--spoiler--
yine gayet başarılı bir bölüm izledik 64. bölümde. Flashback falan olayı güzeldi, 10 ay önceki detayları korumaları bir kere daha bu dizinin neden başarılı olduğunu gösteriyor.
detay demişken, ankara adliye sarayı'nı "kara adliye sarayı" diye kadrajlamak çok şık bir fikir, yani göze barnağı batırmadan da mesaj veriliyor. geçen hafta da devlet tiyatroları da böyle sessiz kadrajla gösterilmişti. yine detay demişlen sıhhiye sahnesinde aniden sağa kıran bi araba taşıma tırı ve ona çarpacakmış gibi gelen ama son dakikada duran bi taksi var ilginç yakalamışlar.
bu bölümdeki doktor cinayeti gündemin sıcak konularından birisi olması hasebiyle işlenmiş, ve fakat hikayeye yedirilişi oldukça başarılı. iyi mikse etmiş senarist abilerim.
harun yokken arabaların değişmesi ve güney kore sponsorluğundan şaşılmaması da başka bir detay. hyundai gitmiş yerine kia gelmiş. hoş harun'un hyundai değişmedi maalesef, bari amirin sunrooflu olanını alaymış, amirin evi aldı arabayı da aldı mı tam olurmuş. ama arabaları verirken tahsin müdürdeki dansozik figürler de nesi? bi numara mı var acep diye düşündürdü.
haricen da başka kritik olay vuku bulmadı pek. harun eda ilişkisinin gelişmesi, babasının haruna onay verişi, harunun naza çekmesi, hayalet'in acaba suna'dan ikinci bi dudak alabilir miyim ekseninde habire etrafında takılması ama feridenin sürekli öne sürülmesiyle bu işte bi ilerleme yokmuş hissi verilmesi, akbaba'nın korku filmi afişi olmaya aday yüz ifadesi planının birkaç kez verilmesi... bu haftayı da böyle kapattırdı bize.
son bir not; doğru gördüysem gıcık gasteci kız elif, reklam arasındaki başka bi sikindirik dizide arz-ı endam etti. eğer bu aynı kişiyse çakır gözlü gasteci elif kız hikaye dışı edilecek...
--spoiler--
-senin için endişeleniyorum
-endişelenme
-seni merak ediyorum
-etme
-geçmişi hatırlatıyorsun bana!
akbaboş da bunun bilincinde ve Ezikliğini yasamakta.
amcası sevgilisine tecavüz ederken bişey yapamamasının ezikligi
kıza karşı vicdanında yara açmış ve bunu kapatamıyor.
hatun tekrar karşısına çıkmasaydı belki bu vicdan devam ederdi. ama o tokat sevgisini hatırlattı.
diyemedigi seni seviyorumu öperek söyledi.
kadın büyük ihtimalle her Tecavüz magduru gibi Biraz kendini suclayip çok ça da utanıyor, özellikle olayın şahidi akbabadan. akbaba derse ki seviyorum seni, kadın da yüzüne bakamama olayını aşarsa bu iş olur.
hayalet oralete inanıyormuş, çok güldük.
mal selim farkında olmadan iyilik yapmış oldu harun'a, çok güldük.
tekin komser'e bir kez daha kıl olduk.
eda'yla cevo'nun harun'un odasına girdikten sonra art arda hoşbulduk amcacım demeleri de güldürdü.
iyi bölümdü, iyiydi işte gayet de güzel bölümdü; çok gelişme olduğu söylenemez; flaşbekler fena değildi; bu bölümden sonra çok daha karmaşık ve dolu dolu bölümler yolda muhtemelen; temelleri attılar bakalım.
o değil de tahsin'in halleri neydi ya?
behzat "araba iyiymiş la" dedi, gene çok güldük.
edit: nasıl unuturum ya.
"adaletini skeyim" cümlesinin ardından kadraj "Kara adalet sarayı."
--spoiler--
suna parkta beraber takılırlarken cinayetlerin haklılığı/haksızlığı konusundaki soru ve konuşmalarıyla hayalet'i ufaktan işlemeye başlamıştır. bakalım bu ilişkinin sonu nereye gidecek? suna'nın hayalet'in üstünü başını düzeltme sahnesi de dikkat çekiciydi.
--spoiler--
dizide ilk kez karakterlerimizin özel hayatları yoluna girmiştir. behzat, harun, hayalet derken şimdi de akbaba ile nazlı arasındaki buzlar eriyor gibi. lakin saçma sapan ayrıntılara dikkat eden bendeniz no soporto elrap, bu durumu onaylamıyorum doğrusu. fikrim birçok okuyucunun hoşuna gitmeyecek olsa da paylaşmadan edemeye4ceğim.
ben sinema seven bir insanım. ve bugüne kadar izlediğim filmlerin çoğunda kendini işe adamış, bir başka deyişle "işiyle evli" olan insanların özel hayatlarının yolunda gitmediği yönündedir. örneklerimi benim sinema beğenimde önemli yer tutan 2 film üzerinden örnek verecek olsam da, gerçek hayatta da bu böyle ki sinemada da böyle yansıtılıyor diye de düşünmekteyim. birinci film heat. ne al pacino (3. evbliliği yokuş aşağı gitmektedir ve al pacino da behzat gibi kendini işine adamıştır). robert de niro (kimseye bağlanmaz ve bir suçlu da olsa o da işiyle gönülden bağlıdır). val kilmer'ın eşi onu aldatmaktadır vs. vs.
