Tarihi kaynaklara göre bursada 250 yıldır 7 büyüklüğünde deprem üretmeyen aktif faylar olduğu söyleniyor.
Büyüklük Her 1 birim arttığında ortaya çıkan enerji 30 kat büyüdüğüne göre. 900 adet 5 büyüklüğünde deprem olursa ancak 7 büyüklüğünde depremin enerjisini alır gibi bir sonuç doğuyor. Yani 5 büyüklüğündeki deprem enerjinin 0.001 ini ancak alır. Matematiğim zayıf, jeofizikci değilim kaba taslak hesaplarsak böyle.
her sene ziyaret edilen... iskender, pideli köfte, saray köfte, havlu, kestane şekeri, üftade hazretleri, türbeler, tophane, çekirge, görükle... ve elbette uludağ.
Bir şehri tanımadan sevmek diyince Bursa geliyor aklıma.
Hep güzel bir şehir gibi gelirdi. Birkaç kez gitsem de hakkıyla gezemedim o yüzden gitmemiş gibiyim.
Lotusum da Bursa’da yaşıyor. Bu şehri Sevmek için sebeplerim arttı. *
tarih ve doğa arasında sıkışmış ama bu sıkışıklığı kendine has bir dengeye çevirmiş şehirlerden biri. Osmanlı’nın ilk başkentlerinden olmanın ağırlığıyla hareket eder ama sanayi bölgesi olmanın pratiğiyle yaşar. Uludağ gibi kış turizminin kalbi bir dağa sahip olmasıyla övünür ama yazın sıcağında serin kaçacak yer bulmakta zorlanırsın. Şehrin merkezinde dolaşırken bir yanda 600 yıllık camiler, diğer yanda 60 katlık rezidanslar görürsün. Tarihle günümüz kol kola ama bazen birbirine omuz da atıyor. iskender kebabı yedikten sonra üzerine tahinli pideyle kapanış yapmak bir gelenektir burada karbonhidratla mutluluğu bulmuş bir şehir gibi. insanları genel olarak sakin ama trafik canavarına dönmeleri an meselesi. Sabah Ulucami avlusunda dua eden adamı, akşam Acemler kavşağında selektörle saydırırken görebilirsin. kısacası burası tarihle modern yaşamın birleşim yeridir. kestel favorimdir.