bindirme yapabilen beki bulunmamasına, maç seçen kaprisli kanat oyuncalarına rağmen her maç ısrarla orta-kafa-gol taktiğiyle çıkıyor sahaya. ileri uca götünü kaldırmaktan aciz, nedense bir türlü göremediğim manda deviren şutlara sahip olduğu iddia edilen pivot santraforu koyuyor, verim almayı bekliyor. Maç boyunca bu santraforu bulan isabetli orta sayısı üçü geçmiyor. yanlış işleyen Bir şeyler olduğunu ısrarla görmezden geliyor. Taktiği pes'te iş görür ancak hayat acımasız olunca, reelde götümüzde patlıyor.
Sırası ile ; sivas (D), gençlerbirliği, galatasaray (D), trabzonspor ile oynayacak takım. ilk 4 takım arasına girip girmeyeceğini bu birbirinden zorlu maçlar belirleyecektir.
sezon başından bu yana arasıra bahsedilen sıkıntıları gün yüzüne çıkmış takımdır. bu sene iyi futbol oynayıp kazandığımız maç sayısı 3'ü geçmez. hep ıkınarak kazandık, hep stresle kazandık. fakat burada suç yönetim, futbolcular ve teknik direktör arasında ortak paylaşılmıyor.
yönetim: takımın ihtiyacı olan bölgelere transfer yapmadı, yıldız transferine asıldı. tayfur havutçu ve carvalhal konusunda net karar alamadı. carvalhal hocalığımızı yapacaksa neden başına tayfur havutçu'yu dikiyorsunuz. futbolcular arasında gelir ve verim dengesizliği hat safhada.
futbolcular: özellikle portekiz cephesi sezon başından beri mutlu değil. paralarını alamadıkları kulislerde konuşuluyor. böyle bir şey varsa neden kulislerde konuşuluyor adam gibi çıkın söyleyin ya da söylemeyecekseniz çıkın adam gibi oynayın. egemen ve ernst dışında bir çok futbolcu da futbolcuların çoğunda aşırı istikrarsızlık ve isteksizlik hakim.
teknik direktör: ısrar ettiği belli bir sistem var. fakat bu sisteme uygun yeterli futbolcusu yok. olanlarında çoğunu kullanmıyor. gün geliyor takımın bir kısmı sakat bir kısmı kart cezalısı oluyor işte böyle. ama diğer oyunculara yeterli şansı vermediği için maç eksikleri önemli maçlarda gün yüzüne çıkıyor. özellikle tanju konusuna değinmek isterim. tanju kayhan fenerbahçe maçının ilk yarısında kötü oynadı, karşısında hareketli bir adam vardı ve ne yapacağını bilemedi ama ikinci yarı çözüverdi miroslav'ı, hucüma da çok sağlam çıkışlar yaptı takımı pozisyona soktu sonra hoca tık aldı. işte carvalhal'in en büyük eksikliği oyunu okuyamıyor, burak kaplan gibi şut atan çalım atan direk kalaeyi düşünen bir futbolcuyu tercih etmiyor. gençleri takıma adapte edemiyor. mecbur kalırsa oynatıyor.
bugün maçta fenerlilerin tamamının hakkında; -iyi ki as oyuncuları yok, yoksa sikmişlerdi bizi, - bizden daha iyi oynadılar , - en az beraberliği hak ettiler dedikleri takımdır. bana kalırsa fenerbahçe'den daha iyi oynadığımız tartışılmaz ancak bilineni tanımlayayım; futbolda gol atan kazanıyor.
AKiBETi DENiZLiSPOR GiBi OLACAK OLAN TAKIM. TARAFTARLARI iSE HALA FENERBAHÇE iLE UGRAŞMAKTADIR. LAN OLUM GiDiN iÇ iŞLERiNiZi ÖNCE HALLEDiN, SONRA NASIL BiR DURUŞ SERGiLEYECEKSENiZ SERGiLEYiN. HA BU ARADA SÖYLEMEDEN GEÇEMEYECEGiM; (bkz: KOYDUKMU)
Beşiktaş Antalya taraftarları ve hayvanseverler birlikte barınak ziyareti yapmışlar. kendilerini tebrik ederim. aynı duyarlılığı diğer takımlardan da beklemekteyiz.
bu sene ne yapacağı bilinmeyen takım .ligde mevcut oyun sistemi ,takımlarla ** ile şampiyon olması zor.avrupa'da braga, lazio-at.madrid ki oraya gelmeden braga'ya eleneceğini düşünüyorum.gençlere dönük oyun sistemi kuruluyor desen o da yok.futbolcuları takımdan kaçmak için bahaneler arıyor.*açıkçası çok şuursuz ,yönetilemeyen beşiktaşı izlemek beni kahrediyor.
bir galatasaraylı olarak yıldırım demirören'den kurtulmadığı sürece çok ciddi sıkıntılar içine girecek olan kulüptür.
ki bu konuda tüm taraftarlar hemfikir. ama iş beşiktaş taraftarında bitiyor.
ben bu noktada beşiktaş taraftarını eleştiriyorum. hadi çarşı sustu, ya diğerleri? ya bireysel taraftarlar? onlar ne yapıyorlar?
senelerdir transfere deli gibi paralar harcanıyor ama başarı yok. galatasaray bir sene çok kötüydü herkesin dilinden düşmedi ama kimse geçen sene beşiktaş'ın ne kadar kötü durumda olduğunu görmedi... bu yıl ise şuan galatasaray'la 9 puan fark var, basketbol'u saymıyorum bile...
yani kulüp yıllardır berbat bir şekilde yönetiyor ama kimse "hooop" demiyor. bu kulüpte hiç mi muhalefet yok diyeceğim ama yıldırım demirören'e olan borçları düşününce haliyle böyle kötü bir sonuç çıkıyor...
biri de çıkıp "yahu bir yönetici, kulüp başkanı kulübe para veriyorsa o kulüp yanlış yönetiliyordur" mantığını yürütemiyor. gerçekten çok ilginç...
başkanı, biraz da taraftarı sayesinde bugüne kadar kalmış takımdır. ana bacı sövdükleri başkanları quaresma yı getirince bir güzel yağladılar, şimdi de yine sövüyorlar. kusura bakmayın da balık hafızalığınız biraz da sebep oldu.
spor haberlerinde ''beşiktaş'ta kriz'' şeklinde gördüğüm, trilyonlarca borcunun yanı sıra alacakları olan bazı futbolcuların fifaya bile başvurduğunu televizyondan öğrendiğim takımım.
beşiktaş'ı bu duruma düşürdüler ya yazıklar olsun. gerçek bir beşiktaşlı olarak böyle bir başkanımız olmasından utanç duyuyorum.
futbolcular, kulüpten alacaklarını tahsil edemiyorlar. bizde onlardan güzel futbol bekliyoruz. ne ala...
edit: serdar bilgiliye küfür edenlere bende küfür etmiştim zamanında. biz daha çok bekleriz öyle başkanı.
kolpa çarşının eseridir. bir gram üzülmüyorum. hani o çok övdükleri çarşı! süleyman seba ve serdar bilgili gibi adamları küfür kıyamet gönderen çarşı. evet.