdığını bilirim.
eve girerler uykuda kulağınızı üfleyerek yerler hissetmezsiniz şeklinde şehir efsaneleri de vardır.
ilk gördüğümde hiçbir canlıya benzetemediğim hayvan. farelerin belki bir sevimliliği vardır ama cardonlara 1 saniyeden uzun süre bakmanız imkansız.
sanırım mersin'den başka yerde cardon kelimesi kullanılmıyor. cardonun ne olduğuu bilmeme rağmen sol framede görünce "bu ne ki?" diye sordum kendi kendime.
sadece mersin değil adana'da da sıkça kullanılan tabirdir bu yaratık için. usta splinter'ın adana ve çevre illerde yaşayan halidir. yaklaşık 1 saat önce bahçede bir kedi var zannettim fakat o karanlıkta bile cardon olduğunu anladım. ne yedin şerefsiz de o kadar büyüdün. kedilerimi bahçeye nöbetçi diktim.
yürüyen veba diye de tabir edeceğimiz kahverengi lağım fareleridir. Mersin'e birkaç gidişimde şahit oldum. karşı binanın basamaklarının altından çıkıp çıkıp saklanıyordu. basamakların çıktığı birinci kattaki kadını uyardıktan sonra kadın farenin giriş çıkış yerine fare zehiri döktü, arada sırada yol kenarlarında bu farelerin cesetlerine rastlıyordum. en fenası da akşam üzeri sokakta yürürken irice bir lağım faresi aheste aheste sokak kedisi gibi yanımdan geçti ve bir arabanın altına saklandı. ben de şaşkın vaziyette dönüp hayvanı arkadan takip ettim, girdiği aracın altına eğilerek bakmaya başladım. o esnada yoldan genç bir kız ve erkek yürüyordu, onlar ise o koca fareye tepki vermediler. benim şaşkın hareketimi gören kız ise gülerekten mersin'in bunlara alışık olduğunu söyledi ve ben de yoluma koyuldum. yani bunların yanında fındık faresi muhallebi çocuğu kalır.