beşiktaş

entry19538 galeri2133 ses2
    2667.
  1. yan bastı. 3 yeni ve önemli transferi su sıralar fena sakat.
    2 ...
  2. 2668.
  3. aurelio da sakatlar kervanına katılmıştır. bu aralar üzerinde kara bulutların dolaştığı takımımımdır.

    "yallah cinler yallah, kış kış cinler kış kış."
    6 ...
  4. 2669.
  5. avrupa'da en başarılı takımdır, milli takımda 11 de topçusu yok.

    oğuz çetin daha çok komik durumlara düşer.
    7 ...
  6. 2670.
  7. mehmet aurelio da baş gösteren sakatlık yüzünden artık necip uysal'ı ciddi ciddi oynatmak durumunda kalacaklar, tez zamanda q7 ve guti dönerse işler rayına oturacak.
    3 ...
  8. 2671.
  9. 2672.
  10. hiddink in bahsettiği sürpriz kadronun ' kara kartalsız bir a milli takım ' olduğunu düşündüğüm, 7oyuncusundan hiçbirisi bu akşam ki maçta forma giymemiş takım.
    3 ...
  11. 2673.
  12. 2674.
  13. oğuz çetin gibi düşmanları vardır.
    5 ...
  14. 2675.
  15. dön dolaş 8-0'lık muhabbet...
    napacaklar bize karşı kullanabilecekleri tek şey bu skor. ama sikimizde mi ? değil tabii ki. et matkabıyla duvar delinmez ya.
    6 ...
  16. 2676.
  17. bazılarının yılardan beridir dinmeyen acısının yegane sebebidir, 7-1 unutmayın kanayan kanaryalar.
    3 ...
  18. 2677.
  19. yine forza beşiktaş'ta gıyabında, yabancı futbolcuları hakkında mükemmel bir yazı yazılmıştır.

    --spoiler--
    kimyasal formül, 6+4 ve beşiktaş'ın futbolcusu olmak

    kimyasal formül...
    kelime anlamı; bir kimyasal birleşiği oluşturan atomlar hakkında detaylı ve açık bilgi veren bir yöntemdir.

    zannetmeyin ki şimdi bilimsel birşeyler konuşacağız, evet içerisinde bilimde olacak ama en çok beşiktaş üzerine olacak. "kimyasal birleşik" tamlamasını bu sefer "beşiktaş" olarak alacağız. içeriğindeki atomlar ise beşiktaş'ın can damarları olan siyah-beyazlı "yabancı damatlar" olacak bu sefer.

    her aşkın içinde mutlulukta, hüzünde vardır. beşiktaş'ta da bu böyledir. çok güzel başarıları da yaşamışızıdır dibe vurmuşluğun acısınıda. örnek vermek için uzak bir tarihe gerek yok. 101. yıl faciasının hemen ertesi, del bosque gelmiş. sezona berbat bir giriş yapılmış. taraftar acı çekiyor. ama bunun sebebi sahadaki futboldan ziyade sahadaki futbolcular. sahada ruh gibi gezinen, içeri girip "canlan ulan!", "koş ulan" demek istediğimiz futbolcular. hırs kelimesini hayatından çıkarmış futbolcular.

    bununla birlikte maç başlarında gelen "5 dakika sessizlik" ve hemen ardından dolmabahçe'yi çınlatırcasına gelen "beşiktaş'sın sen bizim canımız" tezahüratları hep boğazdaki yumruğun eseriydi.

    baktığımız zaman geçen yıllar içerisinde pek çok şey değişti. ama bazı şeyler var ki maf dönemine nazire yaparcasına gelişti. o dönemle benzeşti. beşiktaş taraftarının en büyük isteği mücadele eden futbolcuydu. buydu zaten pascal nouma'yı taraftarın gözünde "can" yapan, tümer metin gibi "beşiktaş hainlerinin" anlayamayacağı kavram.

    sahadaki adama baktığında, onun en az senin kadar istediğine inanmak, onun en az senin kadar sevindiğine, senin kadar acı çektiğine, senin kadar mücadele edeceğine inanmak.

