her gün arayıp ne yiyip içtiğimi soran, cevabı ayrıntılı bir şekilde isteyen ve hiçbir zaman yeterli bulmayan kişidir. bu takıntının oluşmasında kendinin üniversitede zorluk çekmesinin etkisi büyüktür. kendisi köyden çıkıp izmire okumaya gitmiş, okurken gömlek satmış harçlığını çıkarmış, bir tanıdığın verdiği giysilerle mezun olmuştur. o yıllarda kendine geçtiği en büyük kıyak ise gömlek satışı iyi gittiğinde yediği köftedir. iyi ki varsın baba. allah yokluğunu göstermesin bize.
Bu adam benim babam
Sekiz köşe kasketiyle
Omuzunda sekosuyla hey!
Cebinde yok parası
Bafra'dır cigarası
Yüreğindedir yarası
Altı çocuk büyütmüş
Bir işçi maaşıyla
Bu adam benim babam hey!
Ağlama benim babam
Ağlama naçar babam
Kara gün geçer babam hey!
Bir kapıyı kapayan
Gene açar babam
Ağlama benim babam hey!
Ağlama mazlum babam
Ağlama naçar babam
Kara gün geçer babam hey!
Bir kapıyı kapayan
Gene açar babam
Allah büyük babam hey!
nadir istisnaları olmakla beraber kendisinin aslında ne kadar mantıklı, doğru kararlar verdiğinin anlaşıldığı an büyümüştür kişi. en azından ben de böyle oldu.
mark twain'in hoş bir sözü var bu konuda: "Ben 14 yaşındayken babam çok cahil bir adamdı. Gözüme görünmesin isterdim. Fakat 21 yaşıma geldiğimde hayrete düştüm; bizim ihtiyar yedi yıl içinde ne çok şey öğrenmişti!"
Adını yüzünü sesini unuttuğum adam... Hayalimde ki misin? yoksa kabuslarımki mi? Aklıma gelişin de kalbimi acıtan adam... En yakınimda sen terketmisken herkes terkeder diye dusunup durdugum, kime guvenirim ki...
bazen topraktır en karasından. su dökersin tazelenir, o zaman anlarsın güldüğünü.
eğilip o toprağa bir kırlangıç bırakınca hissedersin varlığını, var olduğunu.
gözyaşlarınla sularsın toprağını. bilirsin hiç birşey söyleyemeyeceğini ama anlatırsın ne var ne yok herşeyi.
görmediğin, hiç tanımadığın insanlar gibidir bazen hayatında, ne sesi ne de kokusu vardır hafızanda.
baba, insan hayatında önemli bir değerdir sonuç olarak, toprak olması bile yeter var olması için.
su an elimde olan mukemmel mario puzo kitabi. uzun zamandir okumak istiyordum ancak pek imkanim olmamisti. az kaldi bitecek heralde 200 sayfa falan var.
Ulan baba..
Sen suçlusun. Beni böyle yetiştirdiğin için.
Herkes çalarken en büyük şerefsizliğin çalmak olduğunu öğrettiğin için mesela.
Yada her erkek kadınlarla gönül eğlendirirken, bir kadına baktığımda bana kızdığın, kadın karşında soyunsa da sen hz yusuf olacaksın, haysiyetin, onurun olmalı dediğin için. Elimden tutup erkek yapar demediğin için. Sözü yerine getirmemenin ölümden kötü olduğunu, kadına el kaldıranın en aşağılık kişi olduğunu tüm çocukluk boyunca beynime kodladığın, elime oyuncak silah yerine kitap verdiğin, kafama vura vura kitap okuttuğun için çok suçluyorum seni.
Ulan baba.
25 yaşındayım ve hala bu öğrettiklerine derinden bağlıyım. Sen şimdi tanrının yanındasın ama bu sözlerin hiç bırakmıyor yakamı.
Bak oğlum şöyle ol, böyle ol, erkeklik zorba olmak değildir, kadını malın görmek değildir, mesele erkek olmak değil şerefli erkek olmak dediğin günleri hatırlıyorum. El pençe dururdum karşında. Sen otur diyene kadar oturamazdım bile karşında.
Amk 25 yaşındayım. Benim yaşıtlarım her gün başka kadının kollarında uyanıp hayatı seks para alkol üçlemesinden görürken ben senin değerlerine sadık, -geri kafalı- bir erkek oldum çıktım.
Ulan baba.
Keşke göster amcalara pipini diye yetiştirseydin beni, önemli olan kadın erkek değil önemli olan vicdan ve şeref diye diye değil...
21. Yüzyıldayım. inan bu nesile uymuyorsam suçlusu sensin peder.