bölümün başlarında sırf olsun diye cinayet koymuşlar diye düşündüm. "keşke yapmasaydınız hiç direk düğünle geçiştirseydiniz bu bölümü" dedim kendi kendime. ama cinayet sayısı arttıkça bunun bir tesadüf olmadığını anladım. burada yazar "burjuvazinin gizemli çekiciliği" filmine hem bir göndermede bulunmuş, hem de bir nevi saygı duruşu gerçekleştirmiş. behzat tam bir şey yapacakken mutlaka bir olay oluyor ve yapacağı şey nihayete eremiyor(berberdeyken yaşananlar ve tıraş olamaması vb). üstelik cinayetlerin tamamı absürd sebeplerden meydana geliyor. yazar burada izleyicinin sabrını sınamakla beraber "acaba" sorusunu da sordurtmuştur. itiraf edelim hepimiz düğünde bir şey olmasını bekliyorduk. bir şekilde bu düğün olmayabilir diye düşünmüştük. işte bu diziyi güzel yapan faktörler burada ortaya çıkıyor. bir başka dizi olsaydı o düğün zaten olmazdı, ama her zamanki gibi behzat ç yine ezberimizi bozdu. evet düğün bozulmadı ama bu sefer de başka taşlar yerinden oynadı. yani biz sağ beklerken çeneden aparkat yedik.
cevdet gerçekten iyi işler yaptı, güldürdü, meraklandırdı. bu dizinin vazgeçilmezlerinden olduğunu gösterdi. akbaba tarafında işler daha da çok karışacak elbette. ama bugün benim gördüğüm ve sonraki bölümlerde dizinin seyrini değiştirecek iki şey oldu. biri suna ile hayalet'in durumu, diğeri de kel kafalı savcı. evet "ilk defa bir polise savcı veriyoruz" diyen savcının bakışlarından hiç hoşlanmadım. iddia ediyorum memduh başgan'ın adamı çıkacak.
son bölümlerindeki yüksek komedi dozu bu bölümde de tavan yaptı. şu aziz başkomiserin torunu beni öldürecek, öyle sevimli ki!
haliyle dizi cinayetten ve dramdan çok komedi dizisine doğru evrilmiş görünüyor. ama bu da bir yanılsamadan ibaret. sezon sonuna doğru yine okkalı bir tokat yiyeceğimizi düşünüyorum.