--spoiler--
- sonra marilyn monroe geldi, biz buna "aç aç aç!" diye bağırdık ama bu bi halt anlamadı , öyle baktı....
+ marylin monroe hee?
--spoiler--
kadın komiserin (suna) evde konuştuğu genç kız galiba hayalet, yani yaşamıyor. yani behzat'ın ölü kızıyla konuşması gibi konuşmakta hayaletle. konuştukları şeyleri dikkatle dinleyince, genç kızın yaşamadığı sonucunu çıkarmaktan başka bir ihtimal kalmıyor.
not: bu yorumumu beğenenlerin sayısına bakılırsa, birçok arkadaş da aynı fikirde. izleyip göreceğiz.
harun an itibari ile döktürmektedir...
savcı da konuyu behzata döndürdü.. yani haruna mı sorulur,
edit:savcı da itiraf etti bunu...
an itibari ile harun da sordu "niye bana sordunuz" diye...
senaristler de zırvaladıklarını farkettiler yazarken zaar..
bölümün başında hayalet doğallığıyla koparmış, savcı esra finalde ayakta alkışlatmış ve senaristler amerika'yla douglas'a geçirerek "neden behzat?" sorularına en güzel cevabı vermiştir.
savcı esra'nın oyunculuğu görülmeye değerdi. bunun yanında yapmacık rol yoktu. orhan emminin performansı tek bölümlük bir rol için oldukça başarılıydı.
hayalet'in gazeteci kıza yalvarırken "hadi la" demesi ise koparmıştır.
çok iyi bir bölüm olduğu söylenemez. ancak diğer bölümlerin bağlanması için arada böyle bölümlere olmak zorunda. yinede bazı anlar yarmış, bazı anlar düşündürmüştür.
2.5 sentlik asker repliği ile nazım'a selam çakan dizi.
bu 2.5 cent meselesi, kore savaşı esnasında bir türk askerinin abd'ye olan günlük maliyetidir. yekünü de 23 senttir. nazım'ın "23 sentlik askere dair" adlı şiirinde ilk mısrada bahsettiği mr. dallies tarafından sarfedilmiştir.
işte "behzat ç'yi neden seyrediyorsunuz? ne var bu dizide" diye soran yavşakların anlayamadığı da budur...
neresine ne diyeceğimi bilemediğim dizi. larissa ifade verirken, "sanki hiç kimse onu sevmemiş gibi" ya da benzeri birşeyler dedi ya, eda orada dağıldı arkadaş. hele son sahnede savcımın konuşması yok mu??? yorumsuz sözlük. bundan sonrası hareketli geçecek belli.