Elinde olmayan şeyler için pişmanlık hissetme. Elinde olmayan şeyler için ödün verme. Elinde olmayan ney? Orası net değil. Ama biraz iniş çıkış olacak.
iletişim metotları aynı. Ortalığa söylüyormuş gibi yapıp, laf atmak. Seni kandıracak, para vermeyecek vs. Beni ne kandıracak ortağı değilim hissedarı değilim. Aksine para konularında sonsuz güveniyorum. Kimseden para istemezken ondan istiyorum.
Asıl mesele ise kişisel ilişkiler. Burada iletişimi engelleyen kendileri olduğu gibi, gaz veren de yine kendileri. ikili üçlü oynamak, pusuculuk alışkanlık yapmış.
Güvenilmeyecek taraf ne? Bir duyguyu, ki ben bunu bazı saatlerde yoğun yaşıyorum, kadının ailesi, büyüğü üzerinden ifade edemezsin. Bir genç kız anneme söz verdim, seni seveceğim demez. Bu modern görücü usulü olur. Seviyorsa kendisi sevecek. Bekler mi, aklına göre gider mi, beklemiyor ise zaten yeterince sevmemiş midir? Sorular sorular.
Bu konuda ailesi söz versin derken, bir bildikleri vardır anlamında diyorum. Yoksa işin aslı yukarıda dediğim gibi.
Aslında kendime güveniyorum. Sabaha kadar kızlı erkekli eğleneceğiz ve sen gelme dese sesimi çıkarmam. Niye çıkarayım? Nasıl ki o aldatılamaz birisi ise beni seven de aşık olur ve başkasını görmez.
Ve sık sık alakasız isteklerim oluyor. Bunlar da kendimi garantiye almak için. Kimse uğruna inancını değiştirmeyi tartıştığı (bunu da uygar bir biçimde konuşacağız) birisini terk etmez. Kimse geçmiş gelecek istediğine istediğini yap dediği kişiyi (ki bunu ısrarla kabul etmiyor, bunu da konuşacağız) başkası ile kıyaslamaz.
Yukarıya dönüyoruz. Benim bilmediğim ne var? Elinde güçlü bir takvim ve plan mı var? Bekliyoruz.
Seni fetö tehdidinden kurtarıp, devletin en büyük ortağı yaptım. Zaten devlet seninle ortak olmasa vazifeyi bırakırım. Yeğenini ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Artık bana bir takvim ver ve daha fazla yardım et.
Hiçbir zaman iyi niyetini istismar etmedim. Aşkla yanıp tutuşsam da, işimi hallet konuşalım demedim. Aksine kendisi işlerini yoluna koysun, rahat bir zamanda buluşuruz dedim.
Cross'u yıllarca söylemedim, sporda risk aldım, başa bela aldım ve dert etmedim, çocukları zaten kim olsa yapar. Daha neler var. Bu değer vermenin delilidir.
O kadar çok çabalıyordu ki, tıpkı şimdi benim çabaladığım gibi, tüm imkanları sarf ediyordu, tıpkı benim şu anda yaptığım gibi, ama sonuç vermiyordu.
Her seferinde yeni bir sorun çıkıyor, o çözülene kadar bir diğeri sıraya gidiyordu.
Ve her sorunda bana tepki gösteriyordu, sert bir şekilde.
Ben ise dua ediyor, çözmeye çalışıyor ve üretmeye gayret ediyordum, ama yine de yetmiyordu.
Bir kez bile neden bana tepki gösteriyor demedim. Bir kez bile cevap vermedim. Üzüldüm mü? Biraz, evet ama söylüyorsa bana söylüyor dedim, hiçbirini yanıtlamadım.
Şimdi bir borcun var. Ben de tıpkı senin çabaladığın gibi çırpınıyorum fobiyi yenmek için. Nasıl çözüleceğini anlatmalısın. Bu senin borcun.
insiyatifi çok değil, siyasetçilerin kontrolünde gitmek zorunda. Ama bazı virajlar var, orada kaderini kendin çiz diyor. Süreçten memnun değil, ama büyük sıkıntılar ancak bu şekilde hallolur diye düşünüyor. Hallolan sıkıntı tek değil, çok. O nedenle süreç acı geçiyor. Bazı hareketlerimin yanlış olduğunu düşünüyor ve biraz da çeksin diyor. Tünel sonunda müjde varsa ve bu müjde mayısta olsa bile çok muhteşem bir şey değil, ama sadık davranana cezalar gibi ödüller de var. Muhtemelen elinde bir plan var, ve hergün her saat öne çıkardığım sorunların çok basit çözümleri olduğunu, eğer bir değişiklik olacaksa tavrımla alakalı olacağına kanaat getirmiş durumda. Eskisi kadar yüksek sesle bana güven diyemese de güven kırıcı bir durum, işin özünde yok diye düşünüyor.
Ortada hasta bir adam var. Bu ben. ilaç kendisinde olması lazım. Yolun sonunda ilacı verecek mi, verebilecek mi bunu ben bilmiyorum. Kendisi muhtemelen bir şeyler biliyor, ama bunu iletmesi mümkün değil.
Benim için sabır ve dua dışında şu aşamada yapacak çok bir şey yok.
Kendisini harekete geçirmeye çalışmak beyhude. Öyle bir durumu yok. Çünkü sorun çok katmanlı ve hızlı bir çözümü yok. Sorunun kaynağı sebebiyle benim yıpranmam lazım ve öyle oluyor.
Sorunun esas noktası ben değilim, ben sadece söyledim diyorum, ama ikna olan yok. Bir de böyle bir kısım var.
Ticari olarak uzun yıllar destek verecektir. O noktada bir sıkıntı yok. Ama kişisel meseleler tamamen sır. Her yerden tarih fışkırıyor, ama anlamlandırmak imkansız.
Ortada ağır bir mesele, kriz var ve kısa yoldan bir çözümü maalesef yok.
ipin ne kadarı benim elimde bilmiyorum. Yani kendi kaderini yaz demiş de olabilirler, planın dışına çıkmaya da bilirler. Haliyle bunu ölçmek çok zor.
Ticari ilişkilerde rahatça bana güven diyebilir, orada bir sıkıntı yok, ama kişisel meselelerde olaylar sorunlu. Orada da güven diyecek mi, ben güvensem bile bu yetecek mi? Başka aksiyonlar da mı var, orası biraz karışık.
Aslında şöyle olması lazım. Kendi kaderimi çizeceksem haftalar öncesinden düne kadar her biri artı puan olması lazım, ama bunların dönüşü görünmüyor. Sadakat ve bağlılık bir şeyi değiştirmiyor.
Herşey ona karşı gibiydi. Önündeki taşlardan birini kaldırmaya çalışsak diğeri geliyordu. Çevresi çok kalabalık görğnse de, iş başa dğşünce kimse el uzatmıyordu. Benim elim de yetmiyordu. Başaramadık kusura bakma.
Spor ve eğlencede koşturdu, her imkanı denedi olmadı. Hepimiz yıprandık. Uzun baş ağrıları, saatlerce süren dualar, yardımlar, bağışlar, iftarlar sonuç vermedi ve başarısız olduk. Travma yarattı adeta. Tekrarı değil, tek keresinde bile sağlığı enerjiyi hepimizin bozmuştu. Şimdi başkan karşılık olarak fobimi nasıl yeneceğimizi anlatmalı. Çünkü bu onun borcu.
Çok zor dönemdi. En yakınları bile ihanet ediyor, en ufak bir ipucu bulabilmek için saatlerce rapor okuyordum. Ama sonuca ulaşamadık.
iyi kazandı ama asıl kazanımı maddi değil manevi alanda görüyor. Bu aile mutlu ise senin sayende demesi de bundan. Bu yüzden sırt çevirmeyecek ve mümkün mertebe destek olacaktır.
Dahası tüm sorunlarımı gündemine aldı. Anahtar artık elinde. Kilidi çözeceğini umuyoruz ama sağlık sorunları ile paralel gidecektir.
Tabii rahat değil. Üzerinde ciddi bir baskı olacaktır.
Aslında mesaj konusuna kadar detaylıca anlattık. Ama güzel bulduğum kişileri sadece başkan biliyor. Hem de isim isim. Ve içlerinde çocuk sahibi olan yok.
Ankara seni yüzüstü bıraktığında morale ihtiyacın vardı ve sana diğer yeğenimden aşk mesajı attırdım hatta daha fazlasını yaptım dedi. Gerek yoktu niye böyle bir şey yaptın diye sordum, çünkü sen iki çocuğumu da kurtardın dedi.
Yok hiçbir zaman benden daha fazla mhpli olmadı, ama mhpye sert bir eleştirim sonrası hafif bir çarptı. Sadece tebessüm ettim. Ama baktı ki ben biraz gidik, anladı ki mhp ile şiddetli bir aşkı var.
Ama şimdi mhpliler ona buna onun açıklarını sizdiriyorlar.
Sıkıntılı anlarda sık sık devreye girmesi ve tehlikelerden kurtarması, kopmaz ve sarsılmaz bağların ürünü. Bu durum gelişerek devam edecek inşallah. Tek isteğimiz spordan uzak durması.