--spoiler--
bu akşamki bölümüyle gönlümdeki tahtını sağlamlaştıran dizi olmuştur.
ercüment bu bölümde resmen ankara cinayet büroyu parmağında oynattı. ulan o kahve makinasını behzat söylediğinde götürecektiniz. ulan cevdet ulan...
reklamlar kısaldı, e 50 dakikalık özet de yoktu, bir de şu sansür gitse tam olacak.
türkiye'deki saklı gerçekleri bir bir yüzümüze vuran dizidir aynı zamanda.
ayrıca harun'a laflar hazırladım;
*akbaba satmaz oğlum bi' daha behzat'ı. rahat ol.
--spoiler--
gerçek türk polisi ahanda bu dediğimiz dizi.. güzel türkçemiz sayfa 5 tarzında konuşmayan polis abilerimizin anlık tepkileri yarmaktadır..
doğallar bi kere..
yanlız sözlük dertlendim..
reklamları kısa sürdü bu hafta..
ulan bu diziyi harcamasalar bari.. yoksa bi daha nah çıkar böyle gerçekçi bi dizi karşımıza...
14. bölümde, behzat amirin düzen karşısındaki çaresizliğini izledik üzülerek. hey gidi koca behzat, dediğin gibi sen bir ölüsün aslında. parası makamı olan adamların istediği gibi at koşturduğu bi düzende yaşıyoruz.
--spoiler olabilir--
14. bölümdeki pavyon sahnesi ile gülmekten karnıma ağrılar sokan dizidir.
ercü gibi ağır o.ç. yok sanırım. adam işi gücü bıraktı behzat ç.'ye kıllık olsun diye ikinci sınıf pavyonlara gidip masadaki kadına şampanya patlatıyor.
--spoiler olabilir--
ilk olarak harun'la behzat ç.'nin arabanın benzini bitince misket oynamalarını gördüğümde, 'aha' dedim, 'farklı bir şey geliyor'.
harbiden geldi de. saçma sapan polisiye dizilerden sonra ilaç gibi geldi bu dizi.
eleştirilerin çoğu çok fazla küfür edildiği yönündeydi. ama eleştirenler tüm polisleri rıza baba ve ekibi gibi sandıkları için dikkate alınmaya bile gerek olmadığı düşünüyorum.
sokaktaki herkes düzgün, akıcı, anlaşılır ve kibarca konuştuğu için insanımıza garip gelen dizidir. ah be behzat amirim keşke sen de rıza baba gibi konuşsaydın belki severlerdi seni ve ekibini o zaman.
çok mu ileri görüşlüyüm ne.*
ercüment karakterinin bu haftaki performansından anlaşıldığı kadarıyla pek bir kadrolu kendisi. haliyle indirilmesi kolay olmayacak. 2 bölüm daha rahatlıkla görebiliriz kendisini. sonraki ilk bölümde adam hakkında istihbari bilgi toplanır, kendisini yakalamak adına neler yapılabileceği masaya yatırılır. (bu noktada hayalet devreye girer, kaynakları üzerinden yürüyerek bir şeyler toplar.)( bu arada bir kaç cinayet daha olur) ve bağlayıcı bir şekilde sonraki bölüme sarkıtılır. sonraki bölümde de punduna getirilecek hale gelen ercüment bey ve kart hamili yakınları büyük bir operasyon neticesinde indirilir. ha ercüment için durum farklı tabii ki, hitler misali köşeye sıkışıp yakalanacağını anladığında kafasına sıkması muhtemeldir bana göre.
ayrıca 2 haftadır dizideki cinayetleri gösteriyorlar rahat bir şekilde.
gözüme takılan ayrı bir husus ise, bu hafta ercü'nün öldürdüğü makyöz hatun. ercü sanki duvara çivi çakarmış gibi murcu soktu ağzına gözüne de. ortada pek kan görülmedi ki cinayet hitamında da bizim salak sekreter polis kızın* yanına gitti. kan dediğin sıçrar, sağa sola öyle bir konumda kokusu siner. o yarım saatte hem kızı öldür ince işçilikle, hem üstünü başını toparla temizlen hem de kızın yanına git. azcık sırıttı.
kendi seyirci kitlesi ile günden güne televizyondaki yerini sağlamlaştıran dizidir. kimsenin ratign gibi bir kaygısı olmasın bu dizi kafası ambele edilmiş ve kalite içeren yapıma hasret türk izleyicilerince çatır çatır izlenir saniye kaçırılmadan ve hatta yurt dışına da rahatlıkla pazarlanabilir.
erdal beşikçioğlu'nun rolünün hakkını vermesinin yanına, nejat işler'in karizması ve her zamanki başarılı oyunculuğunun da gelmesiyle kendisini her zamankinden daha da fazla syrettiren dizidir.
bugün bu diziyi adam akıllı izledim ve gerçekten iyi polis kötü polis örneğini diziler arasında en iyi anlatabilmiş ve çok gerçekçi bir dil kullanılmıştır.
türkiye'de hiçbir başarının cezasız kalmayacağı düsturundan yola çıkarak birilerinin katletmesinden korkulan dizidir ki haklı bir korkudur bu.
