saat 17:00 ile 21:00 arasında asla dışarı çıkılmaması gereken şehir. eğer o saatlerde şehir merkezinde iseniz, hemen bir otel odasına atın kendinizi. röbdoşambırınızı giyin saat 21:00 i bekleyin.
metro daha osmangazi istasyonunda tam kapasite doluyor, merinos durağında anons geliyor:
" lütfen boş yerlere ilerleyin, kapı önlerinde durmayın "
amcayla burun burunayız. amcaya diyorum "boş yerlere ilerleyecekmişiz". amca gülüyor. metrodan dışarı bakıyorum. trafik daha berbat, arapsaçı, milim milim ilerliyor. metronun kilometre kilometre yol aldığını hatırlayıp kendimce seviniyorum. arabalara bakıp içimden "nasıl geçiyoz sizi hehe" diye salak esprilerle oyalanıyorum. neyseki paşa çiftliğinde iniyorum paşa paşa. güle güle amca.
sığ ve herhangi bir perspektifi olmayan büyük bir köydür bursa. hanları, hamamları, camileri, türbeleri, santralleri büyük bir negatif enerji yayar. ağırlık vardır bu büyük köyde. yapacakların yarıda kalır, hayal ettiğin şeylerin aslında korupark, zafer plaza, anatolium arasında sıkışmış kozmetik insanlarının bir parçasını olamayacagını anlarsın. ya yüzlerce fabrika içersinden bir yer seçersin kendine veyahut oturur bir plazanın fastfood katında özel sektorden kazandıgın parayla bir sonraki sıçmığının ağır kokması için leş gibi yemeklerini yersin. tercihtir, pideli köfte-cantık-kebap da osurunuğuzu bursa gibi kokutur. vesselam büyükşehir yaftası adı altında sıkışmış milyonlarca insanın iğrençliğidir bursa.
son on yılda çok değişmiştir. artık büyük şehir görüntüsünden çıkıp, sıradan bir şehir haline gelmiştir. orta seviyede olan kültürel yapısı büyük çöküşte zaten. göç yüzünden sanırım tam bir apaçi şehri de olmuştur.