evin direğidir, ailenin yapı taşıdır, en değerli varlıktır. her ne kadar sevgisini belli etmesede biliyorum ki bizi * en çok o seviyor. en boktan sevincinle seviniyor,en boktan hüznüne ortak oluyor. ama hep kalkanlarını kaldırarak. sanki aynı annemin yaptığı gibi ağız dolusu gülse, yeri geldi mi hüngür hüngür ağlasa o tüm inancını kaybedecek gibi kendisini ayıplayacaklarmış gibi her daim dugularını gizliyor. ağladığında, çenesi titrediğinde kimse görmesin diye başını öne eğer. güldüğünde de ağzını kapar o halini bilmesinler diye. hep kendi kendime isyan etmişimdir neden babam sevgisini, hüznünü, üzüntüsünü kısacası duygularını belli etmiyor diye. olsun baba biz yine seni yeri geldiğinde gülerken yüzünün kızardığı zaman da, çenenin titrediği gözlerinden akan 2-3 damla yaşı sakladğında biliyoruz ki bizimlesin ve bu bile büyük bir ödüldür bizler için, iyiki varsın, bizimlesin, başımızdasın. allah seni başımızdan eksik etmesin baba.
babam kusursuzdur benim, büyük bir kusursuzluk benim için. çocukken bu kadar inanmazdım bu dediklerime, süper kahramanım falan da olmadı benim için. iddialı iddialı ortalarda dolaşmayan, eline o yıllarda bir kere bile silah almamış, çok da fazla sert olmayan toplumun içerisinde liderlik dusturuyla hareket etmeyen bir erkek nasıl bir süper kahraman olabilirdi ki?
sonra gün geldi ergenlik çağları içine girdik. bu sefer de yeni öğrenilen tanımlar kavramlar, yaşam tarzları ilgimizi çekti. baba elbetteki bunları bilirdi ve bir kısmını yaşamıştı. ancak sanki ilk ben keşfetmişim gibi her çocuğun ben her şeyi biliyorum havalarına girdik babayı biraz küçümsedik.
zaman biraz daha geçti akıl daha da yerine oturmaya başladı. kişiliğiniz üzerine çözümleme yapmaya babanızın kişiliğinin gelişmesi üzerine bildiğiniz kadarıyla çözümleme yapmaya giriştiniz.
hala süper kahraman değildi sizin için ne kadar çözümlesenizde.
sonra yaş geldi 20lere. akıl yeterince kemale ermese de erdi işte. çevrenizde, yakınlarınızda babanızın etkisini gördünüz. babanız olmasaydı nasıl olacağını düşündünüz. hayatı ve zorluklarını anladınız. size sunduğu imkanları. adece maddi değil sizi siz yapan bilgi ,görgü, bilinç imkanlarını.çevrenize baktınız bunlarda insan mı diyeceğiniz yüzlerce kişiyle karşılaştınız. tanıyabildiklerinizin ailelerine baktınız bunlarda baba mı diyebileceğiniz babalarla karşılaştınız. oturup babaların o evlatlarıyla iki kelam ettiniz hiçbir şey bilmediklerini anladınız.
sonra geçmişe döndünüz. kitaplıkta bir kitaba bakarken kendinizi gördünüz. babanızın kitaplığındaki bir kitap, sizi siz yapan,bir sözcük edindiniz tıpkı babanızın edindiği gibi. sonra geçmişteki sohbetlerinizi veya da örnek aldığınız hareketlerini düşündünüz. babanızın kitapları, sohbetler örnek aldığınız hareketleri üstüste eklendi ve her birinin kişiliğinizin hangi iyi noktalarını inşaa ettiğini gördünüz.
kadın erkek ilişkileriniz gelişti zamanla. bir hatunla biz olmayı denediniz, deneyenleri gözlemlediniz.o an yine babanız aklınıza geldi. 30 yıla yakın zamanı nasıl da olabildiğince az sorunla geçirmişti annenizle. tabii ki eşeklikleri olmuştur ancak sizin yaptığınız ve yapılanları gördüğünüz de onunkiler çok sönük kalmıştı yanında.