öte yandan belki türk televizyon tarihinin en realist dizisi olarak da incelenebilir. bunun sebebi sansürlü küfürleri değil, ki sansürlü küfürlerin hangi çocuğa/gence zararı olabilir? gerçi onlar hayatları boyunca babalarından, abilerinden, patronlarından, amirlerinden, üslerinden ve hatta öğretmenlerinden küfür duymaya mahkumlar çünkü burası türkiye.
ama diziyi aslında gerçekçi yapan unsur olaylardır. çok irdeleyip detay vermeye gerek yok ama parası, mevkii olan insanın neler yapabileceğini, devlet bünyesinde nasıl rezaletler dönme potansiyeli olduğunu, düzeni değiştirmek isteyen dürüst insanların nelerle mücadele etmesinin gerekebileceğini kanıtlayan olaylar.
bazen kimsenin konuşmadığı, kimsenin duymadığı, bilmediği, kamuoyundan gizlenen şeyler vardır. ve hatta normal bir vatandaşın hiçbir şekilde öğrenemeyeceği şeylerdir bunlar.
böyle şeyler var demek istemem çünkü bilmem anlamam, ama böyle şeylerin olma ihtimalinin olduğunun kabul edilmesini isterim. halkın gözünü açmasını, hayatın her şeye gebe ve sürprizlerle dolu olduğunun bilinmesini isterim.
behzat ç'yi susturmak isteyenlerle gaffar okkan'ı, bahriye üçok'u, uğur mumcu'yu, ahmet taner kışlalı'yı ve daha nice aydınımızı susturmak isteyenler, zihniyetler aynı.
bir dizi kahramanını veya roman kahramanını veyahutta bilhassa polisi yüceltmek, tanrılaştırmak gibi bir amaç taşımıyor bu yazı.
kıssadan hisse almak önemli olan.
bu ülkenin iyiliğini isteyen, dürüst olan ve işini iyi yapan tüm insanlar bir şekilde cezalandırılıyor.
eğer bir ülkede doğru düzgün bir insan olmak risk almaya endekslendiyse, bilin ki o ülkede yolunda gitmeyen bir şeyler vardır.
dün gece 3 te sıkıldığımdan dolayı açtığım tv'yle hayatıma girmiştir.star'da tekrarı vardı dur lan bi bakıyım dedim ciddi ciddi sardı dizi. iyiymiş valla. Küfürün bol kullanılmasıda ne kadar gerçekçi ve içten olduğunu gösteriyor kanımca*
diyalog olarak bana inglorious basterds daki aldo raine ile hans landa arasındaki diyalogları hatırlatıyor.
--spoiler--
col. hans landa *: you'll be shot for this!
lt. aldo raine *: nah, i don't think so. more like chewed out. i've been chewed out before.
--spoiler--
14. bölümü gayet iyi olan diziydi. dizinin daha iyiye gittiği kesin ama ufak tefek sorunlar devam ediyor. nejat işler ise diziye çok iyi bir ivme kazandırdı. bu adamı hemen harcamamak lazım ama...
--spoiler--
gereğinden fazla adam öldürdü peşpeşe. üstelik sonuncu cinayetini güpegündüz yaptı. tamam çevre yolu ama gece olsa daha inandırıcı olurdu. onu da geçtim sadece ilk cinayeti yeterdi, diğerleri çok zorlama oldu.
müsteşarın bu kadar açık konuşması da çok inandırıcı değildi. köşeleri keskin olmayan cümlelerle de "sen kimsin, bu işe burnunu sokma" mesajını verebilirdi. harun'un bu hafta bir öküzden çok aslına uygun olarak boş boğaz olması yerinde bir karardı.
diğer taraftan pavyonda, şampanya gönderdikten sonraki kavga sahnesi harika idi. aklıma zeki demirkubuz'un kader filmi geldi. oradaki pavyona yakın bir atmosfer oluşturulmuştu nihayet. internetten defalarca izledim.
--spoiler--
takipçilerini çok sevindiricek dizi. yakında dvd'si çıkacakmış, hem de "bip"siz. küfürü sevmeyen bir insan olarak diyebilirim ki, behzat ç ve harun karakterlerinin ağzından o küfürleri duymak hoş olacaktır. kaynağımı gör