Zaman makinası icat edilse ilk yapacağım iş, bursa'nın 1950'li yıllarına gitmek olur. Eski fotolardan gördüğüm kadarıyla cennetin ta kendisiymiş.
Arkanda heybetli keşiş dağı, önünde yemyeşil ova ve onun da ötesinde masmavi Marmara...
Nilüfer çayı o zamanlar kötü kokmazmış. Ve üzerinden mudanya treni dumanı savurarak geçip gidermiş.
Mahvel'de oturduğum zamanlar hep bunun hayalini kurarım. Bir de ahmet hamdi tanpınar'la aynı mekanı paylaşmak çok hoşuma gider. 50 yıl arayla da olsa bursa'ya aynı açıdan bakıyor olmak güzel.
kıymetini ayrılınca anladığım memleketim.
yeşilini kaybetmemesi çok önemli fakat bu konuda hiçbirşey yapılmaması gerçekten kötü. umarım komşuları gibi beton yığınına dönmez.
mis gibi şehir. yeşil ve gri hiç bu kadar uyumlu olmamıştı. fakat bu sıralar hiç olmadığı kadar inşaat halinde. her yere yeni gökdelenler dikiliyor. ve trafiği gerçekten çekilmiyor.
Trafik sorununa bir çözüm bulmazsa bu gidişte yaşanmaz olur. Tam transit nokta ve trafik en ufak durumda kitleniyor. Çevre yolu tıkanıyor nasıl memleketse. Evet.
Hızlı büyüme gösteren, sanayisi gelişmiş, güzelim tarım topraklarını inşaata teslim eden,trafiği git gide içinden çıkılmaz hale gelen, pahalı, düzenli, kaliteli büyük şehir.
büyükşehirler içinde akp'ye oy veren tek büyükşehirdi. ama ne hikmetse çok sevdiği akp tarafından tüm yatırımlardan muaf bırakıldı. 15 yeni üniversite içinde adı geçmedi, yht projesi iptal edildi. önümüzdeki seçimlerde ne yapacakları merak konusu. gerçi bursa'yı akp'nin kalesi gibi gösteren bursa şehir merkezi değil inegöl ve dağ ilçeleri.