silah tutkusu olmadığından bahsetmiştim babamın ve küçüklüğümde bundan yakındığımı, dayım belde silah dolaşırken ve o sevgiyi bana aşılarken,iyi ki de aşılamış, babanızın neden böyle bir şeye yeltenmediğini düşünürdünüz. ancak büyümüştünüz. dayınız 80 öncesi bir sorunla karşılaşmamışken babanızın 80 öncesinde iki kere özel olarak öldürülmek istendiğini tepesinde mermilerin uçuştuğunu öğrendiniz. sonra silah sevginizi ve babanızın size aşılamış olduğu bilinci ve yaşadıklarını birleştirdiniz dayınız gibi değil de bilinçli olarak kazandığınız bu sevginin yine babanızın olduğunu anladınız.
yazılacak çok şey var aslında. ancak zamanla öğrendiğim başta da söylediğim gibi benim babam asıl şuan benim için süper kahramandır.
öyle bir süper kahraman ki adımı *koyarken bile kişiliğimi olumlu yönde etkilemiş bir süper kahraman.
özel hikayeden genelleme yapacaksak eğer buradan çıkartılan sonuç eğer kendinizden ve ailenizden memnunsanız sizi inşaa eden babanızsa babanız sizin asıl şimdi süper kahramanınızdır. çok çok aşırı durumlar yoksa eğer ailenizden de kendinizden de memnun değilseniz sizler vefasız,hayırsızsınız.
Hep geç anlaşılan,her şeyi en gec ögrenen,otoriter olmakla yükümlü,"gömleğimi satar yine okuturum seni" sözünün muthiş sahibi,inatçı,kıskanç,korumacı ve huzur veren ,erkekler familyasının oluşumunu dede şeklinde tamamlayacak olan üyesidir.
netten her yaptiginiz goruntulu konusmalarda; calisip para kazandiginizi bilse de; anne ile muhabbet ederken arkadan gizli gizli paran var mi? isareti yapan sonra da kis kis gulen, galatasaray sevgisini kazandiran, daha ilkokula yeni baslamis bu, salakca cevaplar verip basimdan savayim demeyen oturup elektrik nedir, devre nedir anlatan, cabuk sinirlenip kusen akabinde ve detayinda hadi ulan cek bir sut barisalim diye evdeki plastik topu getiren en boktan basarimla gurur duyan, yurtdisina okumaya gittigimde daha sik ara bak annen cok ozlemis diye duygularini gizlemeye calisan, simdiler de yine gurbette oldugumuzdan gayri annem ile birlikte en cok ozledigim insan unvanina sahip, bir garip insan, idolum..
-lan izledin mi son maci?
-izledim patron, ne oldu?
-sen yoksun ya izleyememissindir diye mesaj atayim dedim. sonra, cani sikilir kime cak yapacak(high five) orada adam bulamaz diye; mesaj atmadim.
-hahahahaha.
- o ne lan hahahaha?
-ha guldum iste.
-tamam.
günümüzde insanların yaşayış şekillerinin, düşüncelerinin değişmesi ve sapkınlık, şerefsizlik gibi olguların insanlar arasında yaygınlaşma, meşrulaşması sebebiyle iyiden iyiye bu durumlara alışmış olan evlat sahibidir ki her gün kendinden biraz daha nefret ettirir.
baba; kendi canından bir parçayı her daim korumalı, ne yaparsa yapsın ondan nefret etmemeli. zaten kötü bir evlada sahipse; kendi davranıslarının bir yansıması oldugunu asla unutmamalı...
bugün doğum günün.. annemle göz göze gelemiyoruz her bakış manidar her söz sana çıkıyor.. anlamı var mı bilmem helva yaptı kalkıp annem üşenmeden.. dağıttık hayrına.. şımarık küçük çocuk gibi doğum gününü hatırlatırdın günler öncesinden.. bi anlamı var mı bilmiyorum ama biz kutladık doğduğun günü hiç gitmemişsin gibi.. yüreğimizden kan çekiliyor seni çok özledik.. seni özledim baba.. doğum günün (anlamı var mı bilmiyorum ama) kutlu olsun..
