Yaptığım bir espriden sonra graceye "buna birkaç milyon versem seni bırakır" demiş. Halbuki grc dışındaki tüm seçeneklerde milyarlar var, ama grcde yok. Ama benim para hevesim yok. Ben ömrümde ilk defa birini sevdim.
Anlamamakta ısrar ediyorsun gibime geliyor. Para hevesim yok. Zaten ortaklık neticesi ömür boyu senden fazlasıyla kazanırım. Oara hevesim olsa milyarlar var bazı adreslerde. ileride bir şey olsa bile para sebebiyle olmaz. Benim çok sevdiğim birisi var ve bazen kavuşamayacağız diye çok korkuyorum.
Hani değerli gardeşimin tetikçiler dahil birçok tehlikeden kurtarmasına, işlerimizi halletmesine alışmıştık ama başkan da yarım edince gurur yapmadım. Aksine gururlandım ve çok hoşuma gitti. istediğim saygısı değildi seyvisiydi ve bunu anlatmak biraz zaman aldı. Gereksiz eğlencelerde (spor) harcadığı karizmasını" mutlaka zirveye çıkarmak lazım, ama bu kolay iş. Zor olan, acaba sevdiceğimle ilişkide güven kırıcı bir şey olur mu korkusu.
Her tweetimle milyarlar kazanıyorsunuz, ben niye kazanmıyorum demek üzereydim, kıskanmasaydı. Onun grc, kıskanması o kadar hoşuma gidiyor ki, sadakatten zerre şaşmazsam tabii.
Yükselen ben değilim alçalan duvarlar diyordu. Her ne kadar bazı kazalar yaşasa da başkan kendi çevresinde adım adım her alanda en büyük oluyor. Birkaç defa ifade ettiğimiz için tekrar etmeye gerek yok. Ama kurumsal olarak çok güçlü bağlar kuruyor.
Hiç imalı konuşmadım çünkü doğru bir üslup olmaz. Ama zamanında bana geçmişte niye iş vermedin diye sorduğumu sanıp, zaafların vardı demiş. Doğruydu. Evet o dönem bence yapay bir dönemdi ama ibadetlere başlayınca düzeldi.
işte onlarca kişinin aşkını niye anlatıyoruz. Bu dönemden kendi hayatımın rövanşını aldığım için. Kızı 5 defa yazdım, aşkını dün yine aşure dağıtyorum diye gelmiş. Yani ortada bir yalan var mı?
Her seferinde bahçelinin planına dahil oluyor ve arazi oluyor. Halbuki bahçeli seni sevmez. Kişisel bir ilişki olursa bahçeli senin yakının olmayacak. Adamın her planına niye dahil oluyorsun?
Sağa sola fotoğraf atıyorsun, ama bahçeli ne derse yine aynısını yapıyorsun.
Bazıları ona devlet için eskiden sakıncalıydı dediler, ben devletin en büyük ortağı yaptım. Elbette bizi bırakmaz. Ama ben para istemiyorum, sevdiğimi istiyorum.
Eğer ulaşabilirsek, db-ay birlikteliğinden sonra, başka bir yakınlık olacak. Birkaç ay öncesine kadar db ve grc günde birkaç kez aklıma geliyordu, biraz da başkan. Biraz da diğerleri işte. Şimdi sürekli grc. Ya başkasını severse, ya kavuşamazsam. Dahası tek kuruş istemem birlikte olursam. Bu da benim sözüm.
Kim akıl verdiyse habire az kaldı, az kaldı demenin zaman sıkıntısını hafifleteceği telkininde bulunmuşlar. Halbuki sürpriz bir gelişme ve büyük hata olmadıkça beklemek ve iyileşmek sıkıntı değil.
Elinde olmayan şeyler için pişmanlık hissetme. Elinde olmayan şeyler için ödün verme. Elinde olmayan ney? Orası net değil. Ama biraz iniş çıkış olacak.
iletişim metotları aynı. Ortalığa söylüyormuş gibi yapıp, laf atmak. Seni kandıracak, para vermeyecek vs. Beni ne kandıracak ortağı değilim hissedarı değilim. Aksine para konularında sonsuz güveniyorum. Kimseden para istemezken ondan istiyorum.
Asıl mesele ise kişisel ilişkiler. Burada iletişimi engelleyen kendileri olduğu gibi, gaz veren de yine kendileri. ikili üçlü oynamak, pusuculuk alışkanlık yapmış.
Güvenilmeyecek taraf ne? Bir duyguyu, ki ben bunu bazı saatlerde yoğun yaşıyorum, kadının ailesi, büyüğü üzerinden ifade edemezsin. Bir genç kız anneme söz verdim, seni seveceğim demez. Bu modern görücü usulü olur. Seviyorsa kendisi sevecek. Bekler mi, aklına göre gider mi, beklemiyor ise zaten yeterince sevmemiş midir? Sorular sorular.
Bu konuda ailesi söz versin derken, bir bildikleri vardır anlamında diyorum. Yoksa işin aslı yukarıda dediğim gibi.
Aslında kendime güveniyorum. Sabaha kadar kızlı erkekli eğleneceğiz ve sen gelme dese sesimi çıkarmam. Niye çıkarayım? Nasıl ki o aldatılamaz birisi ise beni seven de aşık olur ve başkasını görmez.
Ve sık sık alakasız isteklerim oluyor. Bunlar da kendimi garantiye almak için. Kimse uğruna inancını değiştirmeyi tartıştığı (bunu da uygar bir biçimde konuşacağız) birisini terk etmez. Kimse geçmiş gelecek istediğine istediğini yap dediği kişiyi (ki bunu ısrarla kabul etmiyor, bunu da konuşacağız) başkası ile kıyaslamaz.
Yukarıya dönüyoruz. Benim bilmediğim ne var? Elinde güçlü bir takvim ve plan mı var? Bekliyoruz.
Seni fetö tehdidinden kurtarıp, devletin en büyük ortağı yaptım. Zaten devlet seninle ortak olmasa vazifeyi bırakırım. Yeğenini ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Artık bana bir takvim ver ve daha fazla yardım et.
Hiçbir zaman iyi niyetini istismar etmedim. Aşkla yanıp tutuşsam da, işimi hallet konuşalım demedim. Aksine kendisi işlerini yoluna koysun, rahat bir zamanda buluşuruz dedim.
Cross'u yıllarca söylemedim, sporda risk aldım, başa bela aldım ve dert etmedim, çocukları zaten kim olsa yapar. Daha neler var. Bu değer vermenin delilidir.
O kadar çok çabalıyordu ki, tıpkı şimdi benim çabaladığım gibi, tüm imkanları sarf ediyordu, tıpkı benim şu anda yaptığım gibi, ama sonuç vermiyordu.
Her seferinde yeni bir sorun çıkıyor, o çözülene kadar bir diğeri sıraya gidiyordu.
Ve her sorunda bana tepki gösteriyordu, sert bir şekilde.
Ben ise dua ediyor, çözmeye çalışıyor ve üretmeye gayret ediyordum, ama yine de yetmiyordu.
Bir kez bile neden bana tepki gösteriyor demedim. Bir kez bile cevap vermedim. Üzüldüm mü? Biraz, evet ama söylüyorsa bana söylüyor dedim, hiçbirini yanıtlamadım.
Şimdi bir borcun var. Ben de tıpkı senin çabaladığın gibi çırpınıyorum fobiyi yenmek için. Nasıl çözüleceğini anlatmalısın. Bu senin borcun.