beklemek aslında insanın n'kadar çaresiz olduğunun isbatıdır.. çaresizlik içinde dakikaların günlere, günlerin aylara, ayların yıllara dönüşünü zamanın agır adımları altında ezilirken belkilerle kabullenmesidir...
ömür törpüsüdür en özetinden. törpü, ömrünü tırtıklaya tırtıklaya tüketen. senden çook şey alıp götüren. umutlarını her beklentinin boşa çıkışında acımasızca öldüren. yaşarken bir cesede döndüren ilahi komedyadır adeta. oyuncu rolüne kendini kaptırmışken onu üzmek için uğraşır sanki tanrılar. hayat bir oyunsa bekleme salonundaki asla bir oyuncu olmamalı.
yorar. neyi beklediğini bilmediğinde daha da yorar insanı. sadece beklersin... iyi mi kötü mü? bilen olmaz. kimseye soramazsın. umarsın sadece. yüreğini sıkar her geçen saniye. yavaş, yavaş, yavaş, daha yavaş... akreple yelkovana bel bağlamak nasıl bi şeydir bilir misiniz?
ben biliyorum. bekliyorum.
sınav olacaksınızdır, hocası beklersiniz.
çay alacaksınızdır, kantinciyi beklersiniz.
öğrenci belgesi alacaksınızdır, öğrenci işlerini beklersiniz.
kurbanı keseceksinizdir, yedinci kişiyi beklersiniz.
football manager, fifa oynayacaksınızdır, oyunun açılmasını beklersiniz.
ttnet i arayacaksınızdır, klasik müziğin bitmesini beklersiniz.
fatura yatıracaksınızdır, sıra beklersiniz.
tuvalet dolududur, boşalmasını beklersiniz.
video izleyeceksinizdir, dolmasını beklersiniz.
okula gideceksinizdir, otobüs beklersiniz.
iddaa kuponunda tek maç kalmıştır, onu beklersiniz.
telefonu garantiye vermişsinizdir, gelmesini beklersiniz.
arkadaşınıza borç vermişsinizdir, geri vermesini beklersiniz.
bir süre sonra, umutların tükenmesine sebep verir. beklemek; umut etmektir. mesela ben; öyle birini bekledim ki; büyüttüm büyüttüm dev yaptım kendi gözümde. ama her zaman, bekledim. sabrettim. canım yandı ama bekledim. ağladım, üzüldüm ama bekledim. sonra bir gün, bu umut veren, beklemek olayı; umut vermek yerine; verdiği umutları hızla geri almaya başladı. sonra tükendim. yavaş yavaş. en sonunda da bittim zaten. ***
şu diyaloğa neden olandır.
yaklaşık bir buçuk saat bekledikten sonra beklenen kişi sinirli bir şekilde aranır.
-nerdesin?*
-nerdesin derken?*
-buluşcaktık unuttun demi?*
-hayır ben sen aramayınca beni ektin sandım. **
en kötüsü ne zamandan beri beklediğini bilememektir. ne zamandan beri sevdiğini bilememek, dolayısıyla ne kadar sabrettiğini ve ne kadar daha dayanabileceğini kestirememektir. sabaha o'nsuz uyanmanın acısını hissetmekle başlar. evet onunla uyanacağınız günleri bekliyorsunuz.. bir kahvaltı yapmaya çalışırsınız. imkanı var mı sanki? tabii ki yok. sahi, ne zaman onunla kahvaltı yapacaksınız? onunla kahvaltı etmeyi bekliyorsunuz.. işe/okula gidiyorsunuz. ne zaman o yolu birlikte kat edeceksiniz? ya da ne zaman hayır, bugün arabayı ben alacağım kavgası yapacaksınız? bilmiyorsunuz.. sadece bekliyorsunuz.. o sabretmekten bahsederken siz bekliyorsunuz. o sevginizden yoksun yaşarken siz onun için belki de lanet bir güne daha yeniliyorsuz. umrunda mı? kim bilebilir ki?
tanımcım: beklemek; bir gece kalpten bir et parçasının zorla koparılıp alındığı hissine yakalanıldığında deli gibi ağlamadan önceki tüm günlerdir.
