dışarda anneyi birlikte beklerken, elinizde uykusuzu görür ve "ver bakayım şunu canım sıkıldı burda" diye isterse, bütün uykusuzu -evet bütün uykusuzu, yiğit'i, ersin'i falanı filanı..- baştan sona bir tebessüm bile etmeden okuyabilitesi yüksek insandır. bi kere be, bi kere gül be adam uykusuzu okurken. uykusuzu okurken gülünmez mi? tebessüm edilmez mi?
hayretler içerisindeyim sözlük.
Ne zaman rahatsızlığımdan konu açılsa bana ''Kafana bişey takma.Sen kafana hiçbişey takma.Kafana takmıyosun dimi bişeyleri '' diyen insan. Hayır takmıyorum ama takıcam sanırım yoğun baskı var üzerimde.
Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini
yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış
ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce
kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bi dalga
gibi üstüme geldi. Bir ...suçlu gibi yatağının başucuna geldim....
Neler
mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken
seni azarladım, çünkü yüzünü ıslak havluyla öylesine silivermiştin.
Ayakkabılarının kirli olduğunu görünce sana onları temizlettim. Bazı
eşyalarını yere attığında sana öfkeyle bağırdım.
Kahvaltı ederken bir
sürü kusurunu buldum. Yiyecekleri etrafına saçıyordun, lokmalarını
çiğnemeden yutuyordun, ekmeğine çok fazla tereyağı sürmüştün. Sen oyun
oynamaya gidiyordun, bense trenime yetişmek zorundaydım. Bana baktın
elini salladın ve Güle güle babacığım; dedin. Ben ise kaşlarımı çattım
ve Dik dur!; dedim sana.
Akşam üzeri de durum farksızdı. Eve
gelirken seni yere çömelmiş arkadaşlarınla bilye oynarken buldum.
Çorapların yırtılmıştı. Arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve
kolundan tutup eve götürdüm. Bu çoraplar çok pahalıydı ve giymek
istiyorsan dikkatli olmalıydın. Düşün oğlum bunları sana baban
söylüyordu!
Hatırlıyor musun? Sonra çalışma odama girdin.Gözlerinde
incinmiş bir ifade vardı. Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda bir an
için çıkmaya yeltendin. ;Ne istiyorsun?; diye bağırdım sana.
Hiç bir
şey söylemeden koşup boynuma sarıldın ve beni öptün. Hem de büyük bir
sevgiyle. Sonra koşarak dışarı çıktın.
Kağıdım elimden düştü. Bana
neler oluyordu? Sürekli senin hatalarını buluyordum. Seni böyle
ödüllendiriyordum. Seni sevmediğim için değil bu; senden çok şey
beklediğim için. Seni kendi çağımın değer yargılarına göre
değerlendiriyorum çünkü.
Oysa ki senin pek çok güzel özelliğin var.
Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni öpüşün de bunu kanıtlıyor.Bu
gece başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta, yatağının yanında
diz çöktüm ve çok utanıyorum. Bunları sana uyanıkken anlatsam da
anlamazsın biliyorum. Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle
oynayacağım. Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen güldüğünde güleceğim.
Dilimin ucuna kötü şeyler geldiğinde dilimi ısıracağım. Kendi kendime
sürekli, O bir çocuk; diyeceğim.
Ben seni büyük bir adam gibi
gördüm. Oysa ki sen daha küçük bir çocuksun. Daha dün annenin kolları
arasındaydın, başını onun omzuna dayamıştın. Ah, senden çok şey bekledim
oğlum, çok şey bekledim.
insanları eleştirmek yerine onları anlamaya
çalışalım. Ne yapmak istediklerini anlayalım. Sempati, hoşgörü ve
nezaket eleştiriden çok daha yararlıdır. ;Bilmek affetmektir.; Dr.
Johnson&ın da söylediği gibi, ;Tanrı bile insanı son gününe kadar
yargılamaz.; O halde neden biz yargılayalım?