diğer film de jfk. kevin costner'ın canlandırdığı savcı karakteri de kendini işine adamıştır. jfk suikastını aydınlatacağım derken, aile hayatını karartır.
yine bir başka filmde (flash of genius) ana karakter, işiyle ilgili hak davasına düşer. sonunda hakkını kazanır ama bedel olarak ailesini kaybeder gibi gibi örnekler çoğaltılabilir.
diziye dönecek olursak; biliyorsunuz devlet (rtük) tarafından dizide alkol, argo ve çekirdek aile yapısına uygun olmayan yaşam biçimleri gösterildiğinden dolayı eleştiri aldı. hepimiz biliyoruz ki gerçek hayatta sadece emniyet birimlerinde değil yaşamın birçok alanında argo kullanılır. içki konusunu emniyetle çok işim olmadığı için, bilmiyorum. ama yani böyle takılan da vardır heralde diye düşünüyorum. ha, bu behzat ç'de bize böyle gösteriliyor diye kimsenin de kalkıp "ulan emniyete bak, alayı alkolik" dediğini de düşünmüyorum. diyen varsa, onun da iyi niyetinden şüphe ederim açıkçası.
özel hayata gelince, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmez bu bir. isteyen evli yaşar, isteyen bekar. bunun ahlak bekçiliği ne topluma ne de devlete düşmeeezzz!
evlilik ahlaklı yaşamın bir göstergesi değildir, bu ikiiii... eğer öyle olsaydı evli insanların eşlerini aldatmamaları gerekirdi. oysaki evlilik kurumu ile oluşturulmuş ailelerde ne kadar çok aldatma olduğunu hepimiz biliyoruz. dolayısı ile behzat'ın evliliğinin altında eğer gerçekten "topluma kötü örnek oluyor" gibi bir eleştiri ve baskı varsa, burdan bu baskıyı yapan kurum, kuruluş ve vatandaşları kınıyoruz.
son olarak; her ne kadar ülke polisini temsil ettiğini düşünsek de, özel hayatı ile kötü örnek teşkil ediyor diye kulağı çekilen kurmaca karakter behzat'la uğraşanlar bi zahmet gitsinler de bu ülkeyi yöneten ve çoğu evli olan gerçek parti liderlerinin ve milletvekillerinin özel hayatlarına, seks kasetlerine baksınlar (ki aslında bu da bizi ilgilendirmez).
dizinin bu sezon biteceği yönündeki duyumların artmaya başladığı şu günlerde, senaristlerin bu "ahlaki" konular karşısındaki yamuk duruşu açıkçası beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştır. hayır, hepsinin sevgilisi ilişkisi olsun, ona sözüm yok. lakin ben sezon finalinde harun'un, akbaba'nın, hayalet'in ve cevo'nun düğün dernek sahneleriyle dizinin "mutlu son"landırılmasından endişe ediyorum. böyle bir final behzat ç'ye yakışmaz.
bu dizinin sonu behzat ve ekibinin; ercüment çözer, başgan ve adamlarıyla girdikleri bir çatışma ile bitmeli. hem de başta behzat ve bazı adamları telef olmalı (karşı taraftan da ölenler olmalı tabii). burda maksat gerçekçi bir bakış açısı ile bu mücadelenin bitmediğini göstermek ve yeni behzat'ların behzat ç'nin taşıdığı bayrağı devralarak mücadeleye devam ettiğini göstermektir...
izleyicinin de "herkes evlendi, çoluk çocuğa da karışır şimdi bunlar. aman pek de güzel bitti dizi canım" demesini engelleyip; dizinin asıl amacına uygun olarak, "bu yolda düşenler olur, ama behzat ç. gibi polisler oldukça adalet mücadelesi sürer." mesajını vermiş olurlar.
öncelikle spoiler vermeden önce spoiler yazın arkadaşlar, dizinin bağımlıları var, bi kaç yorum okuyup çıkacak insanlar var içimizde, pat diye yazıyorsunuz ayıp ediyorsunuz, biraz saygı ya, ha diyorsan illa yazıcam facebook fan sayfasına yaz, içerik söyliceksende spoiler yaz ki atlayalım okumayalım, öyle lay lay lom bir dizi değil ki bu pat pat bişiler yazılsın, yapmayın böyle şeyler.
--spoiler--
64. bölüm, bizim her zaman dillendirdiğimiz, kimi zaman hayatın tek anlamı cümle ile mükemmel bir iş ortaya koyduklarını göstermiştir;
o degil de nedense akbaba ya öpüşmek yakismamis be sözlük. eğreti durmuş sanki. Nasil şartlandiysak artık. Yalnız şu selim dönegi bir an evvel yakalansa hic fena olmayacak.
seçtikleri figüranlar yüzünden efsane haline gelemeyecek dizi. sokaktan rastgele seçilse en azından 3 ü 5 i adam gibi rol yapar. özenle mi buluyolar hepsi ayrı komedi.