(Madem sevdiğimizle vuslatımız gecikti, sigaranın son nefesini ve çayın son yudumunu buluşturalım, ölüm ve hayatın kesiştiği bu nokta bizim vuslatımız olsun. Madem ki ölüm var bizi bekliyor, beklemesin biz ona gidelim..)
Durmak... Öylece beklemek, can sıkıcı bir sonu bilerek beklemek, ölümden daha zor.Ölümü unutursun.. insan şuuraltının en değerli madeni haline getirir ölümü. Bundan dolayı ölüm hatırlamak güçtür saklandığı çukurdan çıkarmak güç. Onu unutmaksa çok basit. Hayatın akışına bırakır gidersin. Ama beklemek?! beklemek hafızayı her an tetikler, beklemeyi unutamazsınız. Belki bir an utanırsınız senelerdir birini bekliyor olmaktan ya da sonu bekliyor olmaktan ama beklemek, kurşunu bitmiş bir askerin hissiyatına sahip olmaktır.
Beklemenin en çaresiz olduğu an ise ne hazindir; sevdiğinize onu ne akdar çok sevdiğinizi hissettirdiğiniz an başlar ve onun size karşı aynı muhabbeti beslememesiyle şekillenir. Bu beklemenin nirvanaya ulaşmasıdır. Eğer sevdiğinizi hissettirme kozunu yanlış zamanda hunharca harcamışsanız ve elinizde başka koz kalmamışsa beklemek ızdırap üstüne hüsran, karanlık üstüne katran çekmek haline gelir.
en kötüsüde haber alamamak, ıyı olup olmadığını bilememektir ama başka çaren yoktur işte beklersin.bir şekilde geçiçek diye avutursun kendini.özlediğinizde arayamamak, sesini duyamamaktır.beklemektir işte beklemek...
genel tanım: çok istenen bir şeyi umudederek, sonunun çok güzel olacağını hayal ederek, sabırsızlanarak ama bunun hazzını çıkara çıkara yaşamak ve mutlu olmak. * özel tanım: sonunun nasıl olacağını bilmek ama yine de süpriz olur diye ummak, ummak, ummak.. ve tabi ki beklenen sonun gerçekleşmesi ve yine hayal kırıklığı. *
bazen umutludur alabildiğine, dingin ve huzurlu.
bazen de hüzünle damlayan umutsuzluğun biriktiği bir deryadır, çalkantılı.
beklemek, zordur aslında her iki durumda da, bekleyebilmek.
beklenenin gelişi ile bazen çığlık olur,
bazen, hayal kırıklığı.
bazen beklemektir, aslolan.
bazen gelmesindir, beklenen.
bazen de, beklenendir aslolan,
beklemek, teferrüattır.
Bugün sabah işe giderken ne alakaysa fark ettim hayatta en nefret ettiğim şey beklemek. Özellikle trafikte ve kamu binalarında o hayattan umudunu kesmiş memurların yüzüne bakarak beklemek ömründen yıllar alıp götürüyor.
artık neyi ve kimi beklediğini bilmeden beklemektir. artık hiçbir istenilenin olmayacağını bile bile beklemektir. bıkıp isyan ederek beklemesini öğrenmektir. iki kuru ekmek uğruna savaşır gibi beklemektir tüm yapılanların ardından. hala beklemek kerizliktir. neyi, neleri ya da kimleri bekliyorsunuz? hayat bir gün ışığını size söndürdüğünde o bekleme eylemiyle ne kadar zaman kaybettiğinizi anlayamacak kadar çürümüş olacaksınız toprağın altında. bir şeyleri beklemekten vazgeçmek ve onurunuzla ölmek en güzeli değil mi?