    ülkemizde bir yabancı kuralı var 6+4. öyle bir seçim yapmalısın ki, bu oyuncular takımın kimyasına birebir ayak uyduracak ve seni taşıyacak adamlar olmalıdır. hem sportif katkı sağlayacak hemde geleneklerine uyum sağlayacak. zordur dostum, çok zordur. neler şahit oluyoruz bu ülkede? alemciler mi dersin, hocasıyla mahkemelik olanlar mı dersin, camiasının karakterini benimsemiş vidanjör görünümlü insanlar mı dersin.

    ama biz bugün, beşiktaş taraftarı olarak buna inanabiliyoruz. çünkü biz bugün şeref bey stadında izlediğimiz "11 cesur yüreği"n yarısını yani "yabancı damatları" artık kendimizden görüyoruz. transfer politikaları daima eleştiri konusudur. sportif anlamda ve mental anlamda. ama şu var ki beşiktaş son 3 senede yaptığı transferlerle turnayı gözünden vurmuştur. hemde "kimyasal olarak". ve bu "kimyasal bağ"ın sonucunda ise sportif başarı gelmiş, geliyor ve gelecektir.

    ne yabancılar görüyor bu ülke. ama bir takım var ki onun "gözlerinin içi gülüyor" ne zamandır. belki de yıllardır yaşadıklarımızdan sonra allah'tan bize güzel bir hediye diye düşünüyorum sessizce.

    bu yaz iki tane avrupa'yı sarsan transfer yaptı beşiktaş. quaresma ve guti. ne dediler bu adamlar için? neler demediler neler... ama bugün bu adamlar şeref beyin çimlerinde, arkasına beşiktaş'ın gücünü alarak cümle aleme meydan okuyorlar.

    bu adamlar yabancı. kilometrelerce uzaktan, farklı bir dünya görüşünden ve farklı bir kültürden geliyorlar. sen onları hiç tanımayan birine git izlet ve de ki:

    "bak şu sarışın olan bizim kaptanımız. altyapıdan beri bizimle. herkesin heyecandan kalbinin sıkıştığı anda o 'büyük futbolcu' olduğunu gösterir. son dakikadaki penaltıyı soğukkanlılıkla atabilir. deplasmanda oynadığımız derbide golden sonra taraftara koşar, onlarla yaşar coşkuyu. sakatlandığında mı? gelir tribünde izler, son dakika golünden sonra nerdeyse alt tribüne düşme tehlikesi yaşayacak kadar sevinir. yedek kulubesinde ise, eğer ki bir arkadaşının zarar gördüğünü görsün. hemen sahaya girer, onu asla bırakmaz. bu takıma "benim takımım" der, sahiplenir."

    "bak şu dövmeli çocuk. asi duruyor değil mi? çok duygusaldır be o abi. yıllardır bizimle. elimizde büyüdü bak. öyle ki sakatlandığında "50 bin kişinin önünde arkadaşlarımı yalnız bırakmam, çıkmam oyundan" der inat eder, 6 ay sakat kalma pahasına iğne olup oynamak ister. kimse koşmadığı anda o koşar, herkesi koşmak zorunda bırakır. gol atar, hemde ne gol atar be abi. golden sonra mı? formasını öper, taraftara koşar. kime koşar birde, elinde büyüdüğü malzemeciye koşar. bizim için kanını akıtacağını söyler, yapar da. son dakikalarda takımı gol atsın diye taraftar gibi oturur, köşede dua eder. inanır, inandıkça başaracağına inanır. beşiktaş'a inanır."

    anlatın bunu böyle birine... yüzünde bir tebessümle dinler seni. ne de güzel anlattı diye geçirir içinden. i̇nanır sana.

    yabancı gelmiyor sizlere değil mi? i̇şte demek istediğim bir nevi burda şekilleniyor. taraftarın hayalinde daima şunu haykırmak yatar. "sen sahadaki biz, biz tribündeki sen". bunu haykıracak bir adam görmek ister. gözyaşını akıttığı formasını yemyeşil çimler üzerinde giyen adamdan kendisine ihanet etmemesini, "hakkını vermesini" ister.

