Hiç gitmediğim, görmediğim ama okuduğum bir kitabın ardından ve yoğun duygular beslediğim kişinin buralı olması sonucu oldukça merak ettiğim şehirdir.
Okuduğum kitaptan sonra özellikle de Çamlı Kahve’ye gidip bir kahvesini içesim gelmiştir. Bunun dışında Trilye’yi de oldukça merak ettim.
Yakın zamanda yapacağım Uludağ seyahatinde fırsatım olup Bursa’nın tarihi güzelliklerini görmeyi de bir hayli isterdim, fakat bir süre şans olmayacak gibi.
Bu da aynı yerden bugün çekildi. Sol taraftaki kilise, çatısı çökmüş ama hala ayakta. Aradan yaklaşık 150 yıl geçmesine rağmen tarihi doku çok bozulmamış. Hatta dikkatle incelerseniz bazı evlerin yorgun ama hala ayakta olduğunu görebilirsiniz.
1880li yılların muradiyesi. Türbeler, tek katlı evler ve sol tarafa doğru bir kilise dikkati çekiyor. Bursa'nın kendine özgü tarihi havasının ve doğasının bozulmadığı bir zamanın donmuş hali.
Osb projeleri, müzeler, fuarlar, pazarlar, çevre yolları ve hatta arıtma tesislerine kadar sürüyle projeyle belediyesi tarafından beslenen şehrimiz. Alinur bu seçimi de alırsa, bursa'nın türkiyede yankısı büyük olur. Çok kıskanılacak çokkkk
Mustafa Bozbey'in herhangi bir projesi olmadığı yer. Neymiş seçime 20 gün kala açıklayacakmış. Halen hunharca gülüyorum. Abi projem yok, zaten kazanamıcam hadi eyvallah desene, ne kasıyorsun.
Bursa için oyumu Alinur Aktaş'a vereceğim. Halkını bu kadar düşünen bir başkanın daha Bursa'ya geleceğini düşünmüyorum. Hazır elimizde varken, kaybetmemek lazım. Bu adamın halk sevgisi çalışmalarına yansıyor. Çok güzel bir lafı var hatta bunla alakalı. ''Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışıyoruz.'' Hiç aklımdan çıkmıyor bu söz.