kişiye yıllarca bakıp büyüten, hastalanınca çok üzülen, kişinin vefatına kadar başında kalmasını istediği kişidir. bazen insanın babası yanında olsun, başka bir şey istemez. kısacası babamız bizim her şeyimizdir.
kendi tabiriyle fes' in sohbet zırzopundan slm yazarak girdiği muhabbeti by diye sonlandıran insandır. ne yapayım, o da iki binler gençliğini böyle anlamış, böyle yapıyor sohbetini imha mı edeyim adamcağızı?
cok sey yazdim ve sildim. ne olursa olsun o bir babadir, özeldir. dünyada neler neler vardir. bugüne kadar sahip cikmistir, bütün küfürlere, tatsizliklara, beddualara, sorumsuzluguna göz yummak gerekir. üzerimizde hakki vardir. seviyor muyum ? hayir, hem de hic. cok öfkeliyim, seytan dürtüyor, hakaret edesim var yasananı düsündükce ama öyle ya da böyle bu babaya nankörlüktür. lakin sunu demeden olmaz, haksiz yere beddua etmesi yok mu! insanlar yaslandikca cocuklasirmis, ama masumlasmazlar.
keske beni sevseydin be baba. oysa ben ömrüm boyunca sen belli etmesen de, kendimi buna inandirmistim. bana öyle olmadigini ispatlayali bugünle birlikte bir hafta dört gün oldu, hic konusmadim. bundan sonra sana baba da demeyecegim. dert olmaz degil mi ? nede olsa sende yavrum, cocugum, kizim demedin hic, en azindan isin düsmediginde. kücük emrah gibi olacak ama, tanimadigim bir amca bana kizim dediginde ona karsi hemen bir sempati beslerdim. ah, cok sükür bugünlere jonathan. annem melek gibi, ama o da mutsuz iste. ahh sınanma dünyası, sıkalım dişimizi bebek.
sevgi , aşk , bağlılık , sadakat , mutluluk , güven , manevi ve madi destek hayatın sana sunabileceği bütün güzel duyguların bir bedende toplanmış halidir ''baba'' dır.
insanın içini ürperten bir kudreti vardır babaların..
çekincelerin korkuların hep o ne der üzerine kuruludur çocukken.
büyüdüğün zaman anlarsın korkulacak bir şey olmadığını...
bir gün usulca çekip gider hayatından
ve sen sıcacık ellerini özlersin..
yavrum bir bardak su verir misin? diye başlayan cümlenin ardından gelecek o cümlededir hep kulağın..
güzel kızım bugün neler yaptın gel anlat bakayım..
saatlerce konuşursun onunla. bazen gurur duyan gözlerle bakar.
için ısınır, sarılıp kocaman öpersin yanaklarından..
bıyıklarındaki bira köpüklerine bakıp kahkahayı basarsın bazen..
sıcacıktır gözleri..
sonra seni boyununda gezdirdiği maçlar gelir aklına.
şampiyon olalım sana kocaman bir beşiktaş bayrağı alacağım der..
onlarca beşiktaş forması alır seni mutlu etmek için.
her maçta bir tanesini giyelim der.
kışın en soğuğunda bile sıcacıktır elleri.her zaman ısıtabilir seni.
ve o ellerin seni hiç bir zaman bırakmayacağını hep bilirsin içinde bir yerlerde.
bunun içindir belki sadece küçük parmağını sıkıca tutman.
sen bıraksan da o bırakamaz hiç elini..
gözlerimi kapattığım her an yanımdasın yorgun demokrat..
ve ben yaşadıkça hep daha fazla özleyeceğim seni..
nefret dolusu bir lağım çukurudur. kiminin var kiminin yok... olanlar şanslıdır, belkide düştüğünde onu yerden kaldıracak bir babası olmayanlardır şanslılar. onlar hayatı anlarlar hayatı anlamış bir babayı değil.
çocuğunu yetiştirir, babasına benzesin diye ama genelde ters teper, adalet kavramının siyah beyaz dengesinden midir bilinmez. parası vardır, sana bakarak sevgini satın alabileceğini sanır ama beceremez . karşısında çocuğu değil kendini görmek ister bu can tatlısı şey. öğretmez, benimsetir.
bir kıza bir erkeği sevmeyi öğreten adamdır. birini sevmeyi ilk babanızı severken öğrenirsiniz. hem korkar, hem saygı duyar, hem seversiniz. candır can.
dişi bireylerin hayatındaki en önemli rolü taşıyan kişidir gözümde.
iyi, kötü, sevecen, soğuk, korkutucu, canayakın, destekleyici, köstek olucu, geniş, sığ, nasıl olursa olsun, kadının hayatına bir şekil vermiştir. üstelik nasıl bir baba olursa olsun, o hayatın iyi yönlerinin mimarıdır.
