dizide ilk kez karakterlerimizin özel hayatları yoluna girmiştir. behzat, harun, hayalet derken şimdi de akbaba ile nazlı arasındaki buzlar eriyor gibi. lakin saçma sapan ayrıntılara dikkat eden bendeniz no soporto elrap, bu durumu onaylamıyorum doğrusu. fikrim birçok okuyucunun hoşuna gitmeyecek olsa da paylaşmadan edemeye4ceğim.
ben sinema seven bir insanım. ve bugüne kadar izlediğim filmlerin çoğunda kendini işe adamış, bir başka deyişle "işiyle evli" olan insanların özel hayatlarının yolunda gitmediği yönündedir. örneklerimi benim sinema beğenimde önemli yer tutan 2 film üzerinden örnek verecek olsam da, gerçek hayatta da bu böyle ki sinemada da böyle yansıtılıyor diye de düşünmekteyim. birinci film heat. ne al pacino (3. evbliliği yokuş aşağı gitmektedir ve al pacino da behzat gibi kendini işine adamıştır). robert de niro (kimseye bağlanmaz ve bir suçlu da olsa o da işiyle gönülden bağlıdır). val kilmer'ın eşi onu aldatmaktadır vs. vs.
diğer film de jfk. kevin costner'ın canlandırdığı savcı karakteri de kendini işine adamıştır. jfk suikastını aydınlatacağım derken, aile hayatını karartır.
yine bir başka filmde (flash of genius) ana karakter, işiyle ilgili hak davasına düşer. sonunda hakkını kazanır ama bedel olarak ailesini kaybeder gibi gibi örnekler çoğaltılabilir.
diziye dönecek olursak; biliyorsunuz devlet (rtük) tarafından dizide alkol, argo ve çekirdek aile yapısına uygun olmayan yaşam biçimleri gösterildiğinden dolayı eleştiri aldı. hepimiz biliyoruz ki gerçek hayatta sadece emniyet birimlerinde değil yaşamın birçok alanında argo kullanılır. içki konusunu emniyetle çok işim olmadığı için, bilmiyorum. ama yani böyle takılan da vardır heralde diye düşünüyorum. ha, bu behzat ç'de bize böyle gösteriliyor diye kimsenin de kalkıp "ulan emniyete bak, alayı alkolik" dediğini de düşünmüyorum. diyen varsa, onun da iyi niyetinden şüphe ederim açıkçası.
özel hayata gelince, kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmez bu bir. isteyen evli yaşar, isteyen bekar. bunun ahlak bekçiliği ne topluma ne de devlete düşmeeezzz!
evlilik ahlaklı yaşamın bir göstergesi değildir, bu ikiiii... eğer öyle olsaydı evli insanların eşlerini aldatmamaları gerekirdi. oysaki evlilik kurumu ile oluşturulmuş ailelerde ne kadar çok aldatma olduğunu hepimiz biliyoruz. dolayısı ile behzat'ın evliliğinin altında eğer gerçekten "topluma kötü örnek oluyor" gibi bir eleştiri ve baskı varsa, burdan bu baskıyı yapan kurum, kuruluş ve vatandaşları kınıyoruz.
son olarak; her ne kadar ülke polisini temsil ettiğini düşünsek de, özel hayatı ile kötü örnek teşkil ediyor diye kulağı çekilen kurmaca karakter behzat'la uğraşanlar bi zahmet gitsinler de bu ülkeyi yöneten ve çoğu evli olan gerçek parti liderlerinin ve milletvekillerinin özel hayatlarına, seks kasetlerine baksınlar (ki aslında bu da bizi ilgilendirmez).
dizinin bu sezon biteceği yönündeki duyumların artmaya başladığı şu günlerde, senaristlerin bu "ahlaki" konular karşısındaki yamuk duruşu açıkçası beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştır. hayır, hepsinin sevgilisi ilişkisi olsun, ona sözüm yok. lakin ben sezon finalinde harun'un, akbaba'nın, hayalet'in ve cevo'nun düğün dernek sahneleriyle dizinin "mutlu son"landırılmasından endişe ediyorum. böyle bir final behzat ç'ye yakışmaz.
bu dizinin sonu behzat ve ekibinin; ercüment çözer, başgan ve adamlarıyla girdikleri bir çatışma ile bitmeli. hem de başta behzat ve bazı adamları telef olmalı (karşı taraftan da ölenler olmalı tabii). burda maksat gerçekçi bir bakış açısı ile bu mücadelenin bitmediğini göstermek ve yeni behzat'ların behzat ç'nin taşıdığı bayrağı devralarak mücadeleye devam ettiğini göstermektir...
izleyicinin de "herkes evlendi, çoluk çocuğa da karışır şimdi bunlar. aman pek de güzel bitti dizi canım" demesini engelleyip; dizinin asıl amacına uygun olarak, "bu yolda düşenler olur, ama behzat ç. gibi polisler oldukça adalet mücadelesi sürer." mesajını vermiş olurlar.