2009-2010 sezonu şampiyonluğa oynayan takımdır fakat ne yazık ki bir sonraki sene sivasspor gibi kümede kalma mücadelesi verecektir eminim. türk futbolunda yolunda gitmeyen bazı şeyler olduğu su götürmez bir gerçektir. şampiyonluğa oynayan bir takım 1 senede nasıl olur da küme düşmemek için mücadele verir ?* ve her nedense 10 puan farkla liderliği oynarken neden son 3-4 haftada liderliği elinden alınır ? evet evet yolunda gitmeyen bir şeyler var. sihirli bir el var...
oynayanlar bilir, küçük bir tahta parçasına çivi çakılırdı belirli aralıklarla. sonra çiviler çakılı tahta yeşile boyanır, beyaz renklerle saha çizilirdi. futbol sahası gibi. çiviler adam görevi görür, top olarak ise çivilerin arasından geçebilecek büyüklükte bir madeni para kullanılırdı. sonra tek vuruş hakkı ile o çivilerin arasından gol atmaya çalışır, bir yandan da maçı anlatırdık.
sanırım pes efsanesine ilham kaynağı olmuşuz, haberimiz olmamış.
ilkokulun haşlanmış yumurta kokan sıraları çok şahitlik yapmıştır, defalarca şampiyonluğuma. bahçede şampiyonluk turu da atmıştım çok sefer. bir yandan beşiktaş'ı tutuyorum, diğer taraftan ailece tutulan, aile takımı bursaspor'u göz ucu ile takip ediyorum. babam ve abim her beşiktaş bursa maçında beni kızdırır, ben "neden" sorusunu sorarak uykuya dalar, saçmasalak bir ruh hali ile ertesi sabah önlüğümü giyer okulun o ayazdan parıldayan yolunu tutardım. sınıfta bursaspor'u tutan sadece şişko ismail vardı. ben ve arkadaşlarım bizans troykası***'nı ağzımızdan salya akarak anlattığımız o sahte aşk zamanlarında gözüm o şişko ismail'e takılır, anlamsızca belki de farketmediğim özenti ile seyrederdim. güçlü bir duruşu vardı ve bizim gibi sahte bir aşkın peşinden gitmiyor, doğduğu şehrin renklerine aşkını o çocuk yaşıyla ortaya koyuyordu. çok şeyler değişecekti o yaz, bunu kestirmek güç değildi. karnelerin dağıtılıp hediyelerin havada uçuştuğu bir sömestri sonu, bahsettiğim çivili tahtalar meydana çıktı. uzun ve yorucu bir lig maratonu gibi bütün yaz o bozuk parayla ne goller atacaktım. ve hayatımın geri kalanını eşimden sonra aşık olacağım renklere** kaybettiğim bir iddia sonucu ulaşacaktım.
sıcak bir yaz günü akşamı, hasta bursaspor'lu amcam ve ben şampiyonlar ligi finali için balkondaki sedirin üstünde yerlerimizi almıştık. stad hınca hınç doluydu. sağ tarafta babam diğer tarafta abim amcamı destekliyordu. annem ara ara balkona gelip çay servisi yaparken "haydi oğlum, yen amcanı" dese de çok sağlam bir deplasman maçında olduğumun farkındaydım ve ona göre temkinli rakibi tartarak oynuyordum.
iddiamız açık ve netti. yenersem amcam beşiktaş'lı, yenilirsem ki hiç ihtimal vermiyorum, ben bursaspor'lu olacaktım.
çok çetin geçen doksan dakika sonunda mücadelede denge bozulmamış, uzatmaların ardından seri penaltı atışlarına geçilmişti.
amcam parmaklarının iriliğinden de faydalanarak, ceza sahamda duran çivileri yamultmuş, hiç de fair play ruhu taşımayan bir mücadele ortaya koymuştu. seyirci baskısı, yeterince etkisini göstermiş olacak ki, annem de artık benimle ilgilenmeyerek el işi örmeye başlamıştı. derken, seri penaltı atışlarında mağlup olarak, gerçek aşkımla tanışmama, hiçbir başarısını görmediğim bir takımla nikahlanmama aracı olan amcamı centilmence tebrik edip, sonra odama gidip ağladım o ayrı mevzu.
birkaç hafta sonra ilk bursaspor maçına götürdü amcam. sadece izledim. sonra forma hediye etti. giymedim ertesi haftaya kadar. sonra sesim çıkmaya başladı. destekler oldum bursa'yı. amcamın misyonerlik faaliyetleri başarılı olmuş, artık rahatça kazandığımız maçların ardından koşup baynuna sarılarak bursaspor galibiyetini kutlar oldum. derken azıttım, her bursa'da oynanacak maça amca bilet al maça gidelim demeye başladım. mahalle maçlarında bursa formamı giyip, "şimdi biyediç topun başında" gibi spiker klişelerini ağzıma doladım. azılı texas, hasta bursa taraftarı oldum çıktım.
artık misyonerlik yapıyorum yeğenlerime. yeşil ve beyaz diyorum. şampiyon olacağız, real madrid'e ispanya'da koyacağız diyorum.
bu senenin şampiyonluğu hakeden takımı. Bir fenerbahçeli olarak bursasporun şampiyon olmasını can-ı gönülden istiyorum. Bu şampiyonluğun türk futboluna büyük katkıları olacağına eminim. Birincisi bir anadolu takımının iyi idare edildiği taktirde neler yapabileceğini gösterecek ve 3 büyükler dışındaki takımlar sahip oldukları potansiyeli daha etkili kullanmanın yollarını arayacak. ikincisi; fenerbahçe, galatasaray ve beşiktaş, kendilerinden çok daha küçük bir takımın altında ezilmiş olacak. Türkiye'nin bu büyük takımları yaptıkları büyük harcamaların verimini daha ciddi sorgulayacaktır.
Bursaspor benim gözümde yılın şampiyon takımıdır. Oyuncularını, bu başarıda en büyük paya sahip olan ertuğrul sağlam ve ertuğrul sağlama güvenen, mantıklı davranan yönetimi kutluyorum.
yıldız oyuncusu diye nitelendirilen futbolcusunun koskoca bir yılı boşa geçirmesine rağmen takım bu yere gelmişse gerçek bir takım oyunundan bahsetmek lazımdır. son haftalarda hep duran topa bağlı oynasalar da kazanmak tüm sorunları çözmüştür. ayrıca turgay bahadır gibi türkiye'de fizik olarak inanılmaz bir oyuncuya sahiptirler. sağlam takım bakalım seneye ne yapacak.
sırf ertuğrul sağlam gibi bir "adam" için şampiyon olmasını istediğim takım. yarın gidip fenerbahçe ve beşiktaşa 100 tl basıp onları şampiyon yapmak istiyorum. ne alaka diyebilirsiniz ama şimdiye kadar bahis oynadığım hiçbir maçı tutturamadım.
şenol güneş in yönettiği trabzonspor, bursaspora yüzyılın kıyağını yapıp fenerbahçeyle en az berabere kalmasıyla, bursaspor bjkyi 1-0 geçerek şampiyon olacaktır. 21:45 te şampiyon bursaspor olacak.
bahiste fenere verilen 1.15 lik oranda manidar 1+15=16 , 16 mayıs 2010, bursanın ilk gol 16. dakikada gelecek, 16 nın tersi olan 61 fenere ters gelecek. *