çok mu sert, hiç destek olmadı mı, sevgisini göstermedi mi; kadın buna rağmen iyi bir yerlere gelmeye çalışır, bu yüzden aradığı erkek sevgisini gösteren bir erkek olur, kendisini korumayı, kendine güvenmeyi bir şekilde tüm olumsuzluklara rağmen öğrenmiştir.
destekleyici mi, sevgisini her zaman gösterdi mi; evet, bu kadın için hayat kesinlikle daha kolay olmuştur, ama çizdiğin yolun sonucu yine aynıdır bana göre.
çocukken, akşamın 8' inde eve dönendir. sebebiyse, yavrularına rahat bir gelecek hazırlama telaşıdır büyük adamın. kalp krizi geçirmiştir ama yine de yılmaz, kısa sürede toparlanıp çalışmaya, mücadele vermeye devam eder. sözlerinde öyle şeyler saklıdır ki... dünyanın bütün kütüphaneleri dolaşılsa bile bulunamayacak bilgi hazineleri sunar.
hiç batmayan bir güneştir, yuvasının üzerinde. asla batmasın.
hayallerin, özlemin, sevginin, saygının, korkunun, birleştiği kelime. varlığıma mana yükleyen, özlemine bile doyamadığım, kokusunu her an iliklerimde hissettiğim; yüceliğini, koruyuculuğunu, varlığıyla verdiği desteği sonradan öğrendiğim, son nefesi rahat alması için kendimi feda edebileceğim, ona sarılmaya bile cesaret edemediğim, heybetiyle, oturuşuyla, efendiliğiyle; benim her şeyim. babam.
son günlerde, nasıl diyor siz?! nowadays, kendimi yerleştirdiğim profil. resmen tek arzum oğlum gelsin benden para istesin, bilgisayar istesin, bisiklet istesin, sinemaya götürmemi, futbol oynatmamı istesin falan. omzuma alayım uçurayım. akşam işten yorgun argın eve geldiğimde cebimden çıkardığım çilekli lila pause mutlu etsin onu (ülker çikolatalı gofret mi alıcam lan çocuğuma?!).
şımartayım istiyorum. şımartılmadığım kadar şımartayım istiyorum onu. yaşamadığım kadar yaşatayım onu ben. her istediği olsun istiyorum. bisik demeden bisikivereyimasldkjshsjd oha. bisikleti veri vereyim yani. sokaklarda büyüsün ama ben onun götünden ayrılmayayım, çaktırmadan takip edeyim. düşe kalka büyüsün, ben de onunla düşüp kalkayım. düşmeyi de kalkmayı da ben öğreteyim, benimle öğrensin. çok sevsin babasını, benim sevdiğim gibi sevsin, daha da çok sevsin. sonra biraz büyüsün baba kızla buluşcam para versene hafız desin. hasiktir ordan diyip girişeyim falan buna. arkadaş misali baba olayım ama gerektiği yerde arkadaşlarına "benim babam çok kafa adamdır ama an gelir bir bakışıyla susturur" falan desin. kızayım ona, çok kızayım ama bilsin onu kendimden çok sevdiğimi. bilsin onun iyiliğini istediğimi. ibne olduğunu düşüneceği kadar büyüyene kadar koynumda uyusun istiyorum. sonra siktirsin gitsin zira hala uyumaya devam ediyosa ben de düşünürüm ibne mi acaba diye. evdeki kırılabilecek her şeyi kırsın, annesini deli etsin, annesi bana şikayet etsin ben de kalanları kırıp çocuğumla kaçayım annesinden. akşam siniri yatışınca usulca eve dönelim üstümüz başımız leş gibi.
sonra büyüsün, üniversiteye gitsin, askere gitmesin. hafif hafif ayrılsın yuvadan. biz sıkıcı gelelim artık ona. benim yanımda herhangi bir yaşlıyla konuştuğu gibi konuşmaya başlasın, sıkılsın. ben oğlum benim yanımda sıkılmasın diye kasayım, üzüleyim. sonra aşık olsun o da. büyüyüp adam olsun. evlensin, tamamen ayrılsın yuvadan. izin günlerinde, bayramlarda falan gelsin annesiyle babasını ziyarete. sonra onun da çocuğu olsun, benim yaşadıklarımı o da yaşasın. böyle sürüp gitsin bu süreç.
ve ben de bana bunları yaşatan, bana evlat veren, hayatını veren kadınla başbaşa kalayım. ne de olsa ihmal ettik 20-30 sene. kalan günlerimde de onun gönlünü almaya, kendimi affettirmeye çalışayım.