hayatımda hiçbir zaman sahip olamadığım olgu.
bana kendisinden tek geriye kalan hasta olduğu dönemlerde, benim de 2 yaşımdayken çekildiğimiz bir fotoğrafımız, bir ucu hafif yanık..
en çok ölmek günahtır bu insanlara, ardında babasız büyüyecek çocuklar bırakmak.. özleminden aklını yitirmiş genç bir kadın, bir eş, bir anne bırakmak..
değeri en çok bilinen babalar ölü babalarmış, ben yaşarken bunu öğrendim. hiç tanımadığınız bir adamın yokluğu ancak babanızsa bu kadar hissedilir, kendini hissettirir. soğuk yatakta yalnız uyuyan annenin özlemidir ölü bir baba, ölü bir koca. varlığına şükretmek için önce yokluğunu anlamak gerekir.
küçükken; kahramanınız olduğu için seversiniz.
ergenken; yeryüzündeki en mükemmel insan olmadığını kabullenemez ve sürekli onla kavga edersiniz.
biraz daha büyüdüğünüzde; arkadaşlarınız bir bir sizi terk ederken ne yaparsanız yapın yanınızdadır. en mükemmel olmasa bile sizi gerçekten en çok seven iki insandan biridir. *
ve artık kendi ayaklarınız üzerinde durduğunuzda; keşke o da burada olsaydı dersiniz ama yoktur.
zamanında onun yolundan gitmediğiniz için senelerdir size karşı ön yargısı olan, fakat bu ön yargıyı siz nasıl yorumlarsanız yorumlayın babalığını eksik etmeyen bir adamdır.
6 yaşımdayken banyodan çıktığımda beni kucağına alıp koklayarak 'oohh mis gibide kokmuş güzel kızım' diyerek saçlarımı okşayan adam. keşke hiç büyümeseydimde şimdi böyle olmasaydık!
ona ihtiyacınız varken çok çoooooooook uzaklarda olduğunda ve o an gelemeyeceğini bildiğinizde farkettirmeden dolu dolu gözlerle başkalarının babalarının yüzlerinde aradığınızdır.
mangal yaparken keşke şimdi kaz ciğeriyle kırmızı şarapta olsun sözüme karşılık olarak ulan sefa pezevengi ilk notlarını düzelt cevabını veren yüce kişilik.
--spoiler--
arabayla yolda kaldığında, paran bittiğinde, kız arkadaşından ayrıldığında, dayak yediğinde, kötü bir rüya gördüğünde ve daha bir sürü zor anında ilk akla gelen, ilk aranandır baba. çünkü o sorunlarını halletmek için vardır. en zor anında çaresiz kalmaktan o kurtarır seni. kahraman diye nitelendirilmesi de işte bu yüzdendir. baba yarı yolda bırakmaz seni. hep güvenebilirsin ona. her başın sıkıştığında arabilirsin nasılsa...
peki ya ben ve benim gibiler... onlar ne yapacak? hiç babası olmayanlar... bir kere bile baba diyememiş olanlar. haksızlık değil mi bu ey sözlük? ben neden hayata babasız; milyon tane handikapla başlıyorum? ben neden dayak yediğimde oturup sümüklerimi çeke çeke ağlıyorum da, elin oğlu babasını arıyor?
--spoiler--
ludovico'nun yazdıklarının harfi harfine arkasındayım. ben de birkaç şey eklemek istiyorum. neden ben. bu kadar adam varken neden ben? insanlar bu şanssızlığa uğradığım için neden bana acıyarak bakıyor? neden bana babamın ne iş yaptığını sorduklarında ben kendime küfür edilmiş gibi hissediyorum? neden insanlar gerçeği öğrendiklerinde bi bok yemiş görünümünü takınmaktalar? neden? bu kadar şey bir aradayken bizlerden normal bireyler olmamızın istenmesi neden? nasıl olabiliriz ki? nasıl babası olan bireyler gibi inanabiliriz ki? neden beni seçtin diye düşünürken. kim verecek bu kadar sorunun cevabını.
