savunanların genellikle yanlış noktadan hareket ettikleri ve bu sebeple de askerlik yapmışların fena halde tepki vermesine sebep oldukları askerlik (yapmama) türüdür.
"işimi gücümü nasıl bırakayım?", "anama, babama kim bakacak?", "evliyim, çocuğum var, onlar bensiz ne olacak?" gibi en antimilitarist adama dahi küfrettirecek; çocuksu ama sevimsiz, saçmasalak laflar sarfedildikçe, bu ülkeye ne profesyonel ne de bedelli askerlik gelir kardeşim.
zorunlu askerliğin gereksizliği ve en önemlisi verimsizliği üzerine yoğunlaşmak da fayda var.
insanları askeriyeden öyle bir soğuttular ki herkes bedelli bekliyor. amaçları askeri itibarsızlaştırma olanlar için kimse asker olmak istemiyor. bir yandan da haksız sayılmazlar hani. yüzlerce yıl boyunca asker ocağı peygamber ocağıdır bizim için kutsaldır, vatana olan bir borçdur, gurur verir asker olmak, rant uğruna koltuk sevdasına bu kutsal müesseseyi de yıprattılar. ne desek boş.
Madem asker olacaktin neden gitmeden cocuk isine girdin. Bu plansizlik. Var olmus bir sey degil senin esinle yaptigin bir sey. 8 ay senin bencilligin yuzunden o kadincagiz kim bilir neler cekti? Velhasil yurtdisinda yasiyorum ben. Isim duzenim ailem her haltim burada. Her turkiye ye girdigimde aman alacaklar mi aman cevirecekler mi derken bedelli cikti verdim parayi cekildim. Devlete daha faydali oldugumu dusunuyorum. Zira askerlikte mintika temizliginden baska ne yaptiniz?
Edit: dur sinirimi alamadim. Birilerinin mazareti daha kuvvetli ibaresi var. Kuvvetli evet senin plansizligin benim planli hayatimla mi kiyasa giriyor? Attigim her adim planli benim.
şahsımı askerlik saçmalığından insanları kurtaran müthiş kurtuluş.
zaten zorunlu askerlik kadar saçma bir şey daha yok. bu ülkenin hiçbir şeyi sikimde değil ama olur da doğuya çıkarsam bu ülke için canımı ortaya koyacakmışım. başı var.
18.000 liran var ise yapman gerekendir koçero. Zira şehit anneleri "affet beni oğul 18.000 liram yoktu" diyerek ağıt yakarlar. Onlardan biri olmak istemezsin değil mi? Evet. Zeki çocuk.
Arkadaşlar az önce bir arkadaşım whatsapp grubundan yazdı 'beyler istihbarat geldi, bedelli çıkıyor' dedi. Hadi lan falan dedik, sonra anlattı durumu; bu çocuk büyük bir bankanın genel müdürlüğünde çalışıyor, bunlara demişler ki, bedelli çıkacak krediler üzerinde bir çalışma yapın hazırlanan falan. Dediğine göre 27 yaş 25.000TL. Ben de onun yalancısıyım.
"Zenginler içindir" gibi yanlış bir algısı olan hadise. Zengin bedelliyle falan uğraşmaz. Ya yurt dışındadır ya da bi telefona çürük, muaf falan bir şekilde ayarlanır zaten.
mantıklı bakarsak özellikle bu aralar ciddi sıkıntılar var ve bedelli çıkarsa cidden askere gidecek adam bulamayacaklar.
herkes kredi çekip bir şekilde kaçacak yani. bu öyle çok zengin işi de değil, o yüzden fakir edebiyatı yapmak gereksiz fakat şu an için bir bölgesel güven falan yok. ülkede zaten ohal kalkmış da değil. ee daha dün askere kediye işkence eden haberi servis edildi, bugün askeri kafasına miğferle vurarak öldüren haber de servis edildi.
yani bunlar aslında kişileri hep askerlikten soğutan, onlarda korku uyandıracak şeyler. kim daha yavru kediye bile vahşice saldıranlar piskopatların olduğu yere gitmek ister ki? diğerlerinin bir şey yapmaması bunun bir toplumsal vaka olduğunu da gösteriyor.
bugün de askerin öldürülmesini hesaba katarsak bunlar hep toplumda güvensizlik yaratıyor. yani gidip orada zaten teröristler öldürmese üst rütbeden biri öldürecek gibi bir algıya sebep oluyor.
yani demem o ki, bedelli askerliği bence bu aralar gündeme dahi getirmek istemiyorlar. öyle herkes para versin ne kadar güzel falan ama bu kadar kişinin bedelli yapması da bir nevi psikolojik etkidir. yani işe gelince vatan millet sakarya demekle olmuyor o işler. birilerinin sanki askerlikten kurtulmak için para verip kurtulması gibi durum var ki bu da aslında devletin hem her türk asker doğar değip hem de bazıları bedelli doğar demesi gibi bir şey.
ne kadar salak var tek tek ortaya koyuyor. Korkaklar diyen mi dersin, zengin picleri diyen mi dersin.
arkadas kimsenin korktugu yok ya, zor bela idame ettirdigimiz hayati elimizden kacirmak istemiyoruz sadece. evleneni var, ise gireni var, ailesine bakani var. yani oyle hikayeler var ki, askere gitmek o adam icin gercekten dunyanin en gereksiz seyi o an icin. ayrica sirf canim istemedigi icin gitmek istemiyor da olabilirim. bazi seyleri yazmak kabahat olmasa bu konuda yazacagim cok sert seyler var da neyse.
ıkincisi, universite mezunu olmussun ve 20k tl parayi odeyemeyecek durumdaysan gecmis olsun zaten, sen bence okudugun yillara yan. 20 bin ile zengin olunuyorsa yilda 40k yi zorlanmadan kenara koyan biri olarak kendimi bana ali agaoglu gibi hissettirdiniz valla.
kanımca toplumsal eşitliğe ve kamu vicdanına aykırı olduğundan 99 depremindeki gibi ciddi bir ekonomik zaruret olmadıkça artık çıkmayacaktır. artık herkes planlarını buna göre yapmalı.
bunun dışında ortadoğu'nun durumu var tabi. eskiden savaş toplumu 1-2 taneydi fakat günümüzde 8-10 tane olmaya doğru gidiyor. maalesef biz de o toplumlardanız. bu da gerçekçi bir etken.
çıkacak diye ortalık inletiliyor sürekli ama temeli yok. yalnızca laf.
şahsi fikrim... kısa dönem, uzun dönem, bedelli, yapan, yapmayan, kaçak, göçek... herkesin kendine göre bir haklılığı var. o yüzden şu doğru veya bu doğru demeyi çok doğru bulmuyorum.
sonuçta herkesin derdi kendine.
hayat ne ''ne askerliği yaa'' demek kadar basit, ne de ''gitmeyen ibnedir'' edebiyatı yapmak kadar kolay.
istanbul’ gelirken yanıma teskeresini almış bir asker denk geldikten sonra biraz konuştuk, “ben askere giderim, bedelli yapmam” diyen beni bedelliye yakınlaştırmıştır.
buradan size tecili 31.12.2016'da bitmiş 1987 nisan doğumlu, 1 senedir "yoklama kaçağı" olarak gezen ve çalışan kendimin tecrübelerimi aktarmaya ve kafalardaki soru işaretlerini azaltmaya çalışacağım.
öncelikle 2014'te çıkan bedelli yasasından dönemin şartları yüzünden faydalanamadım. onu bi kernara bırakalım.
dediğim gibi "yoklama kaçağı" olmamın 1. yıl dönümü bugün, bu süre zarfında başımdan geçenler ise şöyle;
2015 senesinde girdiğim iş yerimde çalışıyordum hali hazırda (sigortalı olarak), haziran 2017'de ayrıldım ve iş yerime henüz kağıt gelmemişti. neden ayrıldığım konusu ise şöyle ki, nisan sonunda işime motorumla giderken taksim girişinde çevrildim. fakat bu normal bir trafik çevirmesi gibi değildi "manhunt" diye tabir ettiğimiz sivil kıyafet üstüne polis yelekleri giyen, kısaca "arka sokaklar ekibi" gibi bi grup memurdu. 4 aylık yoklama kaçağıydım ve daha önce bir çok kez rutin kontroller için durduruldum motorumla ve bi sorun çıkmamıştı. o memurlar bana şubeye 15 gün içinde teslim olacağıma dair bir kağıt imzalattılar ve çok kaba davrandılar açıkcası (yanımda tecavüzden tutuklu biri olsa muhtemelen ona da aynı şekilde davranırlardı, o kadar kötü). tabii ki ben 15 gün içinde gitmedim ve sisteme düştüm. bu süre zarfında da psikolojik olarak çöküntüye girip işimden istifa ettim (birazda tekrar yakalanıp götürülme korkusuyla diyelim).
ikinci vukuat ise yaklaşık 2 ay önce maltepe sahilde bira içerken yapılan rutin gbt kontrolüne takılıp tutanak yedim. bu sefer geceyi nezarethanede geçirip ertesi gün şubeye götürücekler sanarken kendisiyle arabaya gelip birşey imzalamamı istedi polis memuru. birazda alkollü olmamın getirdiği cesaretle şöyle bir konuşma geçti aramızda;
polis: x, yoklama kaçağıymışsın sen!?
ben: eeeööm kem küm, doğurudur evet...
p: arabaya kadar gel evrağını imzala
b: tamamdır
b: ya bilmediğimden soruyorum, bu benim 2. tutanağım da, alıp götürme gibi birşey var mı apar topar?
p: senin gibi günde 1-2 tane çıkıyo, imzalatıp bırakıyoruz para cezası ödüyorsun.
b: anladım memur bey..
yani jandarmayı bilmem ama polis alıp götürmüyor. sadece para cezası yiyorsunuz. onu da askerliğinizi bitirdiğiniz zaman ödüyorsunuz. bedelli çıkınca aksi birşey olmaz ise bu borç siliniyor.
şimdi kalem kalem yapmanız veya yapmamanız gereken şeyleri ve izlemeniz gereken yolları nacizhane şekilde anlatayım..
- en ama en önemlisi otelde kalmayın, gbt'leriniz polis merkezine yollanıyor ve sabaha karşı polisler gelip size tutanak imzalatıyor.
-gece tek başınıza abuk bi saatte sokakta dolaşmayın, ohal var, direk kimlik soruyorlar.
-işyerinize kağıt gelebilir de, gelmeyebilir de, ama gelirse sigortasız çalışmaya ikna edebilirsiniz işvereninizi (kurumsal bir şirket değilse tabii)
-şubeye gidip tedavi olmayın (ya da ne deniyor ise), yani yoklama kaçağı olarak kalın, muayne olduğunuz zaman gitmezseniz sıfatınız "bakaya" olarak değişiyor ve yoklama kaçağına göre cezası 3 kat daha fazla.
-siz asker kaçağı değilsiniz, asker kaçağı askerliğini yaptığı süre zarfında firar edenlere deniyor. (bkz: deserter)
-yoklama kaçağı olduğum süre zarfında 5 kere antalya gidiş dönüş, 2 kere kıbrıs gidiş dönüş iç ve dış hatları kullandım sorun çıkmıyor (hatta kıbrısa giderken 3 ayrı polisten damga aldım, gidenler bilir.), ama otobüsleri jandarma durdurup gbt taraması yapıyor. yani bi yerden biyere gidecekseniz yakın bile olsa uçakla gitmenizi öneriyorum, hiç bir sorun yaşamadım.
-evinize, işinize baskın yapılmıyor, rahat olun o konuda.
-istanbul için bazı metrobüs duraklarında sivil polisler gbt taraması yapıyor, ama sonuç ne oluyor onu bilmiyorum. çünkü üzerlerinde her türlü durum için kağıt taşıyamazlar sonuçta binlerce ayrı suç çeşidi var, görev yerini terkedip seni biyere götüremez, orada tutamaz vsvs
-yurt dışı çıkışlarında sorun olmuyor ancak pasaport çıkarmaya gittiğinizde sizi şubeye götürüp tutanak tutturup serbest bırakıyorlar(mış).
-mümkün oldukça az araç kullanmaya bakın, genelde direksiyon başında bulunan kişinin gbtsine bakıyorlar.
-uber çok güzel birşey ama taksiye binmenizi tavsiye ediyorum, çünkü uber başlı başına bir polis mıknatısı hali hazırda.
evet tecili bitipte yoklama kaçağı / bakaya kalan gençler, ben 1 senemi bugün itibariyle doldurdum. yarından itibaren gelecek olan torunlarıma umarım yardımcı olabilmişimdir. *
zorunlu not: her türk erkeği asker doğar ve yaşı gelen her türk erkeği bu görevi yerine getirmekle yükümlüdür. bu yazılanlar tavsiye amacıyla yazılmıştır.