bu zamana kadar bayan oyunculara küfür etmezdim ama suna amire ettiğim küfürün haddi hesabı yok, ne gerek vardı yani öyle bir sahneye, kıskanıyorum sözlük, aman yakalansında gitsin suna, hayalet uzaktan sevdalara devam etsin.
ercan mehmet erdem'in hayaletle ne derdi var merak ediyorum. Olum yazık lan bu adama. gitti feride'yi sevdi, sonunda ne olduğu malum. Sonra ılgın'a -belki de dünyanın en güzel gazetecisine- aşık oldu, onu da içeri tıktılar. şimdi de yerli dexter'ı ayarlıyorlar. Yazık olum adama. Bırakın elemanı azıcık bi mutlu olsun yeter ulan.
Ha bu arada, dizideki saplar artık sap değil, sevgililer de evlendi ya da evlenecekler. Ekipten bi akbaba sap kaldı. Oh ne âlâ cinayet büro.
--spoiler--
o bu derken bölümün bombası hayalet-suna arasındaki ani gelişme olmuştur. cevdet'in evlilik teklif çabası da acemice ama romantikti. aferin cevdet, hadi gayret.
--spoiler--
bölümün başlarında sırf olsun diye cinayet koymuşlar diye düşündüm. "keşke yapmasaydınız hiç direk düğünle geçiştirseydiniz bu bölümü" dedim kendi kendime. ama cinayet sayısı arttıkça bunun bir tesadüf olmadığını anladım. burada yazar "burjuvazinin gizemli çekiciliği" filmine hem bir göndermede bulunmuş, hem de bir nevi saygı duruşu gerçekleştirmiş. behzat tam bir şey yapacakken mutlaka bir olay oluyor ve yapacağı şey nihayete eremiyor(berberdeyken yaşananlar ve tıraş olamaması vb). üstelik cinayetlerin tamamı absürd sebeplerden meydana geliyor. yazar burada izleyicinin sabrını sınamakla beraber "acaba" sorusunu da sordurtmuştur. itiraf edelim hepimiz düğünde bir şey olmasını bekliyorduk. bir şekilde bu düğün olmayabilir diye düşünmüştük. işte bu diziyi güzel yapan faktörler burada ortaya çıkıyor. bir başka dizi olsaydı o düğün zaten olmazdı, ama her zamanki gibi behzat ç yine ezberimizi bozdu. evet düğün bozulmadı ama bu sefer de başka taşlar yerinden oynadı. yani biz sağ beklerken çeneden aparkat yedik.
cevdet gerçekten iyi işler yaptı, güldürdü, meraklandırdı. bu dizinin vazgeçilmezlerinden olduğunu gösterdi. akbaba tarafında işler daha da çok karışacak elbette. ama bugün benim gördüğüm ve sonraki bölümlerde dizinin seyrini değiştirecek iki şey oldu. biri suna ile hayalet'in durumu, diğeri de kel kafalı savcı. evet "ilk defa bir polise savcı veriyoruz" diyen savcının bakışlarından hiç hoşlanmadım. iddia ediyorum memduh başgan'ın adamı çıkacak.
son bölümlerindeki yüksek komedi dozu bu bölümde de tavan yaptı. şu aziz başkomiserin torunu beni öldürecek, öyle sevimli ki!
haliyle dizi cinayetten ve dramdan çok komedi dizisine doğru evrilmiş görünüyor. ama bu da bir yanılsamadan ibaret. sezon sonuna doğru yine okkalı bir tokat yiyeceğimizi düşünüyorum.
tanım: bildiğin dizi. izlemeden okuyan varsa onun ben gadasını alayım...
--spoiler--
dışardan bakıldığında çok güzel ve eğlenceli bi bölüm olmakla birlikte, son iki bölümdür dizide yokuş aşşa ivmelenme durumu var. aylardır neticesi alınmayan olaylar patır patır dökülmeye başladı. zaten başlarken bir drank diye başladı, ne özet ne bişi.
akılda kalan sahnelerin en önemlilerini harun canlandırdı. hele patavatsız savcıya dalmak üzere olan behzatı refleksif bir şekilde kutlama bahanesiyle kucaklaması harika bir enstantaneydi. bravo diyoruz. bu arada artık emin oldum, bu harun'un rol modeli rahmetli kemal sunal. daha önce yüz mimikleriyle epey "alıntı" yapıyordu, bugün omzunu titrete titrete oynaması ile emin oldum. yakışıyor mu evet. keza eda ile olan konuşmasında da yardı geçirdi.
araya sıkıştırılan behzatların durum değerlendirmesi de çok iyi durdu. özellikle tek eşlilik, meyhaneye artık zırtpırt gidemeyecek olmasının hatırlatılması, evlenince esra'nın değişeceğinin hatırlatılması. evlilik arefesinde olan cümle erkeklerin yakinen anlayacağı hadiseler..
büyümüş reşat'ın saçlarının afilli halleri de gözümüzden kaçmadı.
--spoiler--
her bölüm diğerinden daha güzel olmaya başladı yahu...
bravo yeminle.
lan 1 hafta beklemesi çok zor. allah çarpsın çok zor amirim...
--spoiler--
yavu ne güzeldi herşey.
behzat'ın abisine şule'nin kızı olduğunu söylemesi, kız isteme sahnesi, düğün günü ardı ardına işlenen cinayetler, hele o sonuncusu, behzat berberdeyken işleneni...
hay amınıza koyayım ya. neydi lan öyle, çocuk çocuğa tokat atmış, sonra tokat yiyen çocuğun annesi öbür çocuğa, sonra öbür çocuğun annesi diğerinin annesine, sonra onun nenesi öbürüne, baba gelmiş diğerine, amcaoğlu falan...
allah iyliğinizi versin be...
nikah ta güzeldi, ercüment ile memduh başgan'ın çelenkleri, sonracıma nikah için eğlence, dans, ankara havası, arada amirimle akbabuşun sarılmaları...
harun'un eda ile çıkma teklifi. hayalet ile suna amirimin french kiss olayına girmeleri.
ama en muhteşemi tabii ki bölüm başından beri helyum gazı arayan cevdetin aslı'ya evlenme teklifi, aslı'nın balonu kaçırması, akabince cevdetin balona ateş etmesi...
açın seyredin abicim. 61. bölüm de efsane bölümlerden biri olmuş. ben bir daha seyredicem internetten...
--spoiler--
Bu gece eğer bir gün evlenirsem* diye aklımın köşesinde bulundurduğum gelin arabası profilini canlandıran dizi.
Akbaboş'un durumu ağlattı.
Cevdet'in evlenme teklifi güldürdü.
Harun'un eda ile durumu sevindirdi.
Kız istemeden sonra ki behzat'ın içindeki diğer behzatlar şok ve güldürücü etkide televizyona kitledi. Zaten o sahne tarif edilemez derecede sağlamdı uzun zamandır televizyon başında böylesine keyiflenmemiştim.
(bkz: bir matruşka olarak behzat)
edit: hayaleti unuttum ya la. Onun durumuda sinirlendirdi. Ne işin var be adam senin yav...
(bkz: bir mendil olarak hayalet)
bu dizi kirliliği zamanında sağlam oyunculuklarıyla olsun doğallığıyla olsun en göze çarpan ender dizilerdendir. ayrıca aziz başkomiser ile torunu arasındaki doyaloglar seyirciyi koparmaktadır.
61. bölümü sonunun gelmesinden korkutarak izlettirmiştir bizlere. Bölüm boyunca insanın yüzünde sürekli bir tebessüm bırakmıştır. Dizinin tüm oyuncu ve arka plan çalışanlarına saygılarla.