Ayagımın tozuyla, dumanı tüten bilgileri paylaşıyorum...
ikinci dünya savaşından geçen hafta çıkmış gibi duran, binaların, caddelerin, sokakların, yıkık dökük olduğu, Sırbistan'ın başkentidir..
iki günlük gezinin fazlasıyla yeterli olduğu, çoğu insanın, asık suratlı ve soğuk olduğu şehir.
Bahsedilen, şatafatlı gece hayatı, dillere destan Sırp hatunları küllüyen yalandır...Dört günlük gezimizde, bunlara tanık olamadık...
Üçkağıtçı taksilerine çoook dikkat edin..Pazarlık etmeden asla binmeyin...Hoş pazarlık etsenizde, çamura yatıp, asap bozmada ustalaşmışlar..
Aynı mesafeyi, 500 dinara da, 1500 dinara da gittik...gerisini siz düşünün...
Ama öyle korkulduğu gibi, türk düşmanlığı filan yok...hatta Türk olduğumuzu öğrendiklerinde, türkçe birkaç kelime söyleyerek, sempatiklik yapan insanlar da var...
Osmanlı'nın hüküm sürdüğü bu topraklarda, nerdeyse tüm izler silinmiş gibi..Birkaç camii, türbe ve çeşme dışında, hiç bir iz yok...
Ucuz bir şehir...1 tl, yaklaşık 37 dinar ediyor..Bol bol yiyip, içip, cafelerde zaman geçirebilirsiniz...Tüm sıcak içeceklerin, ılık servis edildiği, nescafenin bile, pipetle içildiği gariplikler de var...
Şehrin en merkezi ve yoğun olan kısmı, bizim istiklal caddesi kıvamında ama daha küçük olan, trafiğe kapalı caddesi...nicola tesla müzesini gezmeden gelmeyin..
Çağı yakalama ve modernleşme açısından, çoook işleri var...Bizden 40 sene gerideler nerdeyse...tabii bunda, yakın zamanda yani 1999 da bombalanmış bir ülke olmasının etkisi de var...
Sırp şarabı da çok lezzetli...hatta tarçın ve karanfille tatlandırılan ve yalnız Sırbistan'a özgü bir şarap olan " bermet" şarabını mutlaka tadın veya hediye olarak alın...
Rüşvetin, adam kayırmanın tavan yaptığı, tüm bürokrasinin bu şekilde döndüğünü de öğrendik...
Fakir ama tembel ve burnundan kıl aldırmayan bir millet...mağazalarda, hediyelik eşyacılar da nerdeyse terslenerek alışveriş yapabiliyorsunuz..
Haaa bir de çooook soğuk...Yün, angora ne varsa giyinin de gezin...
Gittiğime pişman mıyım? Hayır...
Bir daha gider miyim? Ona da hayır...
pazar günü havasını soluyacağım şehir. allahım çok heyecanlıyım. daha önce de gitmiş ve bildiğin aşık olmuştum. yine oralarda olmak çok güzel bir duygu.
Vizesiz gidilebilen avrupa ülkesi olduğundan ötürü, kafile kafile türk turistle karşılaşmanın doğal olduğu, Sırbistan' ın başkenti.
10 gün önce savaştan çıkmış gibi bir hali var sanki. Her yer yıkık dökük, çağın çok gerisinde.
Gece hayatının renkliliği, kızlarının muazzam güzelliğini anlata anlata bitiremeyen insanlar var ya, hahh işte o insanlara inanmayın, yok öyle birşey!
Rahatsız olunacak bir türk düşmanlığı filan yok.
Taksicilerine dikkat edin. Pazarlık etmeden asla binmeyin. Hatta taksiye mümkünse binmeyin. Şark kurnazı, çamura yatan antin kuntin herkesi taksici yapmışlar. Aman diyeyim!
Yuruyerek gezilebilecek bir sehirdir. Kalemaydan ve tasmeydan gibi osman isimleri durmakta. Ev kiralayip yemegi evde yaparsani 2 3 gunluk guzel bir sehir. Nicola tesla muzesini gorun. Aksam parlemento binasini onunde fotograf cekilin. Tuna nehrinden gunesin batisini izleyin. Et ucuzlan kilosu 18 tlye geliyor amk. Koca marketten enbuyuk biy neskafe 20 tlye geliyor.
Disari gidince anliyorsun devletin seni nasil becerdigini.
Evi barkı satıp, orada ev alıp, vatandaşlık elde edilesi yer. insanları insan gibi insan. Buradakiler gibi hayvan değil, hoşgörülü, modern, sanata saygılı, açıkgörüşlü.
Türkiyedeki durumlar git gide boka sararken, uzun ahmak ay pardon uzun adam ülkenin anasını severken, kaçıp kurtulası yerlerden biri.