    ne mutlu ki bize, biz bugün böyle oyunculardan kurulu bir takıma sahibiz. dolmabahçe semalarında "fabian ernst oley oley oley" sesleri yankılanırken, o sanki fulya tesislerinden gelme "baba" bir adamdır. beşiktaş taraftarı için "bizim taraftarımız çoğunlukla çalışan kesimden geliyor. sanırım beni bu kadar sevmelerinin nedeni benim 90 dakika boyunca o sahada elimden gelen herşeyi yaptığıma inanmaları..." diyen gönül gözü açık adam. "kartal gol gol gol" diye bağıran, adeta üzerine büyü yapılmış gibi kimsenin ayak kıpırdatamadığı şampiyonluk derbilerinden birinde orta sahadan aldığı topu götürüp ağlara yollayan holosko, aslında bizim mahalledeki genç çocuktur.

    bobo mu? havaalanına ilk indiği günü unutan var mı? çelimsiz küçük çocuğu. bugün ise o çocuk beşiktaş tarihinin en fazla gol atan yabancısı, en değerli oyuncu ödülleri, gol krallığı ödüllerinin gediklisi. bizim çocuk ya, hakkaten de bizim çocuk. gollerden sonra kollarını açan, başını çılgınca sağa sola sallayarak koşan çocuk. fb maçındaki rezilliklerden sonra "karakterime ve ahlakıma en uygun takım olan beşiktaş formasını giymekten bir kez daha gurur duyuyorum" diyen "adam!".

    birini getirdiler bu ülkeye de "defans"ın tanımını değiştirdi. bahsettiğim tabi ki matteo ferrari, beşiktaş formasıyla, şampiyonlar liginde haftanın karmasına girmiş ferrari. dzeko tarafından "o vidic'ten daha iyi, şimdiye kadar beni en çok zorlayan oyuncu" yorumunu alan ferrari. beşiktaş'ın sezona zor bir başlangıç yaptığı ama muhteşem taraftar desteği verdiği 0-0'lık antep maçında, herkes toplanıp soyunma odasına giderken yere çöken, ayağa kalkamayan, aynı taraftar gibi yüreği sızlayan ferrari.

    tomas sivok, zamanında milan'a gitti gidecek denilirken, sakatlığıyla birlikte umutlarını gömen ama bugün beşiktaş taraftarı için mücadelenin eş anlamlarından biri olan adam. elinden geldiğinin en fazlasını yapacağına yürekten inanılan adam. hata yaptığı bir derbi maçta hatasını affettirmek için çılgınca mücadele edip zorlayarak golünü atan, "ben kırdım, ben yapıştırdım" diyen adam.

    bugünlerde göz ardı edilmesi hep içimizde uhte olan, "şuuut vee gooool muhteşem bir gool, michaeeel fink!!" cümleleriyle kulaklarımızda çınlayan, efendi ama cengaver adam.

    daha bu ülkeye giriş yapması sayılı günlerle ölçülen ama dün transfermarkt'a, bir alman sitesine verdiği röportajda şu sözleri sarfeden adam;

    "- beşiktaş taraftarı hakkında ne düşünüyorsun?
    "taraftarımız inanılmaz. evde veya deplasmanda farketmez, her zaman ortaya yüreklerini ve ruhlarını koyarak bizleri büyük bir gürültüyle destekliyorlar. kime sorarsam sorayım, türkiye veya almanya herkes "çarşı"dan bahsediyor. onlar "çarşı" için dünyanın en çoşkulu taraftarı diyorlar. onlar inanılmazlar!" roberto hilbert

    kimi zaman üvey evlat muamelesine çekilselerde tabata ve zapo'da bu kimyasal bileşiğin en önemli dişlilerinden biridirler hiç şüphesiz. beşiktaş'ın futbolcusu sıfatını sonuna kadar hak eden, formaları için sonuna kadar mücadele eden, terinin son damlasını bırakmadan o çimleri terk etmeyenlerdendir onlar.

    bugün bu çocuklar, bizden biri sıfatını sonuna kadar haketmektediler. çıkmadık candan umut kesilmez misali, son düdük çalana kadar mücadelesini sürdüren, taraftar için oynayan, asla rakibine saygısızlık etmeyen, sahada takım kaptanlarına rakip futbolcunun saygısızlığını gördükleri anda nevri dönen ve onu korumak için yedek kulübesinden oyun alanına giren, kendisine küfür eden rakip takım taraftarına formasındaki armayı gösteren, hakemlerin türlü türlü hallerine rağmen sorumluluğunun bilincinden asla şaşmayan, üzerlerindeki formanın ağırlığını hisseden adamlar.

    ve beşiktaş taraftarı. "and the oscar goes to..." diyebilsek ve oscar'ı birine gönderebilecek olsak, zümrüdüanka'ya taş çıkartırcasına şeref bey'de, sahadaki mücadeleci çocuklara can veren; beşiktaş taraftarı. "gücüne güç, katmaya geldik" diye haykırırken, ruhlarındaki o gücü yansıtan "büyük" adamlar.

