türkiye'de hiçbir başarının cezasız kalmayacağı düsturundan yola çıkarak birilerinin katletmesinden korkulan dizidir ki haklı bir korkudur bu.
öte yandan belki türk televizyon tarihinin en realist dizisi olarak da incelenebilir. bunun sebebi sansürlü küfürleri değil, ki sansürlü küfürlerin hangi çocuğa/gence zararı olabilir? gerçi onlar hayatları boyunca babalarından, abilerinden, patronlarından, amirlerinden, üslerinden ve hatta öğretmenlerinden küfür duymaya mahkumlar çünkü burası türkiye.
ama diziyi aslında gerçekçi yapan unsur olaylardır. çok irdeleyip detay vermeye gerek yok ama parası, mevkii olan insanın neler yapabileceğini, devlet bünyesinde nasıl rezaletler dönme potansiyeli olduğunu, düzeni değiştirmek isteyen dürüst insanların nelerle mücadele etmesinin gerekebileceğini kanıtlayan olaylar.
bazen kimsenin konuşmadığı, kimsenin duymadığı, bilmediği, kamuoyundan gizlenen şeyler vardır. ve hatta normal bir vatandaşın hiçbir şekilde öğrenemeyeceği şeylerdir bunlar.
böyle şeyler var demek istemem çünkü bilmem anlamam, ama böyle şeylerin olma ihtimalinin olduğunun kabul edilmesini isterim. halkın gözünü açmasını, hayatın her şeye gebe ve sürprizlerle dolu olduğunun bilinmesini isterim.
behzat ç'yi susturmak isteyenlerle gaffar okkan'ı, bahriye üçok'u, uğur mumcu'yu, ahmet taner kışlalı'yı ve daha nice aydınımızı susturmak isteyenler, zihniyetler aynı.
bir dizi kahramanını veya roman kahramanını veyahutta bilhassa polisi yüceltmek, tanrılaştırmak gibi bir amaç taşımıyor bu yazı.
kıssadan hisse almak önemli olan.
bu ülkenin iyiliğini isteyen, dürüst olan ve işini iyi yapan tüm insanlar bir şekilde cezalandırılıyor.
eğer bir ülkede doğru düzgün bir insan olmak risk almaya endekslendiyse, bilin ki o ülkede yolunda gitmeyen bir şeyler vardır.