Eleştirmeyin, kınamayın
ve şikayet etmeyin!
Baba,
Sen doğduğunda minicik ellerini sevgiyle tutandır.
2 yaşında astım hastası olduğunu öğrendiğinde hep yanında olup peşinden Ankaralara gelendir.
Tedavi de bileğinden alınması gereken kanı almasınlar diye kaçtığında seni ikna edendir.
Tedavi için kullandığın ilaçlar mideni bulandırdığında sabaha kadar karnını ovuşturup uyumayandır.
Alışveriş mağazasında sevdiğin oyuncak en tepede diye seni omzuna alıp oyuncağı almanı sağlayandır.
Sırf sen çok istiyorsun diye oturduğun ilçede bulamadığın kitabı gidip taa şehir merkezinden alandır.
Daha 4.sınıfa giderken siyasetten zerre anlamazken senle ciddi ciddi siyaset konuşandır.
Her ne yaparsan yap 1 kere bile sesini yükseltmeyendir.
Seni çok özlediği için başkalarında kalmaya 2 günden fazla izin vermeyendir.
Eve bir şey getirecek diye değil o gelecek diye beklenendir.
Sonsuz sevilendir.
Bir şubat günü kanser olduğu öğrenilendir.
Hastalığına 7 ay dayanabilendir.
Seni kendinden soğutmak için bütün huylarından vazgeçendir.
En son gördüğünde hıçkırıklarla ağlayandır.
Çok merak ettiği, senin yaptığın tabloyu göremeyendir.
O'na birkez olsun dayan diyemediğimdir.
Liseye başladığım gün ellerimden kayıp gidendir.
Son nefese kadar özlenilecek acısı hiç dinmeyecek olandır.
nedeni belki bu yazdıklarımın sonunda anlaşılır, belki de anlaşılmaz bilmem ama senden her geçen gün nefret etmekten yoruldum artık. saniyeler içinde değişmesinden duygularımın. yüzüne baktıgımda masum olan her şey akıyor kalbimden oluk oluk.
söyle ben sana ne yaptım? neden hatalarının bedelini bize ödettiğin o küçücük beyninin eylemlerine müdahale edemeyecek kadar acizsin gözümde?
belki her şey bir soru işareti olarak kalacak; allah a her gece, ben bir günah işlemeden canını alması için ettiğim dualar kabul olana dek.
her şeye rağmen direğimizsin diyemiyorum... baba!
ne kaldı ki sessizliğinden başka? seni dillendirmek için birkaç kitap var şimdi boşluğunda.
soğuk mu orası? üşüyor musun bensiz? ben sensiz hiç olduğumu anladım. yıkıldığım andı; zaten benim olmayan senin sesini bir daha duyamayacağımı kaktırdıkları zaman!
çok özledim!
sokaklar haşin! arsız! kötü! adamlarla dolu demiştin baba! sokak güzeldir. sokaktayım, bir kaldırımın ucunda oturuyoruz ben ve bir kaç kötü arkadaş! kafaları toplama derdindeyiz, sokaklar dağıtmış gene... mavi kabuk bağlamaya başladı laciverte, köşedeki belediye lambası ha yandı ha yanacak! korur o bizi karanlıktan. merak etme! Korkuyor musun? diye sorarsan, dedim ya büyümek telaşındayken ürkütücüydü karanlık! şimdi uyanmak telaşında olunca can yakmıyor! Bilirsin ya, koca adamsın!!! Ben hala senin "makyajsız daha güzeL kızını'm"... Hala aklım fikrim gezmede, tozmada. kesilen cam şişe elime batmasın diye üzülürdün yaa, biz şişeyi kırınca dünya batsa farkediLmiyor, hissedilmiyor. şişede kayboluyor ellerim kesilmiyor *-uyuyunca büyünmüyor be baba büyüyünce de uyunmuyor-* yazık. yemişLer sizi de çocukluğunuzda...