bazen neden o trafik kazasını yaptın diye kızıyorum. bazen çocukluğumdaki baba figürünü hiçbir zaman yakalayamayacağım için üzülüyoum ve biraz daha kızıyorum o an. hastalığını farkettikten sonra hiçbir şey yapmayıp "allah'tan geldi, yine allah alacak bu hastalığı" deyip hiçbir hareket yapmamasına kızıyorum. sürekli kızıyorum hatta ben ona içten içe.
bazen beni onu yıkamak zorunda bıraktığı için kızıyorum. yaşı 45 olmasına rağmen hala çocukça düşünmesine kızıyorum. neden fizik tedaviye gitmediğini soruyorum, cevap vermiyor, daha çok kızıyorum. kendisiyle ben çocukken çekindiğimiz sadece 1 fotoğrafın olmasına kızıyorum. beni hiç starpark a götürmediği için kızıyorum. iyileşip birlikte puro yakacağız vaadimin hiç gerçekleşmemesinden korkuyorum ve bunun için ona daha çok kızıyorum.
ve o bana bir kere gülümsüyor.
tüm düşünceler uçup gidiyor bir anda. o al yanaklarını, bana da miras kalan yüzündeki kocaman sırıtışı bana bahşedince, her şey uçup gidiyor.
sonra sen sadece ol diyorum baba, sadece nefes al, yürüyemesen de bana yeter diyorum.
o bunları duymuyor, ama biliyor.
'ne zaman uzaklaştık birbirimizden? ne zaman yabancı kaldık birbirimize? artık dizlerine oturma hakkımı kaybettiğimde mi ? yok sadece dizlerinin üstünden dizinin dibine taşınmıştım kedi yavrusu gibi ama yine yanındaydım. kız kıza konuşmalarımın sayısı arttığında mı? yok o zaman da değil.
biz hep dertleşirdik seninle ne zaman terk etti beni dert ortaklığın baba? ben kahramanı olduğum hikayeleri benim bir arkadaşım var o şöyle şöyle yapmış o zaman da böyle böyle olmuş diye değiştirip değiştirip anlattığım zaman mı? hayır, o zaman bile hiç bozuntuya vermez senin arkadaşın şurda hata yapmış, o arkadaşını sezdirmeden uyar tamam mı akıllı kızım derdin. sen ne zaman sustun baba? ne zaman kaçtın benden, annemden, kardeşimden? ne zamandır uzaksın bize? ne vazgeçirdi dünyadan seni böyle? ah babam canım babam!
hep kahramanımdın sen. ilk kez aşık olduğum da bile değişmedi bu. ona da hep seni anlatırdım. hep senle karşılaştırırdım gizli gizli. bence hep kıskanırdı o da seni, o kadar çok duymuştu ki adını tüm ilişki boyunca bir çekincesi olmuştu çocuğun. hep başka bir erkeğin gölgesinde hissetti kendini. baba. babam! çok sevdim ben seni. canımdan çok sevdim. çocuk kalbiyle işte büyük sevdim. o kadar büyüktü ki sığdıramadım kalbime; gözümle sevdim sana bakmaya doyamayarak, kulağımla sevdim keşke bir şeyler anlatsa da dinlesem diye diye, minicik ellerimle sevdim sana kocaman sarılarak, küçücük ayaklarımla sevdim sen uyanma diye uçlarına basarak. ben seni çok sevdim baba. insan hep çok sevdiğini üzermiş ya ben seni çok üzdüm baba. büyüdükçe sevgimi göstermeyerek, sevgimi haketmediğini düşünerek. çok utanıyorum baba! düşündüm sen ölsen ne olur diye hiç bir şey değişmez sandım. evet baba senin balığı ölünce oturup ağlayan kızın sen yaşarken senin ölümünü düşündü. nankörüm ben baba. acizim ben baba. seni hala çok seviyorum ben baba. affet beni babam! keşke sen susmasaydın, keşke ben seni konuşmaya zorlamasaydım, keşke sessizliğini paylaşabilseydim. özür dilerim baba. sana layık olamadığım için. ölümünü düşünmek yerine keşke sessizliğinin nedenini düşünseydim.