    özetle, 6+4 kiminin kabusu bu ülkede.
    ama kiminin "can" damarlarından biridir belki. ihtiyaçtan ziyade, sevgiden diyebildiğimizdir.
    bugün biz, gözümüzü kırpmadan bu çocukların koluna baba hakkı'dan mirasımız olan "pazubandı" takabilir, sonra arkamızı dönüp gidebiliriz.

    çünkü biliriz ki,
    gözümüz asla arkada kalmaz.
    bu adı yabancı, kendisi aileden olan çocuklar,
    bizi asla utandırmaz, yarı yolda bırakmaz.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/60418/+

    forzabeşiktaş/mehmet güren
    --spoiler--
    5 ...
  20. 2678.
  21. aydınspor gibi şu an hangi ligde oynadığı bile bilinmeyen birtakımdan 7 gol yeme becerisini göstermiş kanatlı ucubeler için sadece ve sadece 8-0 dan ibaret takımdır. sadece bunu bilirler bunu söylerler. oysa aydınspor nere liverpool nere? ha birde cl de ''0'' (yazıyla sıfır) çekme başarıları da vardır ama neyse önemli şeyler değil bunlar.
    6 ...
  22. 2679.
  23. borcunun 300 milyon tl olduğu açıklanmıştır, bunun 124 milyon tl si demirören ve serdal adalı'ya aittir, alınan 75 milyon dolar kredide düşünüldüğünde önümüzdeki süreçte kulübümüzü zor günler bekliyor.
    3 ...
  24. 2680.
  25. sezon sonuna kadar arada sırada tökezlemeler yaşayabilecek takımdır, sakat oyuncular bir kaç haftaya kadar toparlanınca lig de ve avrupa da futbolun tozunu dumanına karıştıracaktır.
    6 ...
  26. 2681.
  27. sakatlıklarla boğuştuğu bu dönemde minimum puan kaybı yaşarsa ileride çok zor tutulacak takımdır.
    3 ...
  28. 2682.
  29. uefa tarafından türk takımlarına verilen yayın ücretini 3 takımımızda katılamadığı için tek başına alacak takım.

    (bkz: 10 milyon euro)
    8 ...
  30. 2683.
  31. sakatlıklardan dolayı bu aralar sıkıntısı olan takımımızdır.
    3 ...
  32. 2684.
  33. istanbulda gezilmesi gereken çok güzel bir semttir..
    2 ...
  34. 2685.
  35. pascal nouma konusunda büyük bir yanlışlık yapmış kulübümüz.
    5 ...
  36. 2686.
  37. isteyen istediği kadar muhalefet etsin,

    yegane büyüktür.
    4 ...
  38. 2687.
  39. 2010/2011 sezonunda türkiyeyi avrupada temsil eden 2 takımdan biridir .

    diğeri için;
    (bkz: Bursaspor)
    2 ...
  40. 2688.
  41. en çok entry girilen 20 başlık arasında kendisine yer bulamayan büyük takım.
    o derece büyük bir takım yani. * *
    4 ...
  42. 2689.
  43. büyüklük kıstası olarak sözlüğü alan nerd arkadaşların bulunduğunu görmemizi sağlayan klüp.
    hayat sözlük değil be yeğen, çık dışarı, biraz gez. sosyalleş hani? *
    3 ...
  44. 2690.
  45. entry sayısı bakımınından büyüklüğüne laf söylemek dallamalıktır; köklü, bolca efsane futbolcusu olan, taraftarı belki de türkiye'nin en çoşkulu taraftarı olan bir kulüptür. ancak bir beşiktaş derbisinin bir fb-gs derbisi kadar ortalık karıştırmadığı da ayrı bir gerçektir.
    3 ...
  46. 2691.
  47. fenerle gs birbirlerine girenle çıkanı yarıştırırken, iyi ki, uzaktan seyreden takım.

    ne kadar "büyük" mallarsınız lan siz.
    5 ...
© 2026 uludağ sözlük