Son dönemlerinde Fethullahçılarla işbirliği yaptığı bilinmektedir... Bu cemaati her zaman koladı ve övdü...
sol siyasette birleştiricilik yerine, bölücülük yanlısı oldu, Türk siyasetini emperyalist güçlerin yönetmesine olanak tanıdı...
Örneğin, Abdullah Öcalan'ın neden Türkiye'ye verildiğini anlayamadığını itiraf etti, bu çalışmalardaki gerçek amaçların her zaman uzağında kaldı, emperyalizmin bir figürü olarak rolünü oynadı...
Örneğin, emperyalist baskılara boyun eğerek, Kemal Derviş'i ekonomiden sorumlu bakan yaptı, milli politikalar yerine, Türk ekonomisini yabancı sermaye işletmelerinin yönetmesine olanak tanıdı...
inançlara saygılı laiklik diye saçma sapan bir söylemle Türkiye'nin dönüştürülmesine katkı sağladı... (Laik sistem zaten her türlü inanca eşit mesafede ve saygılıdır. Ecevit de bunu bilir.)
ilk öğretimi 8 yıla çıkarırken, çok yanlış bir kararla anadolu liselerinin ortaokul bölümünü kapattı, Türk eğitim sistemine çok büyük bir darbe vurdu, oysa Anadolu Liselerinin ortaokul bölümlerinde Türkiye'nin en başarılı öğrencileri yabancı dil de öğretilerek yetiştiriliyor, toplum seçkin bireyler kazanıyordu...Anadolu liselerinin ortaokul bölümü kapatılmaksızın başka bir yol araştırılıp, geliştirilebilir, 8 yıllık eğitim o şekilde gerçekleştirilebilirdi...
Türkiyede solu ayrıştıran, Bencil, ilkel içgüdülerinin esiri olmuş, despot ve eşinin yönettiği, ilkesiz bir genel başkan olarak tarihe geçti...
1938'den bugüne Türkiye cumhuriyeti 2 kez uluslararası arenada prestij sahibi oldu.
birincisi kıbrıs barış harekatıdır.malum olduğu üzre kıbrısta türkler katlediliyordu.ada, emperyalizm tarafından ruma peşkeş çekilmek isteniyordu.türkiye tüm baskılara tehditlere aldırış etmeden müdahale etti.adanın yarısını çekti aldı.
ikinci prestij getiren adımda terör örgütü liderinin yakalanması ve terörün 1999 itibariyle büyük oranda pasifize edilmesiydi.bilindiği üzere önce pkk'yı ve öcalanı barındıran besleyen suriye, türkiye tarafından savaşırız tehditiyle köşeye sıkıştırıldı ve sonrasında öcalan suriyeden ayrılmak durumunda kaldı.emperyalizm öcalanı oradan oraya kaçırdı durdu.sonunda güzellikle türkiyeye teslim edilmeyeceği anlaşılınca bir şubat günü ırak devlet başkan yardımcısı tarık aziz ankaraya davet edildi.ıraka yönelik süren ambargonun türkiye tarafından kaldırılması görüşülünce bu durum abd'nin hiç işine gelmedi.ufukta planlanan ırak işgali öncesi olacak şey değildi.ve nitekim ertesi gün apar topar öcalanı teslim ettiler.
sonuç olarak türkiye atatürkten sonra dış dünyada saygı duyulacak 2 adım atmıştır.biri kıbrıs harekatı diğeri terör örgütünün elebaşının yakalanıp yargılanmasıdır.iki hadisede rahmetli bülent ecevitin başbakanlığında cereyan etmiştir.
rahmetli ecevitin başbakanlığı dönemlerinde elbette hatalarıda oldu.ama kabul etmek gerekirki yıllar yılı türkiyeyi yönetmiş sağ iktidarlara ve bu iktidarların liderlerine göre kat kat daha milli,emperyalizm karşısında geri adım atmayan tek liderdi.
rahmetli bülent ecevit gerçek bir devlet adamı ve aydın bir şahsiyetti.nur içinde yatsın.
yalan söylemedigi için iyi insan olan ve yine yalan söylemedigi için kötü politikacı oldugu söylenen adam. severdik kendisini.
seviyoruz seni ayşeyi tatile çıkaran adam.
bazılarının oğlu gemiciklerle yaşarken bazıları kayıp trilyonlara sahipken o evi arabası ve daktilosuyla mutlu olan insandı. Deniz gezmiş in idamını önlemek için uğraşmış ancak dönemin ırkçıları ve ırkçı çakma hukukçuları yüzünden engel olamamıştır. Ayrıca krizde sorumlu tutanlar bu adama hiç tek başına en azından 4 yıl verdiniz mi de haddinizi bilmeden konuşuyorsunuz, bugün banka krizi olmuyorsa bu ülkede 2001 de ecevit in getirdiği bankacılık yapısındaki değişiklikler sayesindedir.
hatasız siyasetçi olmaz, başlangıçta doğru olduğuna inanılıp alınan kararlar sonrasında ağır olabiliyor, tuncay mataracıyı bakan yapması onun dürüst olmadığını göstermez, kaldı ki siyasetimizde alınmış bir ton hatalı karar var. buda bunlardan biri, demiyorum, dedim ya siyasetçi kurtlar sofrasında kurttan daha gözü açık olmalı. Hatası da oydu.
Bülent Ecevit dürüst, mert bir insandı, ülkesi için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı, yakın geçmişimize kulaktan dolma bilgilerle bakmayan araştıran, sorgulayan insanlar bunu çok iyi bilir, kimi yaptıklarını beğenir kimi beğenmez o tartışılır. ama kimse onun için yedi, yudu diyemez. kurtlar sofrasında fazla iyi niyetliydi, tek hatası buydu.
Ölüye saygı diye nutuk çeken tipler olmasina rağmen hakkında çok şey söylenecek kişidir. Ölüye saygı duyulur. Ama hak edene duyulur. Ülkenin ağzına anayasa kitabı fırlatarak sıçmış, Bill Clinton önünde gerçek anlamda eğilmiş sünepelik yapmış, Rahşan Ecevit kuklası silik insanın tekiydi rahmetli.
toprağı bol mekanı cennet olsundur. bu millet ne zamandır ölünün ardından terbiyesizleşmeye başladı ölüye bile saygı göstermeyen insanlara dönüştü diye düşündürür bazen hakkında yazılanlar.
kıbrıs barış harekat'ını düzenleyerek türkiye'nin yaklaşık yarım asırlık siyasi geçmişindeki tek somut başarıyı elde etmiş olan düzgün siyasetçi, rahmetli başbakan.
şu an kasımpaşa çocuğu tayyip yapsın öyle bir şey yiyorsa.
kıbrıs'lı rumlar tarafından sevilen tek türk siyasi. şöyle ki, bülent ecevit kıbrıs barış harekatı başlamadan önce ingiltere'ye ikili görüşmelere gider, başbakanlık 3 günlüğüne de olsa necmettin erbakan'a kalır. necmettin erbakan da ecevite danışmadan, haber bile vermeden harekatı başlatır ve kıbrıs adasının %35'lik bölümü türklerin eline geçer.
ecevit türkiye'ye döner dönmez harekatı durdurma emri verir. bu sebeple rumlar bir açıklama yapar "iyi ki bülent ecevit geri dönüp de başbakanlık görevini geri aldı yoksa adanın tamamı türklerin eline geçecekti. bir daha mümkünse bülent ecevit türkiye dışına çıkmasın"
bugün, adada rum tarafı varsa mevcudiyetini tamamen kendisine borçludur.
merve kavakçı'ya "burası devlete meydan okunacak yer değildir, bu hanıma haddini bildiriniz" diyerek sözde devlete sahip çıkan insanlık onurunu ayaklar altına alan, milletvekillerine "dışarı, dışarı, dışarı" diye slogan tutturan bir acayip eski, rahmetli başbakan.