ikisi de mükemmeller.
ikisi de fiziksel olarak aşmışlar.
ikisi de hollywood'un en gözde oyuncularından.
ikisinin de kariyerleri ışıl ışıl.
ikisi de kendi dallarında bir taneler.
kadınlar için brad neyse, erkekler için de angelina jolie o.
ama olmuyor. bu kadar ortak nokta ve uyuma rağmen bence bu adam angelina'yla fena halde mutsuz.
uzaktan bakınca "mükemmel çift" bu işte dersiniz. teoride de öyleler zaten. düşünülebilecek en mükemmel çift şov bizınısta.
ama pratikte bir fiyasko sanırım evlilikleri. brad angelina gibi dominant, vamp, seks düşkünü, biraz psikopat, dediğim dedik bir kadınla değil de, daha duygusal, naif ve uysal bir kadınla mutlu olabilirmiş gibi geliyor.
baba olduktan sonra şöyle bi açıklama da yapmıştır: "artık rol alacağım filmlerde, beni seks sahnelerinde, erotik sahnelerde göremeyeceksiniz. çünkü artık bi babayım ve çocuklarımın beni böyle görmesini istemem. daha dikkatli olacağım bundan sonra"
ocean's filmlerinde sürekli yemektedir.
fight club filminde dayak yemiştir ağzı burnu kan içindedir ve hala yakışıklıdır.kıskanılır erkekler tarafından haklıyız.
en büyük şanssızlığı yakışıklı olması olan iyi aktör. neredeyse oynadığı kötü bir film olmamasına rağmen, oynadığı filmlerde genelde başrol olması ve gerçekten iyi rol yapmasına rağmen adam akademi tarafından ciddiye alınmamaktadır. he akademiye sokiyim o ayrıda.
oyuncu olmasının yanında yapımcılıkta yapmaktadır. oscarı alan the departed filminin de yapımcısıdır. oynadığı filimlerden sevdiğim bir kaçı; interwiev with the vampire,seven,tewelve monkeys,sleepers, the dark side of the sun, fight club, snatch,babel,inglourious basterds...
köpekler gibi 11 yaşından beri aşık olduğum, sesimi asla duyamayacak, asla birlikte olamayacağım, asla göremeyeceğim ama yine de sevmekten vazgeçmediğim, dünyanın gelmiş geçmiş en yakışıklı, en güzel insan evladı. benim ütopyam.
hemen hemen tüm filmlerini izledim. prensip olarak, kendisine aşık olduğum zamandan beri filmlerini sinemada izlerim. 11 yaşından 17'me kadar, obsesif bir şekilde hakkında çıkan haberleri, röportajları, posterleri vs topladım. artık uğraşmıyorum, o eski halimden eser yok şimdi ama yine de onun yeri her zaman ayrıdır. diğer celebrity erkekler hiçbir zaman onun yerini tutamaz. tam manasıyla rüyalarımın erkeğidir. ona olan saplantılı aşkım yüzünden ergenlik döneminde beni bi psikoloğa götürmeyi düşünmüşlerdi annemler. * nasıl mallıklar yaptıysam artık?
jennifer'la filan evlendi brad. bende başkalarına aşık olmayı denedim. fan club'ı var mı diye araştırdım. mektuplar yazıp, ulaşma hayallerim vardı o zamanlar. umutluydum lan resmen. sadece bi defa görebilmek ve sarılabilmek istiyordum, çok saf bi aşkla. hayatım boyunca, kendim kadar hayalperest ve saf bi insan tanımadım.
çevremizdekiler her zaman "bi şey yapmayın bence. büyüyünce adını bile hatırlamayacak brad pitt'in" diyorlardı. ne hatırlamaması lan. hala gördüğümde kalbim hızlı çarpıyor. hala seviyorum bu adamı. hala, ergen triplerden çıkamama sebebimin ta kendisi. hala, yolda yolakta görsem koşup sarılacağımdır. adana'ya incirlik üssü'ne geldiğinde gidemedim diye kaç gün boyunca ağladığımdır lan. bu safça bi sevgi değil de ne? mallıksa malım evet ama bu onu sevmeme engel değil. seviyorum işte, hiçkimseyi bu kadar koşulsuzca sevmemiştim lan ben...
bigün bu adam ölürse, umarım bunu görmem. manyak mıyım? bence evet. *
yakışıklı, sempatik, ilginç bir adam. fight club filmiyle hayranları tarafından akıllarda tapılası bir yere konulmuştur. seven filmi de unutulmaması gereken filmlerindendir.
her role yakışan bir aktördür. ne rol verirseniz verin, bu adam hepsinin altından başarıyla kalkıyor, bu zamana kadar nasıl oscar alamamış o da merak uyandıran bir diğer konu... fight club, snatch, se7en, twelve monkeys, the curious case o f benjamin button, troy, inglourious basterds, interwiev with the vampire, babel...vs pardon da birader! bu adam daha ne yapsın? daha kaç çeşit değişik rolde oynasın, oscar kazanmak için? sorarım size akademideki abilerim! yakışıklılık var, karizma var, oyunculuğu; bence tartışmasız önceki saydığım özelliklerinden daha baskın.
snatch'i izliyorsunuz; karnınıza ağrılar giriyor, brad'i izlerken o çingene tarzı konuşmasıyla.*
fight club'ı izliyorsunuz; zaten oha diyorsunuz akabinde.
se7en'ı izliyorsunuz; bu sefer çüş diyorsunuz.
inglourious basterds'i izliyorsunuz; e birader yuh be artık bu rolü de kıvırdı diyorsunuz.
interwiev with the vampire'ı izliyorsunuz; mına koyim bir bu vampir rolü kalmıştı oynamadığı, onunda hakkını yine verdi piç diyorsunuz.
troy'u izliyorsunuz; bu adama savaş filmleri, epik, fantastik filmler iyi gidiyor be arkadaş diyorsunuz.
twelve monkeys'i izliyorsunuz; bir insan kaçık rolünü bu derece mi benimser diyorsunuz!!!!
brad gibi her rolün altından kalkan ve her role yakışan diğer bir aktör için (bkz: johnny depp).
edit: brad, babel'da çok fazla ön planda değil belki ama o 2 buçuk saatlik uzun filmde, kendisine verilen kısıtlı süreyi layıkıyla kullanmıştır. telefonda çocuğuyla konuşurken ki ağlama sahnesi, bizlerin yüreğini dağlamıştır ve o duyguyu, o dramı bize fazlasıyla yaşatmıştır...
oyunculuğu çok iyi olan karizmatik aktör.çok yakışıklı bulmuyorum,çünkü sarışınlar çekici gelmiyor.ama yiğidi öldür hakkını ver,poposu çok güzel*
en sağlam çıkışı fight clubta yapmıştır.fakat artık yaşlandığı rahatça gözlemleniyor.ayrıca vikipediden görüldüğü üzere adamın daha izlemediğimiz tonlarca filmi var.ne ara çekiyorsun bu kadar filmi,evde 6 çocuk bir adet de angelina jolie varken diye sormak istiyorum kendisine.