sıla şarkılarından biridir. ve dinlenesidir. sözler bi acayip güzel.
mumları yakıp biriyle şöyle romantik bi yemek yiyemedim
iki dubleyle laflarımızı şereflere erdiremedim
giyinemedim ona
dudağımı boyamadım
aşkın tarifinin püf noktasını özene bezene veremedim
kaygılarımdan kurtularak aslımı ima edemedim
gönül bu havalandırıp havalandırıp konduramadım
hem kendi gibi
hem benim gibi birini denk getiremedim
leb dedim de leblebiyi dilinden işitemedim
bıktım artık aşk istiyorum
bıktım artık aşk istiyorum
bıktım artık aşk istiyorum
bıktım artık aşk istiyorum..
hürriyetimden sıyrılarak
kafes içinde barınamadım
mutlak mutluluğun sırrından sırra kadem bastım
hem herkestim hem kimse değil
öyle şey olur mu!
kim bu tuzakta uyur bencil bir oyun bu..
bıktım artık aşk istiyorum!
kovacaksanız havva'nızı paylaşmadan elmayı
bulunda gidin bari gerçek adem'i!
Valla ben bıktım. yediğim domates doğal mı, biber organik mi, marul biyonik mi, turşu sempatik mi, buna dikkat etmekten yoruldum. et yersem a vitamini mi alıyorum, at yersem deh proteini mi veriyorum bilemedim, sıkıldım. Dayım kanserojen mi besleniyor, ebem östrojen mi sıçıyor, anlamadım. şeftali potasyum deposu mu, lahana magnezyum kulisi mi yapıyor, duymak istemiyorum. şişmanlığın geni mi bulundu, mutluluğun zulası mı patlatıldı, bu haberlere inanmıyorum. çocuğuma meyveli yoğurt yedirsem boyu uzar mı, yedirmesem kimin uzar, duymak istemiyorum. çocuk bile yapamıyorum ki korkudan. her sabah bir tatlı kaşığı yesek daha mı güzel yaşarız, her gün bir avuç fındığı hangi bilim adamının kıçına soksam benim kulağıma güzel şeyler fısıldamasını sağlayabilirim? az uyku hastalığa davetiye çıkarıyor, çok uyku ömrü kısaltıyor, güneşin altında çok kalma ölürsün, az da kalma ayıp... yeter yeter yeter! meyvelerle, sebzelerle, eşyalarla da aramı bozdunuz. zaten insanlara küsmüştüm, arkadaşlarıma güvenemez olmuştum. zaten annem, babam sapıtmıştı, hükümetten tiksiniyordum, sevgilim yalan söylüyordu, öğretmenim ruh hastasıydı, komşum karısını dövüyordu, karısı manavla sevişiyordu, manav da hormonlu elmaları bize satıyordu, biz o elmaları yerken arkadaşlarımızla ashte sohbetler ediyorduk, ailemizden uzaklaşıyorduk, ailemizden tiksiniyorduk, öğretmenimizden nefret ediyorduk. velhasıl dostlarım bana taze sebze meyve getirin, bana tahıl, gevrek getirin, kepek getirin. bana vitamin, çinko, bakır, demir, magnezyum getirin. dostlarım bana potasyum getirin. bana organik, botanik, folklorik ne varsa getirin. antioksidan, spa, aloe veroea mıdır ne boksa hepsini getirin!!! getirin mına koyyim, dediğiniz doğruysa öleceğim bunlar olmazsa ben. ya da getirmeyin. bakarsınız ölmem. belki bir kuş cıvıldar, bir çiçek açar, hayat devam eder, bir ilkbahar akşamı çalarım kapınızı, bence açmayın dostlar!!! yiğit özgür*
hayatınızın bütünü için "bıktım" diyorsanız, yakın zamana ait işlerinizi biran önce bitirin ve hiç yapmadığınız bir şeyi yapın, görmediğiniz bir yere gidin, doğa yürüyüşüne çıkın, manzara resmi çekin, ve olabiliyorsanız aşık olun, ama bulabiliyorsanız karşılıklı olsun. sonra işinize geri dönün tabi hayat acımazsız!
ama bıkık bir hayatınız da olsa onu nette fazla harcamayın...*
Üç kuruşluk insanların milyon dolarlık kaprislerinden bıktım.
Kendimden kaçmaya çalıştıkça yine kendime yakalanmaktan bıktım.
Karanlıkta tek başıma uyumaya çalışmaktan bıktım.
Yalnızlıktan bıktım.
Bir şeyleri idare etmek zorunda olmaktan bıktım.
Ritme ayak uyduracağım diye her defasında düşüyorum, ben dans etmekten de bıktım!
Gezmekten sıkılınca gezmemekten, sıcaktan sıkılınca klima önünde yüz felci geçirmekten, pcde oyun oynamaktan sıkılınca dizi izlemekten, kitap okumaktan sıkılınca zamandan, paramın olmayışına sıkılınca hayattan, para kazanmaktan sıkılınca beynimden, yaşamaktan sıkılınca nasıl ölebileceğimi dert etmekten bıktım.
Sorumluluklarimdan bıktım. Kendimi yapayalnız hissetmekten bıktım. Gerçekten bıktım. Babamın hiçbir konu da destek olmayıp beni yalnız birakmasindan bıktım. Yemin ederim zor geliyor artık ya. Kendi kendimi mutlu etmeye çalışmaktan bıktım. Bir kere de bir allahın kulu beni mutlu etmeye çalışsın ya vallahi de billahi de bıktım sözlük. Alıp başımı gideceğim engelleyen şeyler var onlardan da bıktım.
--spoiler--
Ben bıktım. Bu hatırsızlıktan, bu hatırasızlıktan, bu dümdüz kaba saba izansızlıktan bıktım.
Diğerlerinin yanında önemsiz kalır ama; otobüste koltuğunu teklifsizce arkaya yatıran, ayakta insanlar beklerken boş sandalyeleri çantalarıyla doluşturan, selam verdiğinde suratına sığır gibi bakan, markette kasiyere, mağazada tezgahtara, apartmanda kapıcıya it gibi davranan, özür dilemeyi güçsüzlük sayan, lütfen demeyi ağzına yakıştıramayan, teşekkür etmekten haberi olmayan, parasını ödediği her şeyin sahibi olduğunu sanan bu işgalci bu nezaketsiz bu üslupsuz kalabalıklardan da bıktım.
iyi şeyler, kendileri ve başkaları için faydalı şeyler yapmak isteyen insanlara ne kıymeti var ki diye düşündüren her şeyden, tüm heveslerin kursaklarda bırakılmasından bıktım.
Kabuslarla uyumaktan, harap bitap uyanmaktan, elimden bir şey gelmediği için kendimi suçlamaktan bıktım. Hiçbir yere boşaltamadığım bu öfkenin namlusunu her seferinde kendime doğrultmaktan bıktım. En ufak bir coşku ve istek duymadan sırf mecbur olduğum için çalışmaktan, robot gibi yaşamaktan bıktım. Etrafımdaki herkesin aynı yorgunluğu taşıdığını görmekten, içimdeki boşluktan, içi bomboş bakışlarla karşılaşmaktan bıktım.
Bir yolunu bulup gidecek olsam bırakacaklarımı, kalacak olsam yaşayacaklarımı düşünmekten bıktım. Her şeyin üstesinden geldim de, bu ülkenin altında kalmaktan çok bıktım.
--spoiler-- *