sen öldün baba gece rüyamda. daha önce de görmüştüm defalarca öldüğünü ama bu başkaydı baba. sahiciydi sanki. rümyamda keşke hiç konuşmasaydı da bir köşede otursaydı ama yaşasaydı dedim baba. utandım defalarca kendimden, çok kötüydü baba. ne olur sen ölme baba, benden önce ölme, tamam hiç konuşma artık benle kabul ama sakın ölme babam '
hayatımda duyup duyabileceğim en güzel iltifatı yapan adam.
sanırım 5 yaşında falandım ve babama neden bazı günler havanın güneşli bazı günler kapalı olduğunu sormuştum. babam ise bazen güneş doğmadan kalktığım zamanlarda güneşin benim güzelliğimi ve ışığımı kıskanıp saklandığını diğer günlerde güneş doğduktan sonra kalktığım için güneşin kıskançlığını sıcaklığı ile belli ettiğini söylemişti.
ilgisiz, müşfik, bencil, özverili, hoşgörüsüz, hoşgörülü, sert, yumuşak, tatlı dilli ve küfürbaz olanlarının dışında vizyonel*, misyonel*, sığ*, derin*gibi alışıla-gelmişin dışında çok sayıda özel modeli de mevcuttur.
Babamı seviyorum en çok. Bugüne kadar hep yanımda olan babamı. Ne kadar kırıp, üzsemde beni hiç bırakmayan, Hastalandıgımda, agladıgımda benimle beraber ağlayan babamı. Hani erkekler aglamaz derler ya yalan, erkekler en cok sevdikleri için ağlarlar biliyorum. Seni çok seviyorum babaam. Hep yanımda kal, Beni hiç ama hiç terketme.
Elindeki tüm imkanları bizim için seferber eden, yeri gelince anne yeri gelince baba olan o eşsiz insan. Babanın da iyisi kötüsü vardır şüphesiz ki. Ancak bir baba gözlerinizin içine bakabiliyorsa ve kocaman olduğunuz halde sizin sırtınızı sıvazlayıp ilgi gösterebiliyorsa işte o babadır. Anne sevgisinden çok daha karmaşıktır baba sevgisi.. Kimyası çözülmemiş bir sıvı gibi.. işte bundandır ki yetmez genelde babaların ömrü, çocuklarının ona sarılıp sarılıp sevgileri gösterebildiklerini görmesine.. keşfediyoruz bu karmaşık sevgiyi ve geç kalmamak dileğiyle..
küçükken hayran olduğun fakat büyüdükçe aslında hayatını mahveden ilk erkek olduğunu fark ettiğin kişi.
o kadar mahveder ki bazıları "baba" kelimesini kullanmak gelmez içinden , başkalarının babalarını kıskanmak gelmez içinden, hatta çocuklar doğurup birini "baba" yapmak bile gelmez içinden.
baba süpermandir,destekcidir v.s ama babasızlık bambaşkadır. eğerki birde sizi daha 17 nizi bile bitirmeden terkedip (vefaat) gitmişse geride sadece hatıraları kalmışssa çok acıdır. artık o ulaşılmaz,özlenen olmuştur. bir erkek için babasız kalmak çok ama çok zordur.hayatta kendini yanlız hissetirir depresyonlardan depresyon beğenirsiniz. ama ne olursa olsun eğer hala dik ve ayakta durup hayatın bütün yaptıklarına rağmen siktir çekebiliyorsanız işte gerçek baba sizsiniz.! babanızın değerini bilin. kaybedince herşey çok geç oluyor.
insana müthiş bi güven verir. arkanda baban varsa, sırtın yere gelmez. allah daha uzun seneler böyle hissettirsin bizleri. babasını kaybedenlere de sabır versin en büyüğünden.