bekir coşkun

entry623 galeri5
    538.
  1. 539.
  2. kendisi yobaz filan değildir. yazılarını her gün okumaya çalışıyorum. Yazılarındaki benzetmeler çok güzel.
    0 ...
  3. 540.
  4. bugünkü yazısıyla ergenekon davası ile sansürsüzce taşak geçmiş üstattır.

    --spoiler--

    --spoiler--

    Projenin Taş.k’ları...

    5 no’lu CD...
    Sorgucu, Ergenekon sorgulamasında tanığa diyor ki:
    “Bekir Coşkun’u da söyle...”
    istediği yanıtları alamayınca kızıyor “Yoksa taş.k’larını koparırım” diye...

    *

    Adam bizi söylese; Ergenekon’a giriyoruz, taş.k’lar kurtuluyor...
    Söylemezse; taş.k’lar gidiyor, biz kurtuluyoruz...
    Bizim durum taş.k’lara bağlı diyelim...
    Fifti fifti...

    *

    5 no’lu CD’yi dinledim; dayak sesleri, hırlamalar, kusmalar, düşmeler, kalkmalar... Belli ki birilerine işkence yapılıyor...
    Sorgulanan Kanada’daki haham kardeşimiz Tuncay Güney... Ergenekon’un şemasını verdi, gitti Kanada’da haham oldu, bilirsiniz...
    Bunca yıldan sonra mesleği, yaşamı, geleceği hahamın taş.k’larına endeksli yazarın bunlardan haberi tabii ki yok...
    “Memleket iyi olsun” deyip duruyoruz o sırada...
    O kadar...

    *

    Haham Tuncay Güney’in bu ifadesi üzerine bildiğiniz Ergenekon başladı...
    Yüzlerce insan tutuklandı...
    Telefonlar dinlendi, yatak odalarına girildi...
    Evler basıldı...
    Çok insanın canı yandı, hâlâ da yanıyor...

    *

    Ve önceki gün:
    SKYTürk’teki 360 Derece programına katılan haham Tuncay Güney canlı yayında dedi ki:
    “Ergenekon bir projeydi... Proje tamamlandı... işkence görmeseydim onları söylemeyecektim... Devlet beni kullandı...”

    *

    Evet...
    Proje tamamlanmıştı...
    Yargı, ordu, medya gibi etkili, güçlü kurumlar sindirildi... Anayasa, yasalar, kurallar imama göre yeniden dizayn edildi...
    istila başarıldı...
    Proje tamamdı...

    *

    Arkasından...
    Bugünlerde izlediğiniz enkaz kaldırma çalışmalarına geçildi...
    Başbakan bunları yapanlara(!) kızdı...
    “Tarih affetmez sonra” dedi...
    Paşaya “geçmiş olsun”a gitti...

    *

    Kimin parmağının, kimin iki dudağının, kimin dilinin ucunun kaderimizi çizdiğini bilmediğimiz memlekette...
    Ben ise yazgımdaki taş.k’ları düşünüp dururum...

    12 Şubat 2013 - Cumhuriyet

    --spoiler--

    --spoiler--
    0 ...
  5. 541.
  6. herkesin bildiğini bir de o yazmıştır. ellerine sağlık...
    0 ...
  7. 542.
  8. 543.
  9. 537.
  10. bugünkü "biraz akıl olsa" yazısında akil adam seçilecekleri samimiyetle uyarmış yazardır. yazının tamamı şöyle:

    BiRAZ AKIL OLSA!..

    Bak akil adam...

    Biraz akıl varsa sende, bu görevi kabul etme...

    Git “Ben akılsızım” de...

    Çık...

    *

    Düşün:

    TBMM gibi bir meclis var mı?..

    Var...

    Milli Güvenlik Kurulu gibi bir kurul var mı?..

    Var...

    Bakanlar Kurulu var mı?..

    Var...

    600 bin memurları var mı?..

    Var...

    Cemaatleri, diyanetleri, imamları var mı?..

    Var...

    Parti teşkilatları, MYK’leri, il ve ilçe örgütleri var mı?..

    Var...

    *

    Onlar dururken niye senin aklın?..

    On yıldır bir gün olsun sana bir şey sorup danışmadılar da...

    Sıra teröre ödün vermeye; milliyetçiği, yurtseverliği, Atatürkçülüğü ayaklar altına almaya; Türk sözcüğünü silmeye gelince mi senin akıl lazım oldu?..

    Senin akıl akıllarına niye şimdi geldi?..

    Neden?

    *

    Her şeyi kendisi yapıyor...

    Her meseleyi kendisi çözüyor...

    Her konuda konuşuyor...

    Bilmediği, söylemediği, anlamadığı bir tek şey yok...

    Diyelim ki kendi şanlı şerefli askerlerini “kaçarlar” diye hapishanelere doldurup da, eli kanlı teröristlere “güvenli” gitme hakkı tanırken, bunu halka anlatmak niye sana kalıyor?..

    Dili yok mu?..

    *

    Çünkü; anlatamıyor...

    Terör örgütü ile ülkeyi dizayn etmeyi...

    Bölücülerle ortak anayasa yapmayı...

    “Türk” tanımını silmeyi...

    TBMM’nin yanaşmadığı “teröriste güvence” vermeyi...

    Anlatamıyor...

    Anlatamaz...

    Sen anlatacaksın...

    *

    Sonra...

    Çok geçmez...

    Sokağa çıkamazsın...

    Akıllı ol...
    0 ...
  11. 538.
  12. 539.
  13. 540.
  14. cumhuriyet gazetesindeki görevinden istifa etmiştir.
    0 ...
  15. 541.
  16. Gördün…
    Sürprizlerle doludur bu ülke…
    Ormanları yok ettin, ses çıkmadı…
    Ama bir ağaç dalından gidersin…
    *
    Genelkurmay Başkanı’nı kapatırsın içeri…
    Ordu komutanlarını, kuvvet komutanlarını hapse atarsın…
    Kartondan ordu yaparsın…
    Tam zafer sarhoşluğundayken sen…
    Gezi Parkı’nda, annesi altını değiştirirken bir bebek gözükür, milyonlar bir anda ordu ordu düşer peşine…
    Şaşırırsın…
    *
    Hukuku yıkarsın…
    Yargıyı bitirirsin…
    Savcı sen olursun…
    Yargıcın yerine oturursun…
    Ama gözyaşlarını sile sile balkonlarına çıkan o insanların yüreklerinde bir büyük mahkeme kurulur…
    Mahkûm olursun…
    *
    Valin…
    Emniyet müdürün…
    Tomaların, panzerlerin, gaz bombaların, bölük bölük polisin…
    Ama su şişesini yarım kesip mendili ile burnuna bağlamış genç kız yumruğunu salladı mı?..
    Çuvallarsın…
    *
    istediğin kadar gazetelere el koy…
    Televizyonlara yalakaları oturt…
    Patronu korkut…
    Kendi kafana göre bir medya yarat…
    Ama 30 milyon muhabiri, 30 milyon yazarı, 30 milyon kameramanı, 30 milyon editörü, 30 milyon genel yayın müdürü olan sosyal medya yayına geçti mi…
    Çuvallarsın…
    *
    istediğin kadar böl milleti…
    Bir anda sarılır birbirine; Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı…
    MHP’li, CHP’li, BDP’li, iP’li…
    Ülkücü, solcu, sağcı, milli görüşçü, komünist, muhafazakâr…
    Renklerini, farklılıklarını, kimliklerini bir kenara bırakıp el ele verdiler mi…
    Afallarsın…
    *
    Bak…
    Cumhuriyetin kurumlarını yıkabilirsin…
    ilkelerine tekme atabilirsin…
    Önderlerimizi aşağılayabilirsin…
    Ama gaz bombaları altındaki o gençlerimizin yüreklerindeki ışığı söküp alamazsın… Yurdun dört bir yanında bir anda başlarını güneşe çevirdiklerinde…
    Şaşırırsın…
    1 ...
  17. 542.
  18. bekir çoşkunun GURURUMSUN BAŞLlıklı yazısı.

    --spoiler--

    En zor günlerde...
    En zifiri gecelerde...
    Seni düşünürdüm...
    Biliyordum orada olduğunu...

    *

    Bir gün bıçak kemiğe dayandığında, yollar kapandığında, yönümüzü yitirdiğimizde, ufkumuz karardığında...
    Küçük bayrağını alıp gelmeni...
    Hep bekledim...

    *

    Bizim gecelerimiz daha karanlıktır...
    Bilgisayarlarımızın başında, başımız ellerimizin arasında, kendimizi yalnız ve çaresiz hissettiğimizde...
    itilip kakıldığımızda, yazılarımız sansürlendiğinde, evlerimiz basıldığında, arkadaşlarımız alınıp götürüldüğünde, dövdüğümüzde dizimizi...
    Mahkeme koridorlarında dudaklarımızı ısırdığımızda... Korku ve endişeler içinde tek başımıza kaldığımızda...
    Bekledim seni...

    *

    Onun için küçük bayrağını alıp geldiğinde...
    Herkesten çok ağladım...
    Dilinde yurt şarkıları, çantanda limonun ve bir şişe suyun, yüreğinde vatan sevgisi, gözlerinde korkusuzluk, aklında sadece çağdaş bir ülkenin alnı açık gururlu bireyi olma sevdası...
    Sadece saygı, sevgi, barış isteyerek...
    Tüm dünyaya, kavga ederken dahi uygarlığını göstererek...
    Kendisine bomba atana suyunu vererek...
    Bir ağacın vatan, vatanın demokrasi, demokrasinin özgürlük, özgürlüğün zulme boyun eğmemek olduğunu haykıran sesin...
    Gaz bulutları arasından...
    Baktım...
    Evet, gelen sensin...

    *

    Bence yeter bu kadarı...
    Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...
    Çünkü benim gibi, çekip gideceği güne kadar diktatörün de hiç aklından çıkmayacak, orada olduğun...
    Küçük bayrağını alarak çıkıp gelme ihtimalin, onun da her zaman zihninde korku olarak duracak...

    *

    Yerden bir avuç toprak al bak...
    Üzerinde çiçekler açacaksa, fidanlar yeşerecekse, çocuklarımız şarkılarını söyleye söyleye koşacaksa çağdaşlığa doğru...
    Onun dahi güvencesi sensin...
    istemem tırnağına taş dokunsun...

    *

    Benim için ise orada olduğunu bilmek yeter...
    Umudum...
    Gururumsun...
    --spoiler--
    1 ...
  19. 543.
  20. gerek yazılaı gerekse düşünceleriyle idlüm olan kişi. türkiye nin en iyi gazetecisi.
    0 ...
  21. 544.
  22. KESME KÜLTÜRÜ

    Akıllarına hemen kesmek geliyor…
    Satır…
    Pala…
    Bıçak…
    *
    Çünkü onlara çocukluklarından bu yana, kesmenin “ibadet” olduğunu öğrettiler…
    Kesince, koça binip Cennet’e gidiyorsun…
    Kestirmeden…
    *
    inanç uğruna kesmenin iyi bir şey olduğunu bilinçaltına koyduktan sonra, yaşamı boyunca artık gözü neyi keserse…
    işin kolayını öğrendi çünkü devlet adamı olduğunda dahi elinde manevi satır…
    Ses keser…
    Dil keser…
    Söz keser…
    Ceza keser…
    Kafa keser…
    Ne yapacağını kestiremez insan…
    *
    Günlerdir aslında bunu izliyorsunuz…
    Kesme kültürüdür bu…
    Merhamet, acıma, vicdan arama…
    Cana saygı bulunmaz…
    Salladı mı…
    Can ister…
    Kan ister…
    Acı ister…
    içinde, başka bir varlığın canını alarak, o canı özenle veren Allah’a şirin gözükme kurnazlığı… Ya da başka bir canlının canını alarak, kendini Cennet’e atma çıkarcılığı olsa da…
    içinde zırnık kadar akıl yoktur kesme kültürünün…
    *
    izlediniz…
    Ağacı kesmeye kalkmakla başladı…
    Bizim çocuklar “kestirmeyiz” diye koştular…
    Yolu kesti…
    *
    Ve beynine kesmenin sevap olduğu işlenmiş olanları, palalarını, satırlarını alarak, karanlık sokaklardan çıkıp geldiler…
    Kesmeye…
    Bir kedi yavrusuna tekme atılsa paralanan… Ya da olmadı oturup ağlayan bizim çapulcularımızı gözlerine kestirdiler bu kez…
    *
    Asıl kesmeye kalktıkları Cumhuriyetin önü ya…
    Satırdan daha güçlüdür özgürlük…
    Kesmez…

    14 Temmuz 2013-Cumhuriyet
    0 ...
  23. 545.
  24. ne de güzel yazmış bugün!

    "Toroslar’da sedir, Karadeniz’de ladin, Kaz Dağları’nda çam, Boğaz’da çınar olamadın...
    ODTܒde ağaç olsan..."

    http://www.cumhuriyet.com...;ka=4&kb=5&kc=885
    0 ...
  25. 546.
  26. kendisi gibi inanmayan, düşünmeyenlere tahammül edemeyen laik kemalist yazar türünün son örneklerinden biridir. enerjisinin çoğunu muhafazakar insanları aşağılamak için harcayan, göbeğini kaşıyan kıllı adam tabirini kullanan yazardır.
    1 ...
  27. 540.
  28. dik durmaya devam eden, sağlam karakterli yazar.
    0 ...
  29. 541.
  30. 542.
  31. zordur iktidara laf yetiştirmek sürekli muhalefet yazmak ve bunu bir ömür yapa bilmek
    "her iktidara aynı mesafade kalmak " eski yazılarına baktım başarmış takdir ettim .
    0 ...
  32. 543.
  33. bazı cehaletler vardır; boşluğun, hiçliğin bilmemenin sonucunda ortaya çıkar. mesela geometri konusunda hiç bilgisi olmayan birisi geometrinin cahilidir. bu bir eksiklik ama yerine gelir, ikame edilebilir. yani geometri açısından ''boş'' olan insanın cehaletidir bu. ama makuldür.

    kimi cehaletler ise (en tehlikelisi de budur) planlanmış, modernize edilmiş, belli bir fikir kalıbı etrafında şekillendirilmiş şekilde hüküm sürer. ama içi doludur. yani bir ağırlığı vardır amam koftur. kısaca buna ''sistemli cehalet'' diyebiliriz.
    işte bekir coşkun'un tam tanımı da budur, kendisi sistemli bir cehalet örneğidir.
    1 ...
  34. 544.
  35. 545.
  36. Köşe yazıları, ilgiyle okunan, aydın, çağdaş yazar. Tespitleri ve öngörüleri ve kalemi güçlü, doğa sever, hayvan sever kişi. Çok sayıda, ölüm tehdidi almasına rağmen, ödün vermeden, cesurca yazılar yazmaya devam eden yazar. Köpeği Pako' ya olan sonsuz sevgisi ve özlemi, okuyucuları tarafından bilinir. Televizyon programlarında göremeyiz zira kekeme olduğu söylenir.
    1 ...
  37. 546.
  38. Bekir Coşkun...24 Şubat 2008 tarihli yazısı

    KIRMIZI GÜLÜN ÖZGÜRLÜĞÜ...
    SUUDi ARABiSYAN'DA BUGÜN SENGiLiLERiN BiRBiRLERiNE KIRMIZI GÜL VERMELERi YASAKLANDI...
    Orada bir tür devlet gücü olan "iyiliği teşvik ve kötülükten men komitesi" çarşıda-pazarda kırmızı oyuncak ayıların da, kırmızı boncukların da satışını suç saydı.

    "Dini polis" yakalarsa, ne yapıyorlar bilmiyorum. Sebebi; Sevgililer Günü’nün dine uygun olmayışı.

    Böyle olunca ne yapacaksınız, elbette oyuncak ayılar da, kırmızı boncuklar da, güller de yasak.

    *

    Yoksa öyle bir ülkede mi yaşamak isterdiniz?

    Düşünün; Sevgililer Günü’nde elinizde bir kırmızı gül, anısı olan şarkınızı mırıldana mırıldana mutlulukla giderken polis devriyesi sizi kovalıyor. Siz ise, elinizdeki gül ruhsatsız tabancaymış gibi nasıl da kaçıyorsunuz.

    Göz göze gelmek yasak...

    El tutmak yasak...

    Bence "seviyorum" demek de yasaktır.

    "Aşk" yasak...

    Oyuncak ayılar yasak...

    Kırmızı boncuklar yasak...

    Güller yasak...

    *

    Henüz o noktaya gelmemiş olsak dahi; haremlerin kurulduğu, saç ucunun gözükmesinin dahi günah sayıldığı...

    "içki yasağı" gibi masum gözüken dayatmalarla başlayıp, afişlerdeki kadın resimlerinin boya ile giydirildiği...

    Ramazanlarda ağzı oynayanın dövüldüğü, yılbaşı kutlamalarının haram ilan edildiği...

    Anayasa’sına "türbanın" girdiği...

    En son dün; Başbakan’ının gazetelerdeki arka sayfa güzellerine içerleyip bunu sorun yaptığı...

    Kısacası, "Arabistan" yapılmak istenen bir ülkede, Sevgililer Günü’nün "ahlaksızlık" sayıldığını bilmez miyiz?

    *

    Ve bugün Sevgililer Günü.

    En büyük ibadettir sevmek, yobaz ne derse desin.

    Aşk; yaşamaktır.

    Oyuncak ayılar alın.

    Renkli boncuklar...

    Kırmızı güller verin sevgililerinize.
    Hürriyet-
    0 ...
  39. 547.
  40. cumhuriyet'ten ayrılmış. Aydınlık yolu göründü gibi duruyor.
    0 ...
  41. 548.
  42. cumhuriyet gazetesi için büyük kayıp.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük