bolu isminin aslında herkesin içten içe bildiği çok acıklı bir öyküsü vardır.
temel ile fadime adlı iki cisim varmış. birbirlerine adeta aşıklarmış. temel fadime'ye, rüzgarın yapraklarla gökyüzüne yazdığı gibi narinlik ama kuvvet yüklü, hüzünlü ama umut da dolu şiirler yazarmış. bu şiirleri okuyan fadimenin gözünden bir damla yaş, "sikerim gidiyom ben" dercesine akıp ardında ıslak bir yol bırakırmış. ardından gelen göz yaşları ise tıpkı bir şiirin tekrarlayan mısrası gibi o ilk gözyaşının geçtiği yoldan dökülürlermiş.
şiirler de çok üzücüymüş ama be amına koyim ya. fadime o kadar üzülmüş ki tık diye can vermiş. bunu duyan temel kahrolmuş, kendini asmış.
bu acıklı olay kendilerine ders olsun,şehirlerinden ne bileyim bir şair,bir yazar dahi çıkmasın diye halk, oranın adını temel ile fadime koymaya karar kılmış.
o da zaman denilen öğütücü içerisinde unala ufala günümüze bolu olarak gelmiş.
cennetten bir köşe olan doğa harikası memleketimdir. evet orası benim memleketim. gitmesem de görmesem de orada yaşamasam da orası benim memleketimdir.
temiz havası, kışları bembeyaz olması ve doğal güzellikleri haricinde anlatılacak pek bir şeyi yoktur.
istanbul ve ankara gibi iki büyük şehir arasında yer almanın şanssızlığı ile pek gelişememiştir. o değil de anlatırken özlediğimi fark ettim hey gidi günler be ne anılarım geçti.
5 yıllık üniversite hayatımı içinde geçirdiğim, havası güzel, kendi güzel, ufacık tefecik içi dolu turşucuk bir merkezi olan bir ilimiz. Çok özledim sözlük.
Bolu da fakire sik rastlanmaz.o salvarli teyzelerin altinda jipleri var.zaten kucuk bir sehir bir de universite olmazsa köy resmen.ogrenci somurmeyi de iyi bilirler.
Edit : bolulular zengin olmaktan rahatsiz.ama oylesiniz ya altin ya toprak zengini hem de.
yemekleri güzel,teyzeleri pek bi tatlı küçük şehirdir. en fakir diyeceğiniz vatandaşın bile bi evi bişeyi vardır. teyzeler şalvarla spor yapar parklarda falan.