uzun süren sıcak isimli esaretten bizleri püfür püfür bir doğaya hapsetmiş rüzgarıyla, yer yer hafif yağmuruyla içimizi serinletmiş şehir. Benim canım şehir!
Gözümde tüten ilk aşkımı yaşadığım yer. Keşke şimdi 10 yıl geriye alsam zamanı. Üniversitede mediko'da çimlere uzansam sen yine gelsen saçlarımı okşasan. Sonra kıt kanaat devlet bursuyla bindiğimiz otobüsten fomarada inip kültürparka gitsek yine eskisi gibi. Gondola binsek mesela gondol inerken sen sımsıkı sarılsan bana. Ulan parasızlık Tophane'de şöyle bursaya karşı bir bardak çay içirmedin bana sevdiceğimle. Mahfelin önünden kaç kere boynu bükük geçtim. imkanı mı vardı setbaşında 2 kase dondurma yemenin. Ne diye gittin de o mendebur eczacıyla evlendin. Ulan söylemiyeyim diyorum ama yanında baban gibi duruyor o herif. Senin de iki oğlun varmış benim gibi geçen fotoğraflarını gördüm. Senden sonra da bursaya hiç gitmedim gerçi biliyor musun? Nasıl gideyim ki nere baksam gülüşün gelecek gözlerimin önüne. Ve ben ölene kadar sevdiğime hasret yaşayacağım gülüm. Bir sana bir de Bursa'ya.
izmir üzerinden otobandan terminale gelirken meyve bahçeleri içinden doğan şehirdir. en çok o manzarasını severim dağ yolu falanda süper ama orası daha farklıdır.
bugünkü sıcağı ve trafiğiyle bana 3 kere sinir krizi geçirtmiş şehir. bu ne kalabalık ya bu ne insan seli bu ne dangalak şöferler. bir daha nilüferden heykele çıkanı silksinler.