Mayıs 2003'de Rahşan Ecevit hastalandı. GATA'da yapılan tetkiklerde tüberküloz olduğu anlaşıldı. Bünyesini güçlendirmek gerekiyordu. Yaklaşık bir ay hastanede tedavi altında tutulmasına karar verildi.
Başbakan Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül 14 Mayıs 2003'de geçmiş olsun ziyaretine geldiler.. O günü Bülent Ecevit şöyle anlatıyor :
"Sohbet ettik. Sayın Erdoğan bir isteğimiz olup olmadığını sordu. Köy Kent projesini yarım bırakmamalarını rica ettim. 'Bütün milletin hayrına olacak bir şeydir, sizin de hayrınıza olacaktır. Bu iyi şeyi tekrar gündeme getirmenizi tavsiye ederim,' dedim. Not aldı, ilgileneceğini söyledi. 'Ben bu konuyu düşüneceğinizi kamuoyuna açıklayabili miyim ?' dedim, 'Evet, açıklayabilirsiniz,' dedi.."
Konuşmanın üzerinden bir yılı aşkın süre geçti. Hükümet Köy Kent uygulamasını kaldırıp onun yerine kendi alternatif projeleri olan Köy-Des'i devreye soktu. Oysa Dünya Bankası'nın 900 milyon dolar kredi açtığı Ordu-Mesudiye'deki Köy Kent projesinde büyük mesafe kat edilmişti. Birbirine yakın dokuz köyün birleştirilmesiyle kurulan Köy Kent'in tamamlanması için Dünya Bankası 300 milyon dolar daha kredi vaadinde bulunmuştu. Proje yarım kaldı, bu kredi kullanılamadı.. Ecevit şöyle devam etti :
"Çok yazık ettiler. Bu projenin devamı kırsal kesimin kalkınması için çok önemliydi. Nüfusumuzun yarıya yakını köylüdür ama hâlâ köylü için bir şey yapmak istediğimiz zaman bu memlekette karşınıza aşılmaz engeller çıkıyor. Koalisyon hükümetimiz döneminde, ortaklarımızın da onayını aldık. Köy Kent projesini gerçekleştirme yolunda adım atmaya başladık. Bunun ilk örneği Mesudiye'de yapıldı biliyorsunuz. Dünya Bankası'ndan çok büyük destek geldi. Devlete hiç yük olmadan köylüler, kentli haline gelebilecekti. Fakat bugünkü hükümetin ilk icraatı projeyi rafa kaldırmak oldu.."
Önsöz; Ben siyasete inanmam, parti tutmam, hepsinden ülke çıkarları olmadığı sürece eşit derecede nefret ediyorum.. Yeni nesil ve geçmişini bilmeyen hoşaf beyinliler boş konuşmaya devam ettikçe sadece uyuz oluyorum.. Yavşak yavşak 'Nooaalmış yani' diyenleri görünce kan beynime sıçrıyor o kadar.. Geçmişini bil;
Bir maden kazası olmuştu, evindeydi, haberi duyar duymaz sefertasına yemeğini koydu ve makam aracına binerek, kazanın olduğu madene doğru yola çıktı, yolu uzun, yol şartları zordu.. Umursamadı ve kazadan saatler sonra kaza olan madene ulaştı..
Derhal talimat verdi ve kendisi için madenci kıyafeti istedi.. 'Aman efendim..' dediler.. Umursamadı, kıyafeti yeniden istedi, gelen kıyafeti giydi ve kurtarma çalışmalarına destek vermek için madene doğru yürüyerek, gönüllü madencilerin arasında gözden kayboldu! Bu kişi kimdi biliyor musunuz?!
Kendisi, Bülent Ecevit’ti.. Türkiye Cumhuriyeti başbakanıydı.. 4 gün o madende sıradan bir işçi gibi gönüllü olarak çalıştı.. Madende kaldığı dört günü mazeret izni olarak, kaleme aldığı bir dilekçeyle o ay ki maaşından düşürttü..
Anlamazsınız..
Kpss sınavı ile birçok garibanı hakkı ile memur yapmış kişidir. Cennet varsa sırf bu yüzden cennete girecektir. Torpil ile bir yerlere gelen islamcılar sevmez bu yüzden.
Clinton denen puştun bir konferansta konuşması vardı. Afrika'daki açlığın büyük sorumlusunun kendisi ve uyguladığı uluslararası tarım politikası olduğunu anlatıyordu. Videosu var ama şimdi bulamadım. Bunu aklınızda tutun.
Burada ecevit amerikan başkanı ile çatır çatır tarım kotası pazarlığı yapıyordu. Türk çiftçisi bu sayede istediği ürünü istediği miktarda ekebiliyordu. Türkiye de afrika ülkelerinin çektiği sıkıntıyı çekmiyordu.
Şimdi asrın liderimiz Yan yana sandalyelerde oturuyor ama biz bundan 20 sene öncesine kadar hayatında hiç mercimek tatmamış kanada'dan mercimek ithal ediyoruz.
dış güçler yüzünden ekonominin bozulması, dış güçler tarafından türkiye ekonomisine saldırılması konseptinden nedense hunharca dışta tutulan merhum başbakan. ama onun dönemindeki "dış güçler" mevzusu öyle varsayılan, lafla söylenip ispatı olmayan değil, adıyla sanıyla ambargo şeklinde falandı. liseliler bilmez.
Eşi benzeri az bulunacak bir insandı. Toprağı bol olsun.
Şahsi olarak kendisine bir borcum vardı ödeyemeden Allahın rahmetine kavuştu, hakkını helal eder inşallah.
1970 - 1980 yılları arasında türkiyeyi idare
eden amerikan troykasının bir atı .
demirel - türkeş - ecevit .
hayatı boyuncatürk ordusunun yaptığı kıbrıs
harekatının rantını yedi . dürüst , efendi lider
imajını türk milleti yıllarca yuttu ...
1970 lerde rahşan ecevitin kardeşinin stokçuluk
yapması örtbas edildi .
çile çiçekleri denilen dspli muhalif grubun ecevit
malvarlığı ile ilgili yaptığı açıklamalar örtbas edildi ...
gümrük ve tekel bakanı tuncay mataracının yolsuz
lukları , silah ticareti hala konuşulur .
1974 ve 1999 aflarıyla onbinlerce katili , sapığı
serbest bıraktı ....
DSP Kurultayı'nda Başbakan Bülent Ecevit'e rakip çıktığı için tartaklanıp konuşturulmayan DSP Aydın Milletvekili Sema Pişkinsüt, dün tüm gazetelerde manşete çıktı, TV kanallarının tümü ana haber bültenlerini ona açtı.
Şöyle söyleyeyim Erbakan'in Çiller'in de destekleriyle Avrupa'ya Yunanistan'a ve Amerika'ya göğsünü gerdi Kıbrıs'ta yüzbinlerce Türk'ün hayatını kurtardı.
Şimdi onun bu yönünü hatırlamayan ve papaz kaçtı oynamasını bilmeyenler bu başlıktan uzasinlar. Rahmetliyi iyi bilirdik...
1957'de rockefeller foundation fellowship bursu ile abd'ye giden bülent ecevit harvard üniversitesi'nde sekiz ay sosyal psikoloji ve orta doğu tarihi üzerine incelemeler yaptı. bu sırada ecevit'in sürekli “hocam” diye bahsettiği henry kissinger harvard üniversitesi rektörü idi. harvard'da 1957 yılında, 1950-1960 arasında verilen antikomünizm seminerlerine sürekli olof palme, bertrand russell gibi kişilerle katıldı.