62. bölüm son bölümler içinde en iyisiydi. biraz hareketlenme oldu dizide. ancak bu bölümde diziye yakışmayan bariz hatalar yapıldı:
1-) aziz'in çiçek'i kaçırıp öldürenin suna olduğu ihtimalini hiç sorgulamaması. (zaten kendisi de çiçek'i suna'dan (katilden) korumak için kaçırmıştı.)
senaryo, behzat ve savcı esra ilişkisi nedeniyle aldığı eleştirilerden dolayı, hayalet ve suna ilişkisinde korkak davranmış.
bir de, bu hayalet'te bi kemal sunal tavrı, duruşu var. özellikle suna ile aralarında barda geçen konuşma bölümünü seyredin, böyle hafiften, zorlamadan, kendiliğinden güldüren bir yönü var. verdiği sosyal mesajlar da (bazen abartıyorlar ama) benziyor.
--spoiler--
behzat'ın eda'yla harun'u yakala sahnesinde harun'un tepkisi çok komikti. eda'yı canlandıran oyuncu bile kendini tutamayıp güldü. herhalde gülmeden çekemediler sahneyi veya farkedilmez diye düşündüler.
--spoiler--
dün akşam ki bölümünde başkomiser hanım ile hayaletin konuşması güldürmüştür.
hayalet: dün gece öpüştük ya biz.
başkomiser hanım: ee noolmuş?
h: ee öpüştük işte.
bh: ne var canım ikimizde sarhoştuk, olur öle şeyler.
h: valla sizin oralarda olabilir ama sonuçta ben mençıstırda büyümedim.
--spoiler--
kendisi de varoş çocuğu olan hayalet'in yakındaki bir tepeden toplu 1 mayıs öncesi gözaltılarını esefle izleme sahnesi etkileyici olmuştur.
--spoiler--
selim karakterine aşırı tepki gösterilen dizidir. eleman sonuçta ruhunu şeytana satmış, ve bunun böyle olacağı, ya da olması gerektiği selim'in ilk ortaya çıkışından beri doğası gereği beklenen bir şey.
ha, buna rağmen eğer izleyiciden bu denli negatif bir elektrik alıyorsa, bunu da Hakan Hatipoğlu'nun oyunculuğundaki başarıya, ya da rolü taşıyabilmesine borçlu olmalı. ilk başlarda "oynayamıyor, oyuncu değil zaten" diye dudak bükülen eleman bugün dizide göründüğü andan itibaren seri küfür yiyebiliyorsa demek ki işini iyi yapıyor demektir. bunu anlamanın başka yolu da var: "hatipoğlu yerine selim karakterini kim oynasın" diye bir soru sorulduğunda ne cevap verirsiniz? eğer cevap mavi ekransa, demek her şey olması gerektiği gibidir, oturmuştur yani.
bu milletin vaktinde erol taş'ın çizdiği kötü adam karakterine kendisini çok kaptırıp ciddi ciddi rahmetliye saldırmışlığı vardır. kötü adam olmak ağır zenaat yani...
suna'nın elemanı olan sakallı komiserin son bölümde bir olaydan ötürü kıllandığı cevdet'e fena laf soktuğu dizi.
--spoiler--
cevdet : abicim tamam da ben önce geldim.
suna'nın elemanı komiser : bu işin öncesi sonrası mı olur?
kırtasiyeci : tamam komiserim, ben bir tane daha basayım.
suna'nın elemanı komiser (cevdet'e ters ters bakarak, kırtasiyeciye): ben bu kopyayı alıyorum; sen arkadaşa basarsın!
--spoiler--
"hak arayan, potansiyel suçlu bu ülkede" repliğiyle beni benden alan dizidir.
hayalet'in sunaya aşık olmasından korkuyorum; olum o kız sana göre değil lan! "mençıstır da doğmadık" iyiydi.
akbaba'nın halleri de hiç hoşuma gitmiyor.
Behzat ç bu hafta 1 mayısa gönderme yaparak ülkemizdeki kalıplaşmış hikayelerden birisi olan terör örgütü üyeliğinden yargılanmayı gözlerin önüne serdi . bence çok başarılı bir şekilde yaptılar ve çok inceden , sağlam ele aldılar.