çocukluk kahramanı derler hep babalar için. hiç de öyle değil.
uçmasını bilen yakışıklı bir adam varken ne gereği var ki babadan kahraman yaratmaya. hem uçmayan kahraman mı olur allasen!
...
superman'in uçar gibi yaptığı yerin aslında gök mavisi bile olmadığını, göğe o kadar yakından bakılsa burdan göründüğü gibi asla olamayacağını algılar, ve ondan başka kimsenin kendini de lekelemeyi göze alarak, "erkekler bencildir, seni üzmelerine izin verme" cümlesini kurma cesaretine, dürüstlüğüne sahip olmadığını, zaten sizi kimsenin de o kadar sevmediğini anlar konuma gelince yerle yeksan oluveriyor "kahramanlık" mefhumuna dair kurdukların.
yoğurdum ekşi diyecek kadar yürekli olana kahramanım demeye meyilleniyorsun.
...
hiç tanımadığım insanları sana sesimi yükselterek ama seni sağır etmek için değil, sadece heyecanımdan, savunuşlarım var ya, hani " sen hiç hata yapmadın mı ki!" ler, hepsi senin kızınım diye oluyor.
senin susuşların, ben sana çakmak çakmak bakıp aklımdan geçeni süzgüsüz aktarırken belli belirsiz gülümsemelerin de öyle.
muhtemelen aklından benim evladım işte diye geçiriyorsun, ya da ben öyle olmasını ölesiye dilerim.çünkü farklı doğrultudaki cümleleri aynı yöntemlerle her kurduğumuzda ben diyorum işte benim babam diye.
yine de sönmüyor bakışlarım, gardım düşmüyor. sana düşürmeye başlarsam herkese düşer diye.
bir de "git" derken sesimi titretmiyorum hiç baba, senin "arkana bakmadan git, yoksa hiç gidemezsin" dediğinde olduğu gibi.
benim "git"lerim farklı oluyor yalnız genelde. istemediğimi, içime sinmeyeni yapmamam gerektiğini öğrettiğin için bana, bir de kalmanın bir hak etme biçimi olduğunu, yalnızca onlarca gerektiği için değil, bence "gereksiz" oldukları için, adab-ı muaşeretten uzak bir şekilde yol veriyorum gidene.
zaten en az senin kadar nefret ediyorum şişkin egolardan. ve en çok onlarla karşılaştığım zamanlarda özlüyorum seni. kendini ne de çok şey sanıyor baksana diye beraber güler dalga geçerdik diye belki.
bir de saman alevi gibi parlayıp söndüğümde aklıma hemen geliveriyorsun. o zamanlardaki bakışlarını düşünüyorum ve ayna gereksinimim kalkıyor ortadan. acaba sinirlenince nasıl görünüyorum diye düşünmüyorum. annemin deyimiyle "babasının kızı!nolcak!" oluyorum o zamanlarda.
...
kimsenin bencilliğinin beni yormasına izin vermiyorum merak etme. canımı yakacak olana gereğinden bencil olup, sesimi titretmeden "git" diyorum hep.
aklına takacak bir şey yok buralarda yani. keyfim iyi. annemden moralim bozuk olduğu dedikodusunu alıp da hiçbir şey bilmiyormuş gibi arayıp saçmalama kotanı doldurmaya çalışmana da gerek yok. kotan sınırsız zaten bende, saçmalamaların dolmuyor da tebessümlerim doluyor, aşarsam gözlerimden sızar diye korkuyorum gülümsemelerim.
...
masallara uzun zamandır inanmıyorum, uçan kahramanlar zaten yalan.
dürüstlüğü diline dolayıp da içine battığı kirden pastan habersizlere ve ego budalalarına inat, inandır beni.
tüm dünya gözüme baka baka yalan söylüyor olsa, sen bana kıyamazsın..di mi baba? **
bazen ona sinirlensekte, kızsakta arkamızda bir çınar ağacı gibi durandır, bizi sürekli koruyup kollayandır. onun yokluğu fazlasıyla hissedilir ama her şey gibi değeri gittikten sonra bilinir...