Fularımı taktım, filin götünden çıkan çekirdekten mamul kahvemi yudumlarken anlatıyorum iyi belleyin elit ortamlarda entelektüel kaygılarım var diye mevzusunu açarsınız belli mi olur belki düşer müşer beyler.
Kapitalizmin dayatmasından başka birşey değildir. Feodal batı toplumumda derebeyi yalnızca toprağa değil o toprak üzerinde yaşayan amiyane tabirle amlı, amsız herşeye sahipti. Sahip olduğu herşeyi kullanma hakkını kendinde gördüğünden sikme hakkı da onundu. Derebeyinin bu sikme hakkını bir başkasının gaspetmesi durumunda derebeyinin çok aşırı şekilde kızacağından mütevellit batı kadını da bir zaman özgürce sikişemedi. Ancak bu sikişememe durumu günümüz modern toplumda da çok sevilen emmeli gömmeli pek çok cinsel fantezi eylemini doğurdu. Alelhusus hepsini tek tek zikretmeyeceğim mekan pornoya döndü nerde yetkililer denmesin.
Düğünlerde damadın siyah gelinin beyaz giymesi bu batı feodal kültüründen kalma bir gelenektir. Derebeyinin altında inim inim inilemiş Kadın saf ve temizmiş gibi sunuluyor ancak bu olayı bilen sarı pipi andersen, tomasson, pavel gardaşım kahrından karalara bürünüyordu.
Doğuda durum daha faklı değildi. Sahip cariyenin, kölenin kayıtsız şartsız tek tokmakçısıydı. Çünkü sahip adı üstünde toprağa ve üretim araçlarına sahipti. Bu semavi dinlerden önce roma imparatorluğunda da böyleydi. 3 dönüm bostanı olan kadın erkek farketmeden tuttuğunu sikiyordu.
Günümüzde bekarete yüklenen anlam bir nevi geçmişten gelen bir algının izdüşümü. Kadın sadece sikilmeye mahsus bir varlık değil kardeşim. O da sen gibi ben gibi bir insan. Cinselliğini özgürce yaşamış bir kadınla esasında daha mutlu olacaksın. Bu 30 yaşından önce anlayabileceğin bir gerçek değil.
Sikişmek kelamının absürtlüğüne takılan bacım. Erkek merkezli işteş bir eylemin en yalın ifadesiydi oysa. Bizatihi başka türlü ifade etmek riyakarlık olacağından dilim varmadı.
sanırım ikincisinden söz ediyorsunuz. izin verin ben de biraz söz edeyim...
ne yazık ki ülkemizde bekaret kavramı namus kavramı ile ilişkilendiriliyor insanlar tarafından. ve namus denildiğinde yine aynı insanlar tarafından ilk ve tek akla gelen şey kadındır. namus kadına özgü bir kavrammış gibi algılanır. ama tabi aslında durum böyle değildir. yani namus kavramı hem kadına hem erkeğe ait bir kavramdır. durum böyle olunca namusun bekaret ile ilişkilendirilmesi anlamsız. namussuz bir insan kadın da olabilir erkek te olabilir.
tdk'ya göre namussuz kişi ahlak kurallarına uygun davranmayan, ahlak kurallarını çiğneyen kişi demek. peki bir kadının cinsellik yaşaması ahlaksızlık mıdır? eğer evli değilse, nişanlı, sözlü değilse, birine sevgililik bağı ile bağlı değilse bu ahlaksızlık değildir. ahlaksızlık evli olan veya diğer durumlarda ki kadınların bunu yapmasıdır. tıplı evli olan ve/veya diğer durumlarda olan erkeklerin de başka biriyle cinsellik yaşamasının ahlaksızlık olduğu gibi.
namus kavramında sadece kadınlar üzerinden gidemeyiz. örneğin bedenini para için satan bir kadın ne kadar namussuzsa, bedenini para için satan bir erkekte bir o kadar namussuzdur. bir erkek bir kadınla cinsellik yaşadığında nasıl namussuz olmuyor ise, bir kadın da bir erkekle cinsellik yaşadığında aynı şekilde namussuz olmaz. yukarıda belirttiğim eşine, nişanlısına, sevgilisine bağlılık durumları hariç. eğer böyle bir durum varsa her iki tarafta namussuz olarak nitelendirilebilir. çünkü toplumsal ahlak kurallarını çiğnemiş olurlar.
ancak yazık ki ülkemizde bir erkek bir kadınla cinsellik yaşadığı zaman çapkın olarak nitelendirilirken, bir kadın bir erkekle cinsellik yaşadığında orospu olarak nitelendirilir. hal böyle olunca da namus kavramı denildiğinde akla kadınların gelmesi gayet normaldir. ancak akıl, mantık ve vicdan ile düşünülüp aynı zamanda empati yapıldığı durumlarda bir erkek nasıl cinsellik ihtiyacını giderebiliyorsa bir kadın da bunu özgürce yapabilmelidir.
örneğin inandığınız dine göre evlilik dışı cinsel ilişki size ahlaksızlık olarak gelebilir. buna saygım sonsuz. böyle bir durumda siz erkek ya da kadın her ne iseniz evlilik dışı ilişkiden kaçınırsınız. doğal olarak ta evleneceğiniz insanın da sizin gibi kaçınmış olmasını yani bakir/bakire olmasını istersiniz. ancak siz bir erkek olarak her önünüze gelenle cinsellik yaşama hakkını kendinizde görüyorsanız, evleneceğiniz kadının bakire olma hakkını kendinizde göremezsiniz. çünkü kadınlar sizin köleleriniz değil onlar da en az sizin kadar özgür bireylerdir.
ayrıca bir başka konuya daha değişecek olursak cinselliğin bir ihtiyaç kategorisine girdiği aşikardır insanlar için. yaratılışımız gereği bu böyledir. yemek yemek, su içmek, uyumak nasıl bir ihtiyaç ise cinsellikte aynı şekilde insanların bir ihtiyacıdır. bunu ben değil tıp bilimi söylüyor. bu ihtiyacı gidermenin iki yolu vardır. masturbasyon veya cinsel ilişki. bu iki seçenekten birini seçmek insanın kendi hür iradesinde bırakılmalıdır.
zaten cinsellik her önüne gelenle yaşayabileceğin bir durum değildir. bir çekim olmalıdır arada. zaten seksi güzel kılan da budur. çekim, uyum ve duygusal birliktelik. yani seks bir insana karşı bir duygu yoğunluğu hissettiğinde paylaşılacak bir enerjidir. o an hissedersin ve yaparsın. hissettiğin sürecede aynı kişiyle yapmaya devam edersin. sonrasını bilemeyiz. sonrasında o yol sizi evliliğe yada ayrılığa götürebilir. artık birbirinize bir şey hissetmediğinizde o zaman zaten ne cinsel istek kalır aranızda ne de aşk, sevgi kalır. bunun sonucunun evliliğe gitmesi elzem değildir. sırf cinsel ilişkiye girdikleri için evlenmek zorunda olmak, mutsuz bir hayat sürmek zaten saçmadır.
bekaret korkusu yüzünden kızlık zarlarını diktiren cahil ve üçkağıtçı kadınların olması erkeklerin suçudur. onlar buna önem vermese kadınlar kimseyi kandırma yoluna gitmezlerdi. ortada bir ahlaksızlık var ise bu suç iki tarafında suçudur. ve daha ilk günden böyle büyük bir yalanı söyleyen kadın ile evlendiğinizden haberiniz olmadığı halde, o yalanı söyleyen kadının size daha ne yalanlar söyleyeceğini, hayatınızda ne gibi büyük mutsuzluklar olacağından da haberiniz yoktur. zamanla yaşayarak öğrenirsiniz acı gerçekleri.
bekarete bu kadar at gözlüğü ile bakılmamalıdır. çünkü çok daha önemli olan başka ilkeler, başka değerler vardır insan hayatında. evleneceğiniz kızın bakire olması sizin evliliğinizin iyi bir sonuç vereceği anlamına asla gelmez. kaliteli bir evlilikte bekaret son sıralarda bile yer almaz. daha önemli ilkeler ve değerler vardır kaliteli bir evlilik için. bunlardan bazıları sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış, güven vesaire... bütün bu ilkeler bir kadında mevcut değilse o kadın bakire olsa bile size hayatı zindan edecektir. kısacası önemli olan bir kadının bekareti değil o kadının karakteridir. evlendikten sonra bakire olup olmadığı yerine size ne tür davranışlar sergilediğine, sizi mutlu edip etmediğine, sizi sevip sevmediğine, güvenilir olup olmadığına bakılmalıdır. zira küçücük bir zarın hiçbir önemi yoktur.
allahın kızlık zarını koyma amacı toplumun sandığı gibi bir kadının bakire olup olmadığını belirleme pusulası değil, insanlık neslinin devamı açısından en hayati organ olan vajinayı çeşitli enfeksiyonlardan ve zararlı bakterilerden korumaktır.
eğer sandığınız gibi olsaydı tek tip zar koyardı allah kadınlara. bunu yapabilecek güçteyken neden her bedene o bedenin fizyolojisine göre farklı bir zar tipi koydu?
istese tek tip koyardı ve hepsi kadınların ilk ilişkilerinde yırtılırdı. ancak her 4 kızdan 1 tanesinde bu zar esnektir ve ilişki sırasında yırtılmaz. doğum yapana kadar esnek kalır. ayrıca esnek olmayanların bile ilk ilişkide yırtılmadığı 2. veya 3. ilişkide yırtıldığı olabilir. yani bazı kadınlar ilişkiye girse de o zar yırtılmaz. buradan çıkarılacak mantık çok basittir. o zarın amacı bekareti tespit etmek değil...
son olarak buraya kadar yazdığım yazıda kesinlikle kadınlar istedikleri kadar insanla istedikleri kadar cinsel ilişkiye girmelilerdir şeklinde bir sonuç çıkarmıyorum. isteyen istediğini yapar ve bunu sorgulamak, yargılamak bize düşmez diyorum ve aynı zamanda yapmaya çalıştığım şey eşitliğe vurgu yapmak ve saygıyı elden bırakmamaktı. yani bir erkek bir şeyi yaptığında bu normal karşılanıyorsa aynı şekilde kadının yapması da normal karşılanmalıdır. bir erkeğin yaptığı ayıp karşılanıyorsa o zaman kadınınki de ayıp karşılanmalıdır. ve insanların hür iradelerine, kişisel hak ve özgürlüklerine her zaman saygılı olmalıyız. herkesin ilkeleri farklıdır. kimisi cinsellik yaşar, kimisi yaşamaz. kimse sizi zorlamadığı, sizin hayatınıza müdahale etmediği sürece kimin kimle ne yaşadığı sizi alakadar etmemeli, insanlara saygı göstermelisiniz.
eşitlik çok güzel bir kavram. adaleti, saygıyı, sevgiyi, empatiyi, hoşgörüyü ve daha bir çok şeyi içinde barındırıyor. gelin siz de eşit olun. eğer siz bakir bir erkekseniz o zaman karşısınızdaki kişinin bakire olması hakkını kendinizde görün. yok bakir değilseniz o zaman karşınızdaki kişiyi sırf sizinle aynı eylemi yaptığı için suçlamayın. çünkü size eğer bu bir suç ise aynı suçu siz de işlediniz...
hala bekareti bu kadar önemsiyor musunuz? o zaman kendinize bakire bir kız bulun. bakire olmayan kızlardan uzak durabilirsiniz. kimse sizi bakire olmayan bir kızla zorla evlendirmiyor. yeter ki saygısızlık yapmayın ve yargılamayın. bırakın o kızlar bekareti önemsemeyen erkeklerle evlensin. siz de bakire kızlarla evlenin. herkes mutlu olsun. kimse kimseyi yargılamasın, kimse kimseyi üzmesin, kırmasın...
adalet, eşitlik ve saygı insanlığın ilerlemesindeki en önemli anahtardır. bunu uzun zaman önce keşfeden toplumlar insanlık konusunda çok büyük mesafeler kat etmişken, bunları umursamayan toplumlar ise ne yazık ki hala yerlerinde saymakta...
hülasa i kelam; doğanın yarattığı fizyolojik bir fark üzerine derinlemesine düşünüp, efendi-köle diyalektiğine binaen mülkiyetçi de bir ahlak anlayışıyla, sözde sahip olunanı; yani kadını, pragmatistçe ve egosantristçe sınırlandırmak niyetiyle, "homo sapiens sapiens" aklınca, adeta kılı kırk yarıp atomu parçalarcasına icat edilegelen soyut bir kavram...
yıllarca anal ilişkiyle idare eden arkadaşlarımın sahip olduğu şey. evlendiler, şimdi whatsapp grubunda eşlerinin kendilerini bakire sanması üstüne geyik yapıp gülüyoruz.
Kadın üzerinden değerlendirilen kavram açıkçası benim için önemi yok erkeklerde ilişki istiyorlar ama kız bekaretini 'bozmamış' olsun diyolar e beyler o zaman birbirinize sulanın çok tatava yapmayın len.
bencil bir ifade genelde hep banacı bencil erkek egemen zihniyetin uydurmasıdır. ben her boku yiyeyim ona buna onun bunun karısına kızına atlamak için bakınayım fakat benim zevcem olacak kadının eline erkek eli değmemiş olsun mantığı = ortaçağ mantığı
Bir adam çıkıp "ben bakire kız ile evlenirim ancak" diyor. ee iyi evlen abi. ne güzel. senin tercihin.
Başkası çıkıp "benim için önemli değil" diyor. Ee süper abi, senin hayatın senin kararların.
Ama sonra bu iki grup çıkıp birbirlerine laf yetiştiriyor. "Bakire olmayanla evlenilmez" "bakire olmamak günah değil"
Bize ne kardeşim sizin seks hayatınızdan. Cidden bize ne...Hayatınızı yaşamak özgürlüğünüz olduğu, seçme hürriyetiniz bulunduğu için insansınız zaten...
pipi ve vajinalarınızı ne zaman nerede ve ne şekilde kullanacağınız bizi beni cidden ilgilendirmiyor.
yapana da yapmayana da